AKP’de bir “medya operasyonu” yapıldığı, televizyonlardaki tartışma programlarında gazeteciler yerine 20 milletvekilinin belirlendiği konuşulurken, bazı gazeteciler artık ekrana çıkmayacaklarını bile açıklamıştı.
Ancak iktidar milletvekillerinden emeklilere yönelik peş peşe gelen açıklamalar, eski uygulamanın aynen süreceğini gösterdi.
AKP eski milletvekili Şamil Tayyar, “Bazı vekillerin ekrana çıkmaması daha iyi olur. Her gafa her gün yenisi ekleniyor. Ekran ısrarı sürecekse, öncesinde bazılarının diline biber detoksu gerekiyor” sözleri de adeta bu durumu doğruladı.
Açlık sınırının 31 bin lirayı, yoksulluk sınırının 100 bin lirayı geçtiği; en düşük emekli aylığının 20 bin, asgarî ücretin 28 bin lira olduğu bir ortamda, 17 milyon emekliyi rencide eden açıklamaların ardı ardına gelmesi hem emeklileri hem de çalışanları öfkelendirdi. Üstelik beş emekli maaşı bile yoksulluk sınırına ulaşamazken…
***
“KURU EKMEK”TEN SONRA…
Meclis Genel Kurulu’nda söylenen “kuru ekmek buluyorlarsa aç değillerdir” sözünü dahi gölgede bırakan açıklamalar geldi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın bir simidi üçe bölüp emeklilere dağıtması, grup başkanvekilinin emekliler ve asgarî ücretliler için “gariban” ifadesini kullanmasıyla başlayan süreç, her gün yeni bir örnekle devam etti.
En düşük emekli maaşının 20 bin liraya çıkarıldığı günlerde, Tekirdağ Milletvekili Mestan Özcan’ın emekli maaşıyla birlikte yaklaşık 500 bin liraya ulaşan gelirinin kendisine yetmediğini söylemesi tepki topladı.
En büyük tepki çeken ve bardağı taşıran da CHP’den AKP’ye geçerken asker selâmı veren Hasan Ufuk Çakır’ın, “20 bin TL mi emekli maaşı diye tepinip duruyorlar. Kardeşim, sen İsviçre’de yaşamıyorsun! Şu yanında Yunanistan var, bu tarafta Ermenistan, alt tarafta Suriye...” sözleri oldu.
Bu sözler, rencide etmenin de ötesine geçti.
Sonradan “yanlış anlaşıldık” denildi. Oysa siyasetçinin en çok dikkat etmesi gereken şey, ağzından çıkan sözdür. Söz ağızdan çıktıktan sonra edilen özrün artık bir anlamı kalmıyor.
Ardından Grup Başkanvekili Mehmet Emin Aktaş’ın, “Gabar’dan çıkarılan petrol ile refah artacak, bu refah emeklilere de yansıtılacak” açıklaması emeklileri bir kez daha hayal kırıklığına uğrattı.
Emekli ve asgarî ücretli son derece zor şartlar altında hayat mücadelesi verirken yapılan bu tür rencide edici açıklamalar, iktidarın emekliye bakışını açıkça ortaya koydu.
İktidar dana önce geçim sıkıntısını “dış güçler”, “beka”, “vatan” söylemleriyle gölgelemeye çalışırken, bugün gelinen noktada “şov yapmayın”, “emekli maaşı üzerinden tepinip durmayın” deniliyor.
Emekli ve çalışan aç, yoksul, öfkeliyken, bu dili kullanmanın adı, milletten kopmaktır.
Bakalım iktidar milletvekilleri milleti üzmek adına daha neler yapacak daha neler söyleyecek?
***
ENFLASYON GELENEĞİNİ BOZMUYOR!
TÜİK’in Ocak ayı enflasyonunu 4.84 olarak açıkladı. Kasım’da, yüzde 0.87, Aralık ayında yüzde 0.89 olan enflasyon, bir ayda beş kat arttı.
Gelenek hiç değişmiyor! Maaş zamlarının belirlendiği dönemlerde enflasyon düşük çıkarken, ardından hızla yükseliyor.
2022’de aralık ayında yüzde 1,18 olan enflasyon, Ocakta 11,10’a;
2023’te Aralıkta 2,93 iken Ocakta 6,65’e;
2024’te Aralıkta 2,93 iken Ocakta 6,70’e çıktı.
2025’te ise Ocak ayında 1,30 olarak açıklanan enflasyon, Aralıkta 5,03 oldu.
Bunun adı tam olarak bir TÜİK klasiğidir.
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, artışı hava şartlarıyla açıklıyor. Oysa Aralık ayında da kar ve soğuk vardı.
Şimdi soru şu: Bir ayda ne değişti de enflasyon 0,89’dan 4,84’e çıktı?
Aralık ayı enflasyonuna göre yapılan zam daha cebe girmeden eridi.
Sıfıra sıfır, elde var sıfır…