Altı asır dünyaya hükmeden bir cihan devletinin doğuşu....
“Tarih neden yazılır, neden okunur? [Elbette] tarih, gençlere kendi geçmişlerini sevdirmek veya onları kendi geçmişlerinden soğutmak için yazılır. Ülkemiz ve tarihimiz ne yazık ki (…) art niyetlerle yazılmış eserlere şahitlik etti!
“Biz, devlet ve millet olarak Osmanlı Devletini ne ölçüde biliyoruz? Osmanlı ve Osman Gazi ile ilgili bilgilerimiz ne kadar doğru? Osmanlı’yı gençlerimize ne kadar tanıttık, ne ölçüde sevdirdik?
“Şimdiye kadar resmî olarak öğretilen Osmanlı tarihi ve Osmanlı Devletinin kuruluş yılları maalesef ‘sebep - sonuç,’ ‘yükseliş-duraklama-çöküş’ kelimeleri arasına sıkışıp kaldı! ‘Osmanlı ahlâkı, estetiği, inancı, idealleri, maneviyatı, devleti, felsefesi, kökleri, ülküsü, sabrı, kuşatıcılığı ve san’atı’ ne yazık ki hakkıyla ortaya konulamadı…”
OSMAN GAZİ, ŞEYH EDEBALİ VS.
Yukarıdaki satırlar—ki aşağıda bahsedeceğimiz kitabın “takdim” yazısından alınmıştır—Türkiye’deki “tarih öğretimi”nin, bilhassa “Osmanlı” bil- gisinin hâl-i pürmelâlini “nispeten” ortaya koyuyor. Şüphesiz buradaki görüşler için “iddia değil, gerçeğin bir parçası” denilebilir!
Evet, içinde tarih konularının da yer aldığı bir “sosyal bilgiler” dersi öğretmeninin kaleminden çıkan bir “Osmanlı’nın kuruluş hikâyesi” kitabıyla karşı karşıyayız. “Sır İçinde Sır” adını taşıyan kitap “roman” türünde, 1299-1922 yılları arasında 623 yıl müddetle, yani altı asır boyunca dünyaya hükmeden cihan devleti Osmanlı’nın nasıl ve hangi şartlarda kurulduğunu hikâye ediyor. (Elimizdeki nüsha Mayıs 2013 tarihli “ilk baskı” olup, 10,5 x 17,5 cm ebadında ve 220 sayfa.)
Yine “takdim”e dönecek olursak, orada kitap hakkında şu bilgiler verilmekte:
“Elinizdeki eser, Osmanlı Devletini, Osman Gazi’yi ve kuruluş yıllarını son derece canlı bir dille anlatıyor. Okuyanı alıp bazen Şeyh Edebali’nin sohbetine, bazen Söğüt - Domaniç yaylalarına; bazen de at kişnemeleri, kılıç şakırtıları ve alperenlerin ‘Allah Allah!’ nâralarının tam ortasına bırakıyor... İşte o anlarda siz âdeta Osman Gazi’nin bir silâh arkadaşı oluyorsunuz veya Şeyh Edebali’nin sohbetini dinleyen bir gönüldaşa dönüşüveriyorsunuz!”
HASBÎ VE İHLÂS YÜKLÜ ATMOSFER
Aynı yazıda işbu kitapla ilgili sitayişle bahis devam ediyor. Şöyle ki:
“Bu kitap, okurlarını 21. yüzyılın dijital ve sanal dünyasından alıp 700 yıl öncesinin ‘hasbî, samimî ve ihlâs yüklü’ atmosferine taşıyabilecek niteliklere sahip!
“‘Sır İçinde Sır,’ Osman Gazi’yi, hayatını, dâvâsını, çilesini, mücadelesini ve ideallerini gençlerimize sevdirecek bir biçimde kaleme alındı. Osmanlı’nın şanlarla şereflerle dolu o ilk yılları sayfalara nakış nakış, harf harf, kelime kelime işlendi. Eser o yılları bir kere daha başarıyla canlandırması yönüyle oldukça etkileyici! Öyle ki okur aynı sayfalarda hem savaşlara şahitlik ediyor, hem de ‘keçeci, demirci, çömlekçi’ gibi el san’atlarının ustalarından nice sırları öğreniyor; kimi anlarda da bu dünyanın gamından kederinden sıyrılıp, bir rüyanın kanatlarına konup manevî âlemlerde seyahat ediyor…”
KAPAK YAZISI
“Şafak sökerken, Osman Gazi ve askerleri Söğüt’ten Domaniç’e, Domaniç’ten Yarhisar’a doludizgin at sürdüler. Hepsinde büyük bir dâvâya inanmışlık ile ‘Allah’ın yüce adının uzak coğrafyalara taşınması’ ideali var[dı]. Bu büyük komutan ve askerlerini İnegöl bekliyor, Bursa bekliyor, İstanbul bekliyor[du]; daha ötede Rumeli, Balkanlar, Avrupa, Afrika ve Asya bekliyor[du]! İnsanlık çok bunalmış, Osman Gazi ve evlâtlarını bekliyor[du]. Bu büyük beklentilere cevap, Söğüt ve Domaniç’te hazırlanmaktaydı. Gizlenen sırrın kapağı vakti gelince açılacak, dünya büyük bir serüvene şahit olacaktı…”