"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Zaman Risale-i Nurlar’ın lehine işliyor

Mustafa ÖZTÜRKÇÜ
27 Ocak 2019, Pazar
Medrese hocası Mahmud Er’den mektup var

Üstad Araştırmaları kapsamında, ülkemiz, Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizde mevcut, her birisi birer ilim ve irfan yuvası olan medreseleri gezmiş, o nurlu mekânlarda, ilim ve irfanla meşgul bir çok değerli medrese hocalarıyla görüşerek, Üstadım Bediüzzaman Hazretleri ve muhteşem şaheserleri olan Risale-i Nurlar’la alâkalı görüş, tesbit ve değerlendirmelerini kendilerinden almış ve bu değerlendirmeleri geçmiş yıllar içinde, gazetemizde de neşretmiştik. Ancak; gidemediğimiz ve göremediğimiz kıymetli hocalarımızdan olan, Şırnak’ın İdil kazasından olan muhterem Mahmut Er Hocamıza ulaşamamıştık.

Hocamızın fikirlerini, bölgede bulunan dostlarımız vasıtasıyla, gönderdiği bir mektup yoluyla elde etmiştik. Bediüzzaman ve şaheserleri ile alâkalı gönderdiği mektuptaki manidar fikir ve değerlendirmelerini birlikte okumadan önce, Bediüzzaman Hazretleri’nin, Risale-i Nurlar’a hizmet bağlamında, medreselerle alâkadarlığına dair şu cümleleri nazara vermekte fayda mülâhaza ediyoruz..

Üstad Hazretleri bir eserinde, “Risâle-i Nur medreseden çıkmış, ilim içinde hakikate yol açmış, hakikî sahipleri ve taraftarları medreseden çıkan hocalar olduğuna binâen...” demektedir. Üstad’ın bu sözü muvacehesinde bir değerlendirme yapar mısınız? Sualimize mukabil, Muhterem Mahmud Er Hoca, kendisiyle röportaj talebimize, aşağıdaki metni göndererek cevap vermişti. 

Şöyle ki; “Aziz sıddık kardeşim;

“1933’te Şırnak’ın İdil kazasına bağlı Kozluca Köyü’nde Dünya’ya geldim. İlk tahsilimi 14 yaşında çevre köylerde yapmaya başladım. Yaklaşık 15 yıl süren tahsil hayatımın az bir kısmını Suriye’de olmak üzere büyük bir bölümünü ise Cizre ve çevre köylerinde gerçekleştirdim. Medrese tahsilim müddetince Sarf, Nahv, Mantık, Tefsir, Şeriat, Hadis ve Fıkıh okudum.

“Cizre’nin çevre köylerinden Oyalı Köyü’nde medrese tahsilimi yaptığım 1950–1960 yılları arasında, köyün imamının yanında Osmanlıca Asa-yı Musa Risâlesi vardı. Bizlere bu Risâleden arasıra ders yapardı. İşte benim Risâle-i Nurlar’ı ve Üstadı tanımam bu tarihler arasında, köy imamının vesilesiyle oldu.

“Bizler esasen tarikatların hâkim olduğu bir coğrafyada yaşıyor olmamız hasebiyle, fıtrî olarak medrese tahsili esnasında tarikat şeyhlerinden doğrudan veya halifeleri vasıtasıyla tedris-i ilim görüyorduk. Hâl böyle olunca da hayatımızın her alanında hâkim kuvvet tarikatlar olmuştur. Bende Risâleleri tanıdığım ilk zamanlar, tarikatlardan aldığım keşf-u kerâmetlerden gelen zevkleri yeterli görerek, Risâle-i Nurlar’a gerekli ilgi ve alâkayı maalesef göstermedim. Haliyle de Nurlar’dan istifade edemedik. Aslında Şeyh Seyda zamanını düşünüyorum da, o zamanlar Şeyh Seyda muhitimizin en meşhur, büyük âlimlerinden olmasına rağmen, kendisini yeterli görmemiş, enâniyetine yenik düşmemiş, Üstad Hazretleri’nin asrın imamı olduğunu anlamış ve mânâ âleminde Bediüzzaman Hazretleri’nden dersler almıştır.

Mahmut Er

“Zararın neresinden dönülse kârdır kaidesince, Risâle-i Nurlar’ın kıymetini geç anlamakla birlikte, son nefesimize kadar Nurlar’ı okuyarak istifade etmeye azm-u cehd edeceğiz İnşallah. Çünkü zaman Nurlar’ın lehine işliyor. Şu an yaşadığımız zaman, eski zamanlara kıyas edilemeyecek kadar farklılıklar göstermiştir. O zamanlar okuduğumuz ilimler bizlere kâfî geliyordu. Şu anda ise eski zamanda okuduğumuz ilimler ancak bizi kurtaracak kifayette olmakla birlikte, etrafımıza veya çocuklarımıza yeterli gelmemekte ve imanî ihtiyaçlarını karşılamakta aciz kalmaktadır.

Bu yöre ahalisinin çoğunun şahidi olduğu ve dillerden dillere yayılan bir hatırayı nakletmek istiyorum: O zamanlarda Şeyh Seyda Cizre’de ikamet ediyordu. Mânâ âleminde Üstad Hazretleri’nin vefatını haber alan Şeyh Seyda, Üstadın cenazesini yıkayıp gıyabi cenaze namazını kıldırmak üzere, kalabalık bir grup talebe ve mürit topluluğuyla sabah erkenden yayan olarak yola çıkar. Midyat’a yakın bir mevkiye varınca, cenazeye yetişemeyeceğini anlar ve orada bir hanede konaklar. Cenaze yıkamak için müritlerine hemen su hazırlamalarını emreder. Su hazırlanınca hemen Üstad Hazretleri’nin gıyabî cenazesini yıkar ve ardından Üstad Hazretleri’nin gıyabî cenaze namazını kıldırır.

“Bir başka hatıratında ise; Şeyh Seyda ara ara Üstad Hazretleri’nden mânâ âleminde dersler almıştır. Bu nev’î hadiselere müteaddit defa talebe veya müritleri şahit olmakla birlikte, halk arasında da iştihar etmiştir.

“Bahtiyardır o insan ki, asrın imamını tanıma şerefine nail olmakla birlikte, Nur eserlerinden istifadesini arttırmak için azm-u cehd ederek, böylelikle fani hayatını ibka etsin.

“Allah, ahirette sizleri kurtaracak bir eser olabilecek mahiyetteki bu nev’î çalışmalarınızda muvaffakun bil hayr etsin. Âmin

Okunma Sayısı: 2875
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • emin bozkus

    27.1.2019 00:33:29

    Kalemine sağlık değerli hocam mustafa bey

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı