"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İktidar bağımlılığı ve daha başka şeyler...

Mikail YAPRAK
15 Ekim 2020, Perşembe
İnsanların ekseriyetle dünyaya yoğunlaştığı, endişe ve merakını dünyaya hasrettiği bir hengâmede; mânen, fikren ve fiilen bütün bunların uzağında kalabilmek, bütün bunlara çok daha başka bir zaviyeden bakabilmek ve çok daha başka şeyler yazabilmek..

Sanki yabancısıymışız gibi gösterilen, ama hâlâ saadetimizin ve istikbâlimizin teminatı olan ve özbeöz “bizim” olan başka şeyler...

Aslında hiç de “başka” olmayan; bilâkis meslek ve meşrebimizi, maneviyatımızı, fikriyatımızı, ruhumuzu, dünya ve ahiret saadetimizi yansıtan, ama birileri tarafından kasten “başkalaştırılan” başka şeyler...

Gazetemizin kuruluşundan bu yana elli yıllık; Üstad ve Risale-i Nur itibariyle de yüz yıllık mazisiyle birebir bağdaşan, ama bugünkü “muhalefetsiz iktidar”ın anaforuna kapılan eski dostların bile hazmedemediği başka şeyler... 

“İktidar bağımlılığı”nın müzmin ve çaresiz bir hastalığa dönüştüğü, muhalefetin çaresiz kaldığı bir süreçte dili sürçtürmeden başka şeyler konuşup, başka şeyler yazabilmek..

Aslında bu başka şeyleri gazetemiz her gün nazara veriyor. Ama üzülerek ifade edelim ki, bizzat bazı okurları tarafından bile o başka şeylere çok bakılmadığı, okunmadan bir kenara bırakıldığı için, günübirlik siyasetlerin dejenerasyonundan kurtulunamıyor. 

Bunun en büyük sebebi de; iman ve din ehlinin, “iktidar bizdendir” tevehhümüyle rehavete kapılmalarından kaynaklanıyor.

Böylece, hem de Hazret-i Bediüzzaman’ın mübarek lisanından çıkan, “iktidarı inkâr ediyorum” demenin tam da zamanı gelmiş oluyor. 

Üstad’ın bu ifadesinin geçtiği cümlelerin açılımında, saltanatı hedefleyen dünyevî iktidarların da bu ifadenin kapsamı dışında kalmadığını görürüz.

Emirdağ Lâhikasında hakikatli ve uzun bir dersin içinde yer alan ifadeler şöyledir:

“Zaten ben nasıl tabiatı, icad itibarıyla inkâr ediyorum. Ve Risale-i Nur bunu kat’î ispat etmiş. Öyle de, beşeri gurura, enaniyete, firavunluğa sevk eden iktidarı da, tabiat gibi inkâr ediyorum.”

Üstad bu beyanıyla, gerek maddeten, gerekse siyaseten gurura ve enaniyete kapılarak her şeyi kendinden bilen bir iktidarı, yani maddî ve siyasî güç gösterisini “yok” sayıyor, “ademe-yokluğa” mahkûm ve hükümden iskat ediyor. İlâhî ve sonsuz kudrete nazaran, beşerî iktidara bir paye vermiyor. 

Burada bir noktaya özellikle dikkat lâzım. Tabiatı, sadece “icad” itibariyle reddediyor. Yani tabiatta bir güç, bir irade, bir icad kabiliyeti yoktur. Sadece Cenâb-ı Hakk’ın san’at ve rahmet eserlerini neşreden bir kitap hükmündedir.

İnsanoğlunun kendi icadı gibi zannedilen fen ve teknoloji sayesinde sahip olunan güç ve iktidar da insanoğluna ait değildir. Ama insanlar, bu keşfiyatları kendilerinden bilip; gurura, enaniyete ve firavunluğa saparak, kendilerinde bir güç ve iktidar vehmederek, Allah’ın sonsuz kudretini inkâr ettikleri zaman, Bediüzzaman gibi Kur’ân ilmine mazhar olan bir zat da, onların bu sahte iktidarlarını inkâr edecektir ve biz de inkâr ediyoruz.

Aynı şekilde siyaseten de gurura, enaniyete ve firavunluğa saparak, güç ve iktidarın kendilerinde olduğunu zanneden nice zalimler şimdi toprak altında azap çekerlerken, onların halefleri hâlâ aynı inadı sürdürmeye devam ediyorlar. İşte biz bunların sahte güçlerini de inkâr ediyoruz.

Bu durumda şimdi siz; rızkını, hayatını, İslâmiyetini ve bütün varlığını siyasî iktidarlara borçlu zannedenlere ne dersiniz?

Siz ne derseniz deyin, onlar diyorlar ki, bu iktidar değişirse din elden gidecektir. 

Biz de Münâzarât kitabından şunu okuruz:

“İnkılâb-ı siyasî cihetiyle dininden havf eden adamın, dinde hissesi, beytü’l-ankebut (örümcek ağı) gibi zayıf düşmüş cehalettir, onu korkutur; taklittir, onu telâşa düşürttürür.”

Okunma Sayısı: 2107
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Veli Kul

    19.10.2020 15:30:23

    Merhum ve muazzez Üstadimiz Bediüzzaman Said Nursî Hazterlerinin TABIAT RISALESINDE bir hücrenin diger bir hücreye bir noktada hem galip hem maglup ve ken de esit olmasi gerekir ki bu IMKANSIZDIR o halde madde YARATICI olamaz. IKTIDAR olmak da bu ölcüyle maklukat icin mümkün degildir, dolayisiyla OLAMAZ diye inkar edilmelidir. Firavunlar, Nemrutlar Lat, Uzza ve Menatlar, Manitular, DECCALLAR SÜFYANLAR'in Uluhiyetini cok kolay INKAR EDIYORUZ. Elimizdeki NURLARIN ELMAS kilinci KÜFRÜ temelinden zir ü zeber ediyor.

  • İsmail Atak Cebecili

    18.10.2020 07:15:41

    Nurları dikkatli, içer gibi, sindire sindire, kelime kelime okumak işte böyle olur. Anlamak, sindirmek, idrak etmek, izan için okumak Yönetim olarak, iktidarın kötüye kullanılması ve kendine aşırı güvenilmesi, ama galiba, daha çok da, ALLAH’a rakip gibi bir davranışla, virüsü ürettik ve insanlığın başına belâ ettik kafası, insanlığın başına gelen en büyük felaketlerden biri oldu.

  • Ahmet Necdet Hocaoğlu

    15.10.2020 20:39:11

    Abi Allah senden razı olsun .Güzel bir çalışma olmuş.Istifade ettik.Allah tesirini halke etsin.

  • Nihat

    15.10.2020 06:48:49

    Kaleminize sağlık

  • Oğuz Yiğiter

    15.10.2020 03:33:07

    Elhamdülillah. Risale-i Nur'u tahkikî okumak, veya kâinat hadisatı okur yazarlığında Üstad'ının frekansına yanaşmak bu olsa gerek. Gerçekten müthiş bir zihin ve gönül beraklığı. Nefs'ül emirdeki Risale-i Nur'un neşrettiği hakikat nurlarına mazhariyette. Hem tevhid-i hakiki, hem de acz fakr, şefkat ve tefekkür esası üzerinde yükselen meslek ve meşrebin, yine nefsin fir'avuniyetini kıran acz ve fakr sütunlarını tevhid namına nazara vermek. Gerçek gündemi bu kadar latîf bir şekilde makale konusu yapmak harika bir mazhariyet. Tebrikler ve dualar Mikail Ağabey..!

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı