"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Peygamberimiz’in (asm) soyu neden önemli?

Osman KOYUNCU
09 Haziran 2019, Pazar
İnsan aklı ile bu kâinatın yaratıcısı olan Allah’ı bulsa bile onun rızası nedir, bizler ve bütün kâinat niçin yaratılmıştır, yaratanı nasıl hoşnut ederiz, O’nun bizlerden istekleri nelerdir ne yapsak ondan hoşlanır gibi pek çok şeyin mahiyeti anlaşılmazdı.

Allah’ın kendisini bizlere tanıttırması ve Kim olduğunu anlamamız için bütün ümmetlere elçiler (rehberler) göndermiştir. Ahir zamanda bütün insanlık tekâmül edip olgunlaştığından ve dünya bir şehir konumuna geldiğinden bu zamanda bütün insanlık için bir peygamber kâfi geldi. Fakat zamanla nesillerin değişmesi, şartlara göre bazı değişiklikler ve yeniliklerin meydana gelmesi dolayısıyla dini zamanın şartlarına göre açıklayacak insanlara ihtiyaç duyuldu. Zamanın ilerlemesi ile nasıl ki ilâçlarda, vasıtalarda, savaş aletlerinde, ilim dallarında değişme ve gelişmeler olmuşsa, aynı şekilde dinin kurallarının yeni nesillere anlatılmasında da bazı değişmelerin olması zarurîdir. Bugün tıp ilminde bir dahi olan İbni Sina’nın kitaplarından kısmen faydalanabiliriz, ama zamanında bütün dünyada tıp fakültelerinde temel kitap olarak okutuldu. 

Şimdi de yeniliklere kapıyı kapayıp, yeniden bu kitapları okutamayız. Aynen onun gibi bugün dini anlatmak için bin sene evvel yazılan Kur'ân ve hadis yorumlarını tamamını doğru kabul ederek okutmak doğru değildir. Çünkü âyet ve hadislerin zamanın şartlarına göre çok çeşitli yorumları olabilir ve yorum yapanların da normal bir insan olması hesabıyla onlarda bazı hataların olması normaldir. O zamanın şartlarında o yorumlar elbette doğru idi, fakat fen ilimlerindeki ilerlemelere paralel olarak âyetlerin ve hadislerin yorumlarında değişmeler ve gelişmeler olması kaçınılmazdır.

Genelde hak dinler ve peygamberler Hz. İbrahim’in (as) soyundan geldi. Peygamberlere bütün olarak inanırız, aralarında ayrım yapmayız, fakat Hz. Muhammed (asm) ahir zaman peygamberi ve son peygamberdir. Aynı zamanda kâinat O’nun için yaratılmıştır. İlkokul, ortaokul, lise ve üniversite matematik öğretmenlerinin kapasiteleri elbette birbirinden farklıdır, ama hepsi öğretmendir. Aynen bunun gibi, Hz. İbrahim’in (as) soyundan peygamberler geldiği gibi, Peygamberimizden (asm) sonra da Hz. İbrahim’in kutsal nesli gibi büyük evliyalar gelecektir. Bu nesil Kur'ân ve Hadisleri zamanın şartlarına göre yorumlayacak, din zaafa düştüğünde de yeni açılım ve yorumlarla zamanın anlayışına göre yeni izah tarzları getirecektir. Yaklaşık bin beş yüz yıldır bu şekilde oldu.

Din güzel ahlâktır, Peygamberimiz (asm) "ben güzel ahlâkı tamamlamak için geldim" diyor. Bir beldede İslâmî bir gelişme olursa ilk başta bu gelişme aile bağlarının kuvvetlenmesine, ahlâkta olgunlaşmaya, daha sonra namaz ve oruçta artmalara sebep olur. Maalesef, İslâm âlemi ve Türkiye Peygamberimizin (asm) nesline gerekli ehemmiyeti verememiştir. Peygamberimizin (asm) torunu olan Bediüzzaman bu zamanın şartlarına uygun, gençlere güzel ahlâkı namaz ve orucu en etkili şekilde anlatacak Risale-i Nur Külliyatı gibi muhteşem bir eseri bu insanların dilinde yazmasına rağmen, bugün bu mükemmel tefsirden okul kitaplarına bir cümle girmemiştir. Gizli din düşmanları münafıkça yollarla bu eserleri gençlerden uzaklaştırmaya çalışıyorlar. Bugün gençlerde ahlâk çok bozuk, namaz ve oruca da gerekli ehemmiyet verilmiyor, boşanmalarda da büyük artışlar var aile bağları zayıfladı, çare bu eserlerdedir.

Allah, Kur'ân’da çeşitli yerlerde bu mübarek nesle gerekli ehemmiyetin verilmesini öğütlüyor. İşte birkaç âyet: Ey peygamber ailesi, Allah günahlarınızı giderip sizi tertemiz yapmak istiyor." (Ahzab 33.)

"O'nun ve neslinin kovulmuş şeytanın şerrinden korunması için Sana sığınırım" (Al-i İmran 36.)

Resulü Ekrem (asm) peygamberlik vazifesini yapmasına mukabil ücret istemez. Yalnız Al-i Beytine sevgi ve muhabbeti ister." (Şûrâ: 23.)

Bediüzzaman da çeşitli yerlerde ve Lem'alar kitabının 251. sayfasında Peygamberimizin (asm) kendi nesline niçin önem verdiğinin sebebini özetle ve mana olarak şu şekilde açıklıyor. Peygamberimiz (asm) kendisinden 30-40 yıl sonra İslâm âleminde büyük fitnelerin çıkmaya başlayacağını Allah’ın izni ile görmüştür. Ümmet içinde çok kanların döküleceğini anlamıştı. Kur'ân ve Hadislerinde çok farklı yorumlanacağını gayb âşina (Allah’ın izni ile kaybı bilen ve gören) nazarı ile anladığından, İsrail oğullarının Peygamberleri gibi faziletli kendi o kutsal soydan gelecek âlimler, müçtehitler etrafında ümmetini toplamak istemiştir. O mübarek neslin Kur'ân ve Hadislere zamanın şartlarına göre mükemmel yorumlar getireceğini anladı. Onun için abasını bu kutlu neslin temsilcileri olan Hz. Fatıma, Hz. Ali ve Hz. Hasan ve Hüseyin’in üzerine örterek o nesil için duâ etmiştir. İstikbalde yapılacak hatalardan ve dökülen kanlardan onların mesul olmadığını ümmetine anlatmıştır. İslâm’ın ruhunu, fazilet ve güzellikleri ancak o mübarek nesil tam anlaşılırsa tam anlaşılabilir.

Okunma Sayısı: 1219
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı