Demokratik rejimlerde “olmazsa olmaz” şartlardan biri de hiç şüphesiz belli aralıklarla yapılan seçimlerdir.
Seçimler ise, rakipler için yarış zeminidir. Centilmence yapılması gereken bu yarışı savaş havasına sokmamalı. Aksi hâlde, son derece sakıncalı durumlara sebebiyet verir. En başta hukuk ve demokrasi zarar görür.
Evet, “seçim yarışı”nı tutup “seçim savaşı”na çevirenlerin hukuk ve demokrasiye olan bağlılıkları sorunludur, şüpheli ve şaibelidir. Zira, savaş hukuku ve ahlâkı başkadır, seçim hukuku ve âdâbı başkadır.
Dolayısıyla, herkesin bu savaş ile yarış farkını bilerek hareket etmesi lazım, hatta elzemdir. Aksi halde, kim olursa olsun, tevessül ettiği usûlsüzlüklerin geri tepen enkazı altında kalır, ezilmekten kurtulamaz olur.
*
Halihazırda devletin başında bulunan, ülke yönetiminde hükmünü icra eden “lider odaklı” bir siyaset vardır. Bu tarz-ı siyaset, kendi mantığı içinde bir çaba sergiliyor, bir gayret gösteriyor. Özetle, hemen her konuda kendince bir strateji geliştiriyor.
Haliyle, herkesin bu siyasete fikren karşı olma, karşı gelme hakkı vardır. Vardır var olmasına, lâkin seçim yarışını savaş havasına sokma eğilinde olan iktidar cenahı, rakiplerin ve muhaliflerin hemen tamamını hainlikle, terör yandaşlığıyla, yahut düşmanla bir olmakla itham etmekten hiç geri durmuyor. Ama, buna rağmen, yine de hukuk ve demokrasi çerçevesinde karşı gelme, muhalefet etme hakkını sonuna kadar kullanmak gerek.
Şu da var ki, sadece “karşı gelme hakkı” ile yetinilmemeli, sırf bununla iktifa edilmemeli. Öncelikle ve özellikle yeni fikirler serd etmeli, doğru, tutarlı, isabetli alternatifler geliştirmeli. Asıl haklılık, ancak bu sûretle ortaya çıkar. Yoksa, bir çoklarının yaptığı gibi sadece “Karşıyım karşı” nakaratı veya teranesiyle topluma hayır getirecek, fayda verecek siyasî reçeteler üretmek mümkün olmuyor, olamıyor. Nitekim, uzun süre de olmadı. Şimdi ise, durum nisbeten değişmeye başladı. İşte, Millet İttifakının ortaya koymuş olduğu o hacimli “Mutabakat Metni” bu açıdan da büyük önem taşıyor.
*
Demek ki, siyaseten orijinal fikirler serd etmek, iktidar siyasetine karşı alternatif geliştirmek pek âlâ mümkün. Mümkün olduğu içindir ki, geniş bir kitlenin ilgisini çekiyor, üzerinde ciddiyetler değerlendirmeler yapılıyor.
Yine de buna karşı çıkıp “Hayır, alternatif yok, mümkün değil” diyenlerin, bize göre hürriyet ve demokrasiye olan inançları arızalı, bağlılıkları problemlidir.
Arızanın büyüğünü hariçte-dışarıda değil, içeride arayıp bulunmalı ve ehil kimselerin marifetiyle sağlıklı bir tamirat cihetine gidilmeli. Unutmamalı ki, bünyeye fıtrata uygun bir cereyan verildiği takdirde, kast ettiğimiz o alternatif misyon canlanacak, şâhlanacak ve yeniden ihya olup siyaset zemininde hak ettiği mevkiye yükselecektir.
*
Evvel-âhir tavsiyemiz şudur ki: Siyasetle meşgul olanlar, siyasetin kaidesine göre hareket etsin. Hareket ve faaliyetini başka sahalara kaydırmasın. Hele hele sanki amansız bir düşman kuvvetiyle karşı karşıya gelinmiş gibi bir havaya girmesin. Yarışın savaşa çevrilmesine hem çalışmasın, hem böylesi bir gayretkeşliğine prim vermesin ve buna asla razı olmasın. Nihayet, düşman gözüyle baktığı rakipleri için tertiplenen bilumum engel ve tuzaklarla yarın kendisinin karşı karşıya geleceğini hiç hatırdan çıkarmasın.
Temenni edelim ki, şimdiden başlatılan seçim kampanyası tam bir centilmenlikle heyecanlı bir yarış havası içinde sündürülsün ve tamamına erdirilsin.