"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Basını hedef almanın yanlışlığı

Mehmet KARA
14 Nisan 2019, Pazar
Demokrasilerde dördüncü kuvvet olarak bilinen basının kaçıncı kuvvet olduğu hep tartışılır. Gün gelir birinci kuvvet olup ülkeyi yönetme görevini üstlenir, gün gelir tek taraflı yayınlarıyla ilk dörde bile giremez, itibarsızlaşır.

Bu durum basının yerini bilememesinden, görevini yapamamasından kaynaklandığı gibi iktidarda olanların baskıları ile de oluşur.

Özellikle son yıllarda basının tutumu hep tartışılıyor. Medya, okuyucunun ya da izleyicinin vazgeçilmez haklarından olan “Doğru haber alma hakkı” hiç gözetmez oldu. 

“Medyanın bir görüşü, bir duruşu, yayın ilkeleri, yayın politikası olacaktır. Medyanın ‘tarafsız’ olması da beklenemez, mutlaka tarafı vardır. Fakat, tek taraflı yayın da yapamaz, karşı tarafı aşağılayamaz” düşüncesi artık neredeyse hiç uygulanmaz oldu.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin’in, medyanın tek elde toplandığını, yüzde 90’ı “iktidar yanlısı” olan bir medya sisteminin içinde olunduğunu söylüyor olmasından da anlaşılacağı üzere medyanın bu durumda olması tek taraflı olmadığını gösteriyor.  

Bütün bunlar olduğunda da “Vatandaşın medyaya güveninin toptan sarsılması” kadar tabiî bir şey olmaz.

Özellikle seçim dönemlerinde basının hali içler acısı oluyor. Tarafı olduğu partinin haberlerini verirken, diğer haberleri ya gizliyor ya da hiç vermiyor. Kendi desteklediği tarafın suçlamalarını saatlerce canlı yayınlarken, suçlanan tarafın cevabını görmezden geliyor. Yani haber alma hakkını ihlâl ediyor.

Bir de siyasetçilerin basını ağır şekilde suçlamaları, basın üzerinde bir baskı unsuru olarak kullanılıyor.

Seçim meydanlarında “Haddini bil haddini, bilmezsen haddini bu millet patlatır enseni” diyerek gazeteciler eleştirilirken, seçim sonrasında isim verilerek medya kuruluşlarının hedef haline getirilmesi siyasetçilerin büyük yanlışlarından oluyor.

Aslında herkes yerini bilse, haber alma hakkına saygı gösterse, siyasetçilerin bu tehdit anlamına gelecek sözleri millet tarafından itibar görmez…

Basın hür olsa, hakaret etmeden, saygılı şekilde haberlerini verse, yorumlarını yapsa bundan hem ülke, hem eleştirilen, hem övülen kazançlı çıkar.

Eleştiri elbette yapılır, ancak yapıcı eleştiri her zaman hem medyanın hem de siyasetçinin itibarını arttırır.

***

Geçersiz oyun kriteri yok mu?

Demokrasi ve hukukun gerekliliği bir oy fazla alanın belediye başkanı olmasını gerektirir. 

Bu yüzden de demokrasilerde bir oyun anlamı çok büyüktür. Kaldı ki son seçimde bir oy farkla belediye başkanlığını kazanan insanlar var.

14 gün önceki seçim sonrasında yaşananlar karşısında akıllara şu sorular geliyor:

İstanbul’daki oylamada ilk sayımlarda 25 bin oya yakın Ekrem İmamoğlu ile Binali Yıldırım arasındaki fark 13-14 binlere nasıl indi? 

Seçim günü sandık sayımlarında geçersiz oy sayılırken seçime giren bütün partilerin görevlileri yok muydu? Onlar geçersiz saydıysa 10 binden fazla oy şimdi nasıl oldu da geçerli sayıldı ve bir başka adayın hanesine yazıldı. Ya da, ilk sayımda bu oylar nasıl geçersiz sayıldı?

Islak imzalı tutanaklarda AKP, MHP, CHP ve diğer partilerin temsilcilerinin imzaları varken niçin seçim sırasında tutanaklara şerh düşülmedi? 

Asıl sorulması gerekenler bunlar…

Kullanılan oyların geçersiz sayılmasının bir kriteri yok mu? İlk sayımda geçersiz sayılan oy nasıl oluyor da sonraki sayımlarda geçerli olabiliyor? Bu soruların cevabı bulunmazsa sandıklar hep tartışılır olacaktır. 

***

“Var sistem”li siyaset

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinden sonra yaşanan olaylar gerçekten de ibretlik. Sayımların bittiği andan itibaren bugüne kadar karşılıklı açıklamalar yapılageliyor. Birbirinden ilginç açıklamalar, yalanlamalar, tek taraflı yapılan açıklamalar ardı ardına gelirken, millet ittifakının adayı Ekrem İmamoğlu’nun bir açıklaması tebessüm ettirdi.

“Maç yaparsınız mızıkçı rakibiniz vardır ‘bana ne, bana ne’ der ya böyle bir şey bu. Vallahi ben gülüyorum. VAR sistemi kabul etti, hakem golü verdi. Her iki takımın taraftarı alkışlıyor. Bir-iki oyuncu sahada mızıkçılık yapıyor.”

Şimdi bu duruma gülelim mi, ağlayalım mı? siz karar verin…

Okunma Sayısı: 635
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı