Göreve geldiğinden beri saldırmadığı yer kalmayan ABD Başkanı Donald Trump “delilikleri” bitmek bilmiyor. Tabiî onun bu delice politikası yüzünden masumlar ölüyor. Dünyayı adeta bir savaş alanına döndürdü.
Göreve gelir gelmez Kanada’yı topraklarına katıp eyalet yapma isteğiyle başlayan Trump, Danimarka’nın toprağı olan Grönland’ı satın almak istiyor. Petrolüne el koymak için bir ülkenin Devlet Başkanını (Venezuela, Maduro) ve eşini evinden alıp ABD’ye götürüp, hapse atıyor.
Pakistan ile Afganistan arasında savaşın başladığı ve kardeş kanının döküldüğü günlerde, ABD’nin de desteği ile İsrail, İran’a savaş açtı. ABD ile İran arasında “barış görüşmeleri” devam ederken haksız ve hukuksuz bir şekilde füzelerle İran’ı vurdu. İsrail ABD’nin onayı, desteği ve kışkırtması ile İran’ın dinî lider Hamaney’i; torununu, kızını, damadını başta olmak üzere Savunma Bakanı, Genelkurmay Başkanı ve üst düzey komutanları öldürdü. O günden bu yana da bombalamayı sürdürüyor. Buna karşılık da İran, İsrail ve Körfez ülkelerindeki ABD üslerini vurmayı sürdürüyor.
7 Ekim 2023’ten beri Gazze’de taş üstünde taş bırakmayan, 70 binin üzerinde insanı öldüren, okulları, camileri, hastaneleri bombalayan İsrail; bir yandan Suriye topraklarını işgal ediyor, diğer yandan Lübnan’a saldırıyor.
Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın da ifadesiyle, gözü dönmüş ikili çete bütün dünyaya meydan okuyor; uluslararası camia ve ülkeler ise sessizce bu katliamları izliyor! “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” mantığıyla izlemekle yetiyor.
***
MÜSLÜMAN ÜLKELER İŞGAL EDİLİRKEN SESSİZ KALINDI
Tıpkı, ABD’nin Irak, Afganistan, Libya’ya, Suriye’ye “demokrasi getireceğiz” diye savaş açıp ülkelerin petrolüne çökmesinde ve insanları öldürmesinde sessiz kalındığı gibi.
Bundan cesaret aldıklarından bu ikili katil çete sağa sola saldırmaya devam edecektir. “Demokrasi getireceğiz” denilerek ülkeler işgal edildiğinde yıllardır sessiz kalındığı için, bugün Ortadoğu’da yaşanan yıkım karşısında da caydırıcı bir rol üstlenilemiyor.
Savunma Bakanlığının adını “Savaş Bakanlığı” olarak değiştiren bu anlayış, İran’da “rejim değişikliği” veya “önleyici savaş doktrini” perdesi altında İsrail’in güvenliğini sağlamayı, kendisine biat edecek yönetim getirerek “İsrail’e en büyük tehdidi” ortadan kaldırmayı hedefliyor. Amaçlarından biri de Venezuela’da olduğu gibi İran’ın petrolüne “çökmek.”
***
AB BÖLGESİNİ TEHDİT EDİYOR
İsrail’in Gazze’deki işgaline ve on binlerce insanı öldürmesine Avrupa’dan yüksek sesle itiraz eden İspanya’yı bile tehdit ettiğine göre, dünya ABD-İsrail ikilisine sessiz kalırsa, bu ikili durmayacak ve sağa sola saldırmaya devam edecektir.
Uluslararası hukuk tamamen ayaklar altına alındığı, hiçbir kriterin, hiçbir değerin dikkate alınmadığı bir dönemde; sessizliğe karşı, “Susma, sustukça sıra sana gelecek” ifadesi anlam kazanıyor.
Sorulması gereken soru şu: Bu gidişatı kim durduracak?
Dünya büyün bir imtihan içinde. Uluslararası hukuk uzun zamandır ağır bir sınavdan geçiyor. Birleşmiş Milletler kararları çoğu zaman vetolara takılıyor.
Dünya, hukuku ve barışı savunmak için ne zaman birlikte hareket edecek?
Eğer bu ikili katil çete durdurulmasa dünya imtihanı kaybedecek. Dünya büyük bir ateş çemberine girecek…