"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Erkek yerini bilsinde ...

Mustafa Gönüllü
23 Haziran 2020, Salı
Geçen günlerde Twitter’da ‘kadın haklarını savunan’ bazı insanlar #Erkekyerinibilsin etiketiyle ‘cinsiyetçi’ söylemlere karşı bir sosyal medya kampanyası başlattı.

Günümüzde kadınlar için kullanılmaya alışkın olunan cümlelerin erkeklere uyarlandığı ve erkekler hakkında alaycı tweetlerin atıldığı bu kampanyanın ilk tweetini atan kişiyle, kendi ismini sosyal medya hesabında kullanmayıp ‘Ruq’ takma adını alan bir kullanıcı ile röportaj yapılmış. BBC Türkçe’nin yaptığı röportajda, kullanıcı bu paylaşımı neden yaptığı hakkında şunları söylemiş:

“Twitter’da son zamanlarda muhafazakâr olarak adlandıracağımız kişiler tarafından çok fazla ‘kadın çalışmamalı, yüksek sesli kahkaha atmamalı ...’ tarzında tweet’ler atıldığını gördüm. Bunlara en güzel tepki alay ederek verilebilir diye düşündüm. Beni en rahatsız eden şey, bunlara destek veren kadınlar olduğunu görmek.”

Devamında da “Bundan sonra bu tarz cinsiyetçi yorumlar geldiğinde kadınların bu şekilde alaycı yaklaşabileceğini” söylemiş.

Bir başkası ise aynı haberde cinsiyetçiliğin bir ayrımcılık olduğunu ifade etmiş ve kampanyaya niçin katıldığı hakkında şunları söylemiş:

“Ayrıştırılmaktan, cinsiyet normları üzerinden yürütülen beden politikalarından, kadın üzerine kurulan çarpık toplum yargılarından, hayalleri çalınan, kendi olamayan kadınların hikâyelerini duymaktan bıktık.

“Şu bitmeyen ‘kadın şöyledir, erkek böyledir’ genellemelerini hayatım boyunca duymaktan o kadar sıkıldım ki... 7 milyar insanı ikiye bölüp sınıflandırmaya ve baskı altına almaya çalışan bu dille sabahlara kadar dalga geçmek istiyorum. En başta motivasyonum buydu.”

Malûmatıma geçmeden önce şunu ifade etmeliyim ki, ‘kadın’ hakkında yorum yapan erkekler adaletli olamaz. Çünkü karşı cins olduklarından, kadının penceresinden bakamayacaklardır. Aynı şekilde kadın hakkında yorum yapan kadınlar da adaletli olamayacaktır. Çünkü kendi cinsi hakkında yorum yapacaklarından ister istemez taraf olacaklar ve hak neyse onu söyleyemeyeceklerdir.

Peki, bu mesele nasıl çözümlenecek, kim söz sahibidir ve yorum yapan insanlar neye göre yorum yapacaklardır?

Elbette bu meselede cinsiyetten arınmış, doğurmamış ve doğrulmamış olan, kadını da erkeği de O yaratmış olan Allah, ve O’nun kelâmı olan Kur’ân söz sahibidir.  

En başta o dinlenecek ve öyle yorum yapılacaktır. Kadın hakkında yorum yapmak isteyenler de Kur’ân’a göre yorum yapacaklardır, eğer doğru şeyler söylemek istiyorlarsa tabi... Yoksa güya modernite adı altında tek amacı göz boyamak ve hamasi nutuklar atmak olan kişilere bir sözümüz yok, devam edebilirler.

Aslında sosyal medyada ismini kullanmayan, ‘takma’ bir kullanıcı adını kullanan kişileri ‘takma’mak gerekiyor, ancak Twitter’da takma adıyla gündem oluşturulup çoğu insanın da bu gündem hakkında yorum yapması sebebiyle bu meseleyi gündemimize aldık.

Bu yazımda iki mesele üzerinde durmak istiyorum: Muhafazakârlık ve cinsiyetçilik.

Kadın hakkında yorum yaparken önce muhafazakârlık mevzuunu anlamalıyız. Yukarıda bahsettiğimiz Twitter kullanıcısının kastettiği muhafazakârlık, eğer İslâm dinini hakikaten muhafaza eden insanların düşünce akımı ise şunu bilsinler ki, muhafazakâr dedikleri insanlar aslında onların da ecdadlarını ve gelecek soylarını savunuyor ve temsil ediyorlar. İslâmiyet’le yoğrulmuş olan Türk milletinin geçmişten günümüze kadar temsil ettiği İslâm dinini muhafaza edişi, günümüzdeki güya Türk olan bazı insanları niye rahatsız ediyor anlamış değilim, ancak şunu biliyorum ki, geçmişine sahip çıkmayan ve kökenlerinin değerlerini değersizleştirmeye çalışan insanların sözleri hiçbir mana ifade etmemektedir. Çünkü meyve veren ağaçların bile kökleri sağlamdır. Kökü olmayanın ağaç olamayıp odun parçası haline gelip, meyve de verememesi gibi, Batı özentiliği uğruna Türkler’in ecdadını inkâr edenlerin sözleri de faydasız, boş ve itimat edilmezdir.

Bizim bu mesele hakkındaki sözlerimiz ise, soyumuzun devamı olan gelecek nesillerimizin, ‘yazıklar olsun sizlere, dedelerimizin emanetlerine sahip çıkamadınız’ deyip suratımıza tükürmemeleri için kaleme alınmıştır.

Cinsiyetçilik meselesine gelirsek; cinsiyetçilik, bir cinsin diğer cinsten üstün olduğunu ifade edenlerin ideolojisi ise, hayır, bunu biz savunmuyoruz. Kadın ve erkek karşılaştırıldığı zaman, genel olarak bir üstünlük söylenilemeyeceği kesinlikle açıktır. Bu İslâmiyet’in getirdiği en yüksek adaletin bir düsturudur ki, İslâmiyet üstünlüğü ancak takvada görmüştür.

Ancak özele inildiğinde, erkeğin üstün olduğu özelliklerin var olduğu ve kadının da üstün özelliklerinin olduğu ifade edilmeli. Kadın ve erkek aynı kalıpta değildir ve aynı kalıplar içine sokulamaz. 

Yaratılış itibariyle farklı özelliklere sahip olarak yaratılmışlardır.

Eğer kadın ve erkek aynı kalıpta olsaydı, birbirine nasıl ilgi duyabilirlerdi ki. Fizik kanunlarındaki zıt kutupların birbirini çektiği gibi, birbirinden farklı yönleri olan iki insan cinsi, nasıl bütünüyle aynı muameleye muhatap olacaklardı, velev ki gördükleri muamele yanlış olsun.. 

Elbette insan, insan olduğu için görmesi gereken muamele üstün ve yüce olmalıdır. Ancak bu yüce muameleler tamamen aynı değil, içerisinde farklılıklar da barındırmalıdır. Bir kadına bir erkek gibi muamele edilemeyeceği gibi bir erkeğe de bir kadın gibi muamele edilemez.

İnsana nasıl davranılacağını bilmeyen, kaba muamelelerde bulunanlar da oluyor elbette. Ancak bir cinsin gördüğü yanlış muameleden karşı cins sorumlu tutulamaz. Yanlış muamele, bir insanlık problemidir ve kadına karşı takınılan hatalı tutumlar erkek cinsi üzerinden eleştirilemez. Kadına değer vermek için erkeğin değer ve haysiyeti düşürülemez. Erkek de kadın da yüce yaratılmışlardır. Kadını küçümseyici ve ezici cümleler kuranlara karşı erkeği ezen ve küçümseyen cümleler kuranların, öncekilerden hiçbir farkları yoktur. 

Bu cümleleri kuran her iki grup da adaletsizce ve taraf tutarak yorum yapmaktadırlar. Objektif değerlendirmeden yoksun olan insanlara nasıl itimat edilecektir?

Kadın ve erkeğin sosyal hayattaki konumunun aynı olduğunu iddia edenlere şunu sormalıyız ki, yaratılış itibariyle bütünüyle aynı olmayıp farklılıklar içerisinde yaratılan iki cinsin tamamen aynı işlerde çalışması, aynı tempoya sahip olması ve tamamen aynı görevleri yapması nasıl mümkün olacaktır?

Dünyadaki çeşitlilik itibariyle, her cinse azamî ihtiyaç varken, her duyguya da aynı oranda ihtiyaç vardır. Bu çeşitliliğin kısıtlanması ve kadın ve erkeğin dünyada yaşanan olaylara aynı tepkiyi göstermesi, aynı duyguları yaşaması nasıl mümkün olacaktır? Böyle bir şeyin olması insan nezdinde çeşitliliği ortadan kaldırmaz mı?

Bununla beraber iki cinsi de yaratan Allah, fizikî olarak bile onları farklı yaratmış ise, o iki farklı cinsi aynı görenler, fıtrata ters olarak eşcinsel ilişkileri de uygulanabilir görmektedirler. Ancak insanın fıtratını zorla değiştirmeye kalkan insanlar, Allah’ın kanunlarıyla oynamak isterlerken bir bakarlar ki kendilerini felâketlerin içerisinde bulmuşlardır. Tarih buna şahittir.

Sonuca gelecek olursak: İslâm’ın 1400 küsûr sene önce başlar üzerinde tuttuğu kadının, günümüzde fıtratını değiştirmeye çalışıp ona taşıyamayacağı yükleri yükleyerek, onlara verdikleri ağırlıklar ile onları başlar üzerinden en aşağıya indiriyorlar. Güya kadını yüceltiyorlar, onlar ancak kadının kıymetini düşürmeye sebep oluyorlar. İslâm’ı muhafaza edenlere ‘gerici’ diyenler aslında kendileri gericidirler ki, İslâmiyet’in gerisindeki Cahiliye devrini, bilerek ya da bilmeyerek savunmuş oluyorlar. 

Cahiliye devrinden tek farkları, o devirde açıkça yapılan işleri bu devirde göz boyayarak, münafıkane tutum içerisinde, güya kadın hakları savunucusu olduğunu iddia edip kadının itibarını zedeleyen tavırlar takınarak yapıyorlar.

(Dipnot: Bu yazıdan üzerine alınması ve rahatsız olması gereken kişiler, İslâmiyet’in kıymetini düşürmeye çalışan kişilerdir. Bunun haricindeki fikir sahiplerine yönelik olarak yazılmamıştır ki onlar üzerine alsınlar.)

Okunma Sayısı: 1481
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Şükrü

    23.6.2020 10:43:51

    Masaallah güzel bir yazı lakin cinsiyetten arınmış ifadesi yerine cinsiyetten münezzeh ifadesini kullanmanız daha yerinde olurdu.

  • Murat

    23.6.2020 09:23:44

    Allah razı olsun.Teşekkürler elinize sağlık.

  • M.can G.

    23.6.2020 05:05:22

    Kur'an'da erkek için kadından bir derece üstündür ayetini anlayamıyordum. Erkek olan kişinin genel olarak ailesini koruyucu, kollayıcı olması, evin maddi olarak geçiminde yükümlü olmasının yanında, kadın erkeğin malını muhafaza eden dahili bir müdür olması bakımından kadın bir derece erkek olan eşinin sözünü dinlemesi, dahili müdürlük makamının bir derece üst mertebesi olan daha genel bir çerçeveyi yöneten bir idareci gibi olması manasında olabilir diye anladım.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı