"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Gençlik nereye gidiyor?

Nurseda Yaşar
26 Eylül 2020, Cumartesi
M.Ö. 2500 yıllarına ait Sümer tabletlerinde, “Bu gençlik nereye gidiyor, yeni nesil tembel, bencil ve ilgisiz.” yazıyormuş.

Bu ilginç bilgiyi öğrendiğimden beri ben de bu soruyu bir genç olarak kendime sormaya başladım. Nereye gittiğimiz konusunda bazı öngörülerim oldu elbet. Çünkü süreç size sonuçtan haber verir. Özeleştiri ve çıkarımlar da yaptım. Ama bunların bir varsayımdan ibaret olduğunu düşünüp şu andaki “ben”le geçmişi kıyaslamaya karar verdim. Çünkü büyüklerimiz de bize her zaman geçmişimizi doğru bir şekilde tanıdığımız ölçüde geleceği inşa edebileceğimizi söyler.

“Ben”i ya da “genç”i objektif ve yapıcı bir eleştiriye maruz bırakmak istiyorsam, öncelikle kendimi, sonra daireleri genişleterek zamanında benim şuanda yaşadığım his ve duyguları anlayabilecek şahsiyetleri tanımaya karar verdim. Bu tanımaya çalışacağım şahsiyetleri bir zamanın şikâyet edilen gençlerinden değil de aksine vahyin ışığında ideal insan modelinin bir hayalden ibaret olmadığını ispatlamış, yaşadığı döneme yön vermiş kişiliklerden seçtim. Onlar, tarihin belli bir zamanında yaşamış olmalarına rağmen, zaman ve mekândan geçerek her döneme örnek olan insanlardı.

Bu zamana kadar örnek aldığımı zannettiğim şahsiyetlerin hayatlarını, gençlik zamanlarını, süreçleri nasıl yönettiklerini tekrardan taze bir şekilde format atarak öğrenmeye başladım. Çünkü artık ben eski ben değildim. Eğer kendimi Müslüman ve Risale-i Nurlar’ın içinde büyümüş bir fert olarak tanımlıyorsam bu iç sorgulamayı ve formatlamayı kendime mütemadiyen yapma kararı aldım.

Kur’ân’ı hayata dönüştürmüş olan en güzel örneğin en güzel örnekleri olan sahabelerin hayatlarından okumaya başladım. Her bir genç sahabenin bize yıllardır hikâyeleşmiş gibi anlatılan bir çok olayda aslında gençlerin yaşadığı sıkıntıların bir benzerlerini yaşadıklarını gördükçe ya da yaşamak isteyeceğimiz bir çok duygu ile bezenmiş olduklarını görünce daha çok bağlandım. Çünkü sizle aynı duyguları paylaşan insanların taa Asr-ı Saadet gibi bir zamandan ahir zamana uzanan ve bu zamandaki ahirzamanzede gençlere hatalarını düzeltme yönünden ve kazanmak istediğimiz meziyetlerin doğru yaşanması yönünden bir ümit kaynağı oluşturması beni onlar hakkında daha çok malûmat edinmeye itti.

Peygamber Efendimizin (asm) iradesini güçlendiren ve iradesinin hakkını veren genci sevdiğini gördükçe, feraset, basiret sahibi gençleri sevdiğini gördükçe, hoşgörülü bir mizaca sahip olanı sevdiğini gördükçe, kendine gelen olay ya da haberleri birilerinin yönlendirmeleri olmadan araştırıp ancak doğrusuna ulaşınca o konu hakkında düşüncelerini tanzim eden ehl-i tahkik gençleri sevdiğini gördükçe ve daha birçok özelliklerle Peygamber Efendimizin (asm) muhatabı bir genç olmak istedim. Kendi dünyamda yaptığı değişimlerin yanı sıra yetişkinlerle olan ilişkilerimde de Peygamberî özellikleri fazla olan ve kendini yenileyen yetişkinlerle daha iyi iletişim kurduğumu fark ettim.

Aynı zamanda da İslâm Yaşar’ın Bediüzzaman Beşleme serisini okumaya başladım. Ahirzamanı bizzat yaşamış ve ifsat komitelerinin yaymaya çalıştıkları küfrü izale etmeye çalışan, tek derdinin umumun imanını kurtarmak olan, yakıcı çorbadan ağızları yandığı halde Risale-i Nur’a talebeliğini bırakmayan yıllardır tanıdığımı zannettiğim, en azından şöyle böyle biliyorum dediğim, “Mesleğimiz sahabe mesleğidir.” diyen Üstad ve talebeleri, artık yeni birçok duygularla bezenmiş benim için çok farklı bir yerdeydi. Çünkü Üstad gençlikten ümit kesik bir vaziyette değildi. Ve Gençliğin nereye gittiğiyle ilgilenmek yerine giden bir gençliğin nasıl kullanılması gerektiğini öğreten bir tavır içerisindeydi. Zaten geçip gidiyor olan bir gençliğin ebedileşmesinin formülünü şu cümlelerle veriyordu:

“Sizdeki gençlik katiyen gidecek. Eğer siz daire-i meşrûada kalmazsanız, o gençlik zâyi olup başınıza hem dünyada, hem kabirde, hem âhirette kendi lezzetinden çok ziyâde belâlar ve elemler getirecek. Eğer terbiye-i İslâmiye ile, o gençlik nimetine karşı bir şükür olarak, iffet ve nâmusluluk ve tâatte sarf etseniz, o gençlik mânen bâkî kalacak ve ebedî bir gençlik kazanmasına sebep olacak.”.

İşte hayatımızda böyle muallimler olduğu sürece ve biz hangi yaşta olursak olalım bu muallimlerden faydalandığımız ölçüde insanlığın, gençliğin güzel bir yere doğru gittiğine inanıyoruz.

Ahir zamanın az, güzel amelleri şartlar zor olduğu için çok hükmündedir. Yüksek bir ümit içerisinde gençliğe büyük bir ideal yükleyerek bakmak çok daha isabetlidir.

Okunma Sayısı: 979
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı