"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ezânın aslına çevrilmesinin 72. yıldönümü... Menderes’in büyük hizmeti

Mehmet KARA
16 Haziran 2022, Perşembe 00:41
14 Mayıs 1950 seçimleriyle iktidara gelen Demokrat Parti hükümetinin Meclis’e sunduğu ilk kanun tasarısı ile 18 yıl boyunca Türkçe okunan ezan, 16 Haziran 1950’de aslına çevrilmişti.

MEHMET KARA - ANKARA
mkara@yeniasya.com.tr 

14 Mayıs 1950 yılından 27 Mayıs 1960 yılına kadar maddî ve manevî alanda büyük icraatlar yapan Demokrat Parti, Adnan Menderes ve kadrosunu farklı kılan iki temel faktör demokrasi ve millî iradeye samimiyetle inanmış olmalarıydı. 

72 yıl önce bugün Demokrat Parti’nin iktidara gelmesiyle birlikte Meclis’in ilk oturumunda ivedilikle ele alınmasını istediği ezanın “orijinal” okunmasını yasaklayan TCK’nin 526. maddesinin ikinci fıkrasının, 5665 sayılı kanunla kaldırılmasının tarihidir. 

Hicretin birinci senesinde 15 Haziran 622 tarihinde Bilâlî Habeşi (ra) tarafından okunmaya başlanan Ezan-ı Muhammedi, tâ ki 3 Şubat 1932’de Fatih Camii’nde; “Tanrı uludur, Tanrı Uludur, Tanrı Uludur, Tanrı Uludur” şeklinde okunana kadar... 

Diyanet İşleri Başkanının imzasıyla 18 Temmuz 1932 tarihinde bütün valiliklere gönderilen genelge ile ezanın sadece Türkçe okunmasına karar verilmiş, bu tarihten sonra Anadolu semalarında 18 yıl sürecek hapis ve para cezası baskılarıyla mânevî huzursuzluğa neden olacak bir dönem başlamıştı. 

İktidar 18 Temmuz 1932 tarihli Diyanet İşleri Başkanlığınca yayınladığı tamimle yetinmeyip 1939 yılında cezaî müeyyide konması için düzenlemeye gitmiş fakat gündeme alınamadığından 2 Haziran 1941 yılında 4055 sayılı Kanunla Türk Ceza Kanunu’nun 526. maddesine bir ilave yapılara k “Arapça ezan ve kamet okuyanlar üç aya kadar hafif hapis veya on liradan iki yüz liraya kadar hafif para cezasıyla cezalandırılır” hükmü ile cezaî yaptırım getirilmişti. 

İLK KANUN TASARISI 

14 Mayıs 1950 siyasi tarihimizde bir dönüm noktası olmuştu. 1931 yılında milletvekili seçilerek 30 yıl Meclis’te milletvekilliği yapan Adnan Menderes’in liderliğinde 1946 yılında kurulan Demokrat Parti iktidar oldu. 

Hükümet programının TBMM’de okunmasından on sekiz gün sonra, 16 Haziran 1950’de, ezanın Türkçe okunacağını düzenleyen yasa kaldırıldı. Söz konusu yasaya ilişkin tasarı, Menderes Hükümeti’nin TBMM’ye sunduğu ilk tasarı olması ve DP’nin önceliğinin ne olduğunu ortaya koyması bakımından dikkat çekicidir.  

14.06.1950 tarihli Kanun tasarısı gerekçesiyle birlikte Başbakan Adnan Menderes imzasıyla TBMM başkanlığına sunulmuştu. Başbakan Menderes TBMM Başkanlığına gönderdiği yazı da şöyle diyordu: “Türk Ceza Kanununun 526. maddesinin değiştirilmesi hakkında Adalet Bakanlığında hazırlanan ve Bakanlar Kurulunun 14.6.1950 tarihli toplantısında Yüksek Meclis’e sunulması kararlaştırılan kanun tasarısının gerekçesiyle birlikte sunulmuş olduğunu saygılarımla arz ederim.” 

GEREKÇEDEN: MÜSLÜMANLARA GEREKSİZ YERE HUZURSUZLUK VERİLDİ 

Gerekçede ise şu ifadeler yer alıyordu: “Anayasanın Türk vatandaşı için tabiî hak saydığı vicdan hürriyetinin dokunulmaz bir hak olarak hürmete lâyık görülmesi gerekir ve bunun tabiî olan din serbestisi her türlü müdahaleden âzade kalmak gerekirken ana kanunlarla korunmuş bulunan din ve vicdan hürriyetinden vatandaşı her hangi bir şekilde kısmen veya tamamen mahrum etmek ve bu hususu kanunî ceza teyitleri altında bulundurmak doğru olmaz...” 

“Müslüman Türklere sebepsiz yere manevî huzursuzluk veren böyle bir yasağın demokrasi ile idare olunan bir devlet nizamı içinde yer alabilmesinin doğru olmadığı fıkranın tayyi (kaldırılması) Müslüman Türklere huzur ve vicdan rahatlığı verecektir. Hem huzur hem de ana hak ve hürriyetlerden olan vicdan ve din serbestisini herhangi bir zorlama altında bulundurmamak sebeplerinden ötürü Türk Ceza Kanunun 526. maddesinde mevcut olup ezan ve kametin Arapça okunmasının memnuiyeti (yasağının) hakkındaki hükmün kaldırılması gerekli bulunmuştur.” 

TARİHİ GÜNÜN TUTANAKLARA YANSIYAN BÖLÜMÜ 

TBMM’nin tutanakları gerçek tarih belgeleridir. Bu tarihi olay TBMM tutanaklarına (Dokuzuncu Birleşim 16.VI. 1950 Cuma) şöyle geçmişti. 

Genel Kurul’da oturumun başlamasıyla söz isteyen Başbakan Adnan Menderes; 

“Muhterem arkadaşlar; Arapça ezan hakkında Demokrat Parti Meclis Grubunda verilen kararın gazeteler ve radyo ile yayınlanması neticesinde kanunî mâniin (engelin) kaldırılmış olduğu telâkkisinin (algısının) hâsıl olması ve bazı vatandaşların Arapça ezân okunması muhtemel olduğu için bu bapta hükümetçe Meclis’e sevketmiş olduğumuz lâyihanın (tasarının) bugünkü ruznameye (gündeme) alınmasını ve müstacelen (ivedilikle) müzakere edilmesini yüksek tavsiyelerinize arzediyorum.” diyerek konuşurken tutanaklara “DP sıralarından sürekli alkışlar arasında ve bravo sesleri arasında” yerine almış. 

Ardından Oturum Başkanı İstanbul Milletvekili Fuad Hulûsi Demirelli, “Arkadaşlar; Başbakanın bahsettiği, Türk Ceza Kanunu’nun 526. maddesinin tadili hakkındaki tasarının raporu Adalet Komisyonunca yazılmış, tabı ve tevzi edilmiştir. Yalnız aradan 48 saat geçmediği için gündeme alınmamıştır. Şu kadar ki, şimdi muhterem Başbakanın buyurdukları esbabı mucibeye dayanılarak Adalet Komisyonunun mazbatasında da tasarının hemen gündeme alınması ve ivedilik ve yeğlikle görüşülmesi Kamutaya teklif ediliyor. Bu itibarla yazılı teklifler karşısındayız. Bu teklifleri birer birer reyinize arz edeceğim. Evvelâ bunun gündeme hemen alınması teklifini yüksek reyinize arz ediyorum. Kabul edenler lütfen işaret versinler... Kabul etmeyenler... Kabul edildi. Şu halde tasarı gündeme alınmıştır.” 

Yapılan görüşmelerde sağlanan uzlaşı ile tasarının aleyhinde söz alınmadan ezan-ı Muhammedi’nin aslına döndüren kanun kabul edilmişti. 

Kanun aynı gün 16.6.1950 ve 1/9 numaralı yazı ile Cumhurbaşkanlığına iletilmiş Cumhurbaşkanı Celal Bayar da 16.6.1950 ve 4/533 sayılı yazıyla aynı gün onaylamıştır. 

Onaylanan Kanun 17.6.1950 tarihli ve 7535 sayılı Resmî gazetede ilan edilerek Mübarek Ramazan ayının ilk gününde yürürlüğe girmiştir.  

SİYASET DİNE HİZMET ETTİRİLDİ

Böylece, millete verilen söz yerine getirilmişti. Siyasetin dine hizmet ettirileceği, aksinin büyük cinayet olacağı ve dinin siyasete alet edilemeyeceği de ortaya konulmuştu.

Siyaset ve devlet adamı DP hükümlerinde Başbakan yardımcılığı, devlet bakanlığı, Bayındırlık ve Milli Eğitim Bakanlığı görevlerinde bulunan Tevfik İleri’nin şu sözlerini hatırlatalım: “Hayatımızda bizi mutlu edecek tek şey halkın sevgisine nail olmaktır. Allah bizi bu sevgiden mahrum etmesin… Bir doktor gibi kulağımızı halkın kalbine vermesini bildikçe bu millet bize oy verecektir. Görevde tutacaktır… Hiçbir şey düşünmeden, hiçbir şey beklemeden sadece bu millete hizmet edelim. Bu hizmet, milletin kalbinde her zaman lâyık olduğu yeri bulacaktır…” 

Ezân-ı Muhammedinin (asm) ihyasına öncülük ederek ezânımızı hürriyetine kavuşturan İslam Kahramanı Adnan Menderes’i ve arkadaşlarını rahmet ve minnetle anıyoruz. 

Okunma Sayısı: 1846
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • S.topuz

    16.6.2022 15:45:54

    "Rivayette var ki: "Âhirzamanda, Allah Allah diyecek kalmaz." لَا يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلَّا اللّٰهُ bunun bir tevili şu olmak gerektir ki: "Allah!. Allah!. Allah!. deyip zikreden tekyeler, zikirhaneler, medreseler kapanacak ve ezan ve kamet gibi şeairde ismullah yerine başka isim konulacak" demektir. Yoksa umum insanlar küfr-ü mutlaka düşecekler demek değildir. Çünki Allah'ı inkâr etmek, kâinatı inkâr etmek kadar akıldan uzaktır. Umum değil, belki ekser insanlarda dahi vukuunu akıl kabul etmez. Kâfirler Allah'ı inkâr etmiyorlar, yalnız sıfâtında hata ediyorlar. Diğer bir tevili şudur ki: Kıyamet kopmasının dehşetini görmemek için, mü'minlerin ruhları bir parça evvel kabzedilir; kıyamet, kâfirlerin başlarında patlar." Şualar - 584

  • S.topuz

    16.6.2022 15:45:02

    "İkincisi: Bir kısım hadîsler İslâmların ekseriyeti noktasında veya hükûmet-i İslâmiyenin veya merkez-i hilafetin nokta-i nazarında vürûd ettiği halde, umum ehl-i dünyaya şâmil zannedilmiş ve bir cihette hususî bulunduğu halde, küllî ve âmm telakki edilmiş. Meselâ, rivayette vardır ki: "Bir zaman gelecek, Allah Allah diyen kalmayacak." Yani, zikirhaneler kapanacak ve Türkçe ezan ve kamet okunacak demektir." Şualar - 580

  • Toygar

    16.6.2022 08:30:22

    Allah rahmet eylesin.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı