"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Musîbetlerin dilini doğru okumak

11 Şubat 2020, Salı
Felâket ve musîbetler art arda geliyor. Kader hükmedip, fıtrat konuşuyor! Elazığ depreminin sarsıntısı geçmeden, Suriye’de kalleş saldırıyla askerlerimizin şehit olmasıyla üzüldük. Sonra, Van, Bahçesaray “Çığ düşmesi!” ve Sabiha Gökçen’de ikinci bir uçak kazası daha!

Bütün bunlar olurken milletçe soracağımız soru şu olmalı değil midir! Hangi fiil, hareket ve yaşayışımızla bu felâketlere cevaz verdik, veriyoruz!?

Milletçe büyük bir şok, şaşkınlık ve çaresizlikteyiz. Bir nefis muhasebesi yapıp maneviyata odaklanarak, “İlâhî İkazları” anlayıp idrak edebilir miyiz? Bir silkiniş, öze dönüş, tövbe, günahlardan nedamet, kaynaşma, yaraları birlikte sarma anlayışını yakalamak kazancımız olmaz mı? Her türlü menfilikten uzak, duâya yönelmek doğru tercih olmaz mı? Ötekileştirme yerine birleşme, kardeş olup kaynaşmanın mevsimine girmek güzel olmaz mı?

Âhirzaman fitnesinin günahlarına bedel, hayır ve hasenata yönelme gayretlerini arttırma zamanına odaklanmak. Ahlâkî dejenerasyona karşı, metanet, sadâkat, istikamet çizgisinden sapmamak. Aklî, kalbî hisleri, ruhu maddî manevî bütün azaları Kur’ân Nuruyla buluşturmak. Sünnetle süslemek.

Musîbetleri ikileştiren sabırsızlık ve tahammülsüzlükten uzak kalmak bir sigortadır. Musîbetlerin dilini iyi okuyup, ehli diyanet, hatalarından vazgeçme gerçeğiyle yüzleşmek. Helâket ve felâket asrının; “dünya hayatını” ön plâna çıkarma aldatmacasından uzaklaşmak. Dehşet, zulüm ve nifaklara karşı manevî hayata ve hizmetlere yönelmek.

Fırtınalı asır gaddar medeniyetinin, ego, menfaatçi siyaset, istibdad, dalâlet, merhametsizlik, zulüm, tarafgirlik, şiddet ve kuvvet kullanımlarına karşı sabır, metanet, şükür, tevekkülle cevap vermek.

Duâları ihlâsla yapıp, “Resmî ve ruhsuzluktan” kurtarmak. Dünyanın fâni bir ticaretgâh olduğu inancıyla her hadiseye iman ve âhiret nazarıyla bakabilmek.

Dünyanın ehemmiyetsiz, fani şişe ve cam parçaları hükmünde olan değerlerine, bakî ve uhrevî elmasları kazandıran iman şuuruyla sabır içinde şükredip esas belâların, dinî ve manevî belâlar olduğu şuuruyla tevekkül edip sabredebilmek.

Gaflet ve ülfetten kurtulup, hadiselerden ders ve ibret alarak, vicdanın rehberliğinde, hakperest bir çizgide durabilmek. Merhametin, hürmetin, sevginin, insafın canlandığı, taassubun, inadın, kinin, nefretin unutulup tamire çalışıldığı; müşfik ve insaflı gönüller oluşturmak.

Fedakârlığı öne çıkarıp, fırtınalı dumanlarından uzak Nurlu rahmet bulutlarını öne çıkarmak.

Günah ve kebairden bütün bütün içtinap etmek. Günleri, saatleri, dakikaları derin bir tefekkür ve manevî boyutla değerlendirmeleri çoğaltmak. İlâhî sınırı aşmamak, imanlı canların şehid, mallarının da “sadâka” olduğunu idrak etmek.

Yaraları sarmak. Birlik ve beraberlikleri arttırıp paylaşmak. Toplumu saran belâ ve musîbetlerden, toplu bir nedamet ve hakka yönelerek çıkılabileceği inancına varmak. Tevbe ve şükürle, kaderi inciten hata ve günahlardan uzak kalmak.

Kendine zulüm edenlere bile bedduâ etmeyen, bir asra damga vuran örnek davranışların erbabı ve kâşifi Bediüzzaman’ın yaşayış tarzına mutabık hareket etmek. “Ben bir saniyede bu insanlardan intikamımı alırdım. Ama elimi bedduâ için kaldıramıyorum belâ, musîbet gelirse umuma gelir masumlar ve o eza edenlerin çocukları da zarar görür.” Tahkiki iman ve derin vicdan anlayışında olabilmek.

İmanlı olanların kötü davranışlarına karşı da, tahrip ve yıkmak değil hep tamir ve yapıcılıkta kalmak. Bilmeyerek tahribat yapanları uyarmak, “Onlar bilmiyorlar!” büyüklüğünü göstermek.

Esaslı ve asıl mücadelenin, bütün kötülüklerin anası olan kendi nefsi ve şeytanına karşı yapmak olduğunun idrakinde olmak.

Felâket, belâ ve musîbetlerin, insanlığa birer mesaj olduğunu da asla gözden ırak tutmadan asıl musîbetin dine gelen musîbet olduğu şuurunda olmak. Cenab-ı Hak bütün mü’minleri ve insanlığı manevî ve dinî musîbetlerden, her türlü felâketlerden muhafaza etsin. Amin.

Okunma Sayısı: 1486
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı