"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kutsallar kutuplaşma aracı yapılıyor

18 Mayıs 2020, Pazartesi 00:12
AKP ESKİ İSTANBUL İL BAŞKANI TEMURCİ: DEĞERLERİ KULLANIP GÜCÜ ELE ALINCA “SADECE BENİ ÖVÜN” DİYENLER İMTİHANI KAYBETTİ.

Kemalizmden AKP’ye

Selim Temurcİi“930’larda gençlerin jakoben Kemalizme bakışı neyse bugün AK Parti’ye bakış o. AK Parti korkunun adı oldu. İnsanlar 28 Şubat’tan daha ağır şartlarda büyük bir korku yaşıyor.”

Kimse kabul etmemeli

“O gün özgürlük, hak, hukuk, adalet diyenler bugün geldiğimiz noktada kutsal olarak bildiğimiz herşeyi kullanarak o koltuklarda daha fazla oturmanın peşinde ve o kutsalları kutuplaşma aracı olarak kullanıyorlar. Bunu kimsenin kabul etmemesi lâzım.”

Yeni bir gelecek için

“İkİ yıldır söylediklerimizden dolayı bize gönül koyan dostlarımız bugün arayıp helallik istiyor. Bu ülkede helalleşme, kucaklaşma olmadan yeni bir geleceğe yürümemiz mümkün değil. Zulüm üzerine yeni bir gelecek asla tasavvur edilemez.”

***

Kutsallar kutuplaşma aracı yapılıyor

Gelecek Partisi Sözcüsü Selim Temurci, iktidarı eleştirerek “Kutsal olarak bildiğimiz her şeyi kullanarak o koltuklarda daha fazla oturmanın peşindeler” dedi.

Gelecek Partisi Sözcüsü Selim Temurci, AK Parti’den ayrılışını ve partinin bugün geldiği noktayı anlattı. Ahmet Taşgetiren, Elif Çakır ve Yıldıray Oğur’un KARAR TV’deki programına katılan Temurci, şunları anlattı: “1930’larda gençlerin Jakoben Kemalizme bakışı neyse bugün AK Parti’ye bakış odur. AK Parti korkunun adı olmuştur. Dolayısıyla ben bireysel olarak kendi değerlerime, kendime hesap verebilme ve bu dünyada yaşadıklarımın bir sonraki alemde hesabını verebilme adına kirli olarak gördüğüm bir yapıdan, AK Parti vasfını kaybettiğine inandığım bir yapıdan kendimi çıkardım. Bugün bizim yaşadığımız serencam, aslında birçok dönemde gücün merkezileşmesi ve yozlaşması neticesinde dünyanın birçok ülkesinde yaşanmıştır. Bu son iki yıldır bize söylediklerimizden dolayı bize gönül koyan dostlarımızın bugün arayıp helallik istediğini de size gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.”

28 Şubat’tan daha büyük bir korku var 

Bugün insanların 28 Şubat’tan daha  büyük bir korku yaşadığını belirten Temurci, “28 Şubat’ta ben öğrenciydim. Üniversitede başörtüsü zulmünde neler yaşadığımı hangi olaylara katıldığımı beni bilenler bilir. “Biz 20 yıl sonra özgürlük, hak, hukuk, adalet, güçlünün değil haklının yanında olacağız” diyenler bugün geldiğimiz noktada sadece kutsal değerlerimizi, inanışımızı, kutsal olarak bildiğimiz her şeyi kullanarak o koltuklarda daha fazla oturmanın peşinde ve o kutsalları kutuplaşmanın bir aracı olarak kullanıyorlar. Asla bunu kabul etmiyorum. Bunu kimsenin kabul etmemesi lâzım” dedi. 28 Şubattan daha fazla içlerinin yandığını söyleyen Temurci, “Müslüman demek adil olan insan demektir. Biz demokrasi, adalet diyerek gelmedik mi? 28 Şubat 1997’de o buram buram terleyen, o 18 maddelik MGK kararlarını savunmaya çalışan, başörtüsü zulmüne karşı direnen, o anda bu ülkede Müslümanlara yapılan bütün hukuksuzluklara karşı AK Parti büyük bir ekonomik kriz sonrası 2001 yılında milletin partisi olarak doğdu. 28 Şubat’ta Erbakan’ın döktüğü terin neticesinde millet kendi değerlerine sahip çıkacak bir yapıyı oluşturdu. Peki, nereye geldik? Geldiğimiz nokta ne? Biz bize yapılanı yapamayız. Haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik, zulüm yapamayız” ifadelerini kullandı. 

Demokrasimiz can çekişiyor

“Hani Türkiye’de yasama, yürütme, yargı kuvvetler ayrılığı demokrasinin olmazsa olmazıydı?” diye soran Temurci şöyle devam etti: “Hani ortak akıl vardı? Şu anda gençlerimizle ilgili bir karar alındı, üniversiteye giriş sınavlarıyla ilgili. Ondan bile geri döndüremiyoruz. Dava diye inandığımız bir yapının yoldan çıktığını şu anda insanımıza anlatmak bizim vazifemiz. Aldığımız bir ders var buradan. Kemalizm gibi ideolojik bir kılıç olarak milletin değerleri üzerinde kullanılan yapılar da bu millete huzur ve mutluluk getirmemiştir. Bu milletin değerlerini, kutsallarını kullanıp gücü ele aldıktan sonra “sadece benim gibi söyleyenler, sadece beni övenler konuşsun” diyenler de -buna birlikte siyaset yaptığımız Sayın Cumhurbaşkanımız da dahil- bu imtihanı kaybetmiştir. Bunu görmemiz lâzım. Bunun için kim iktidara gelirse gelsin, kim gücü elinde bulundurursa bulundursun mutlaka kişilere değil sisteme ve kurallara ve kurumlara inanmamız lâzım. Bu kurumsal siyaseti, bu kurumsal ahlakı Türkiye’de yerleştiremezsek demokrasiyi daha güçlü kılamayız. Ve şu anda maalesef demokrasimiz can çekişiyor.”

Bu sistem Türkiye’yi otokrasiye götürdü

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni de eleştiren Temurci, “Bu sisteme başkanlık sistemi dediğimizde başarılı olan başkanlık sistemlerine çok büyük haksızlık yapıyoruz. Çünkü bu sistemde adeta bir terzinin elinden cumhurbaşkanına dikilmiş bir elbise var. Ben bir fani olarak böyle bir elbisenin başka hiçbir fani tarafından girilmesi taraftarı değilim. Çünkü bu kuvvetler ayrılığı değil, kuvvetler birliğini oluşturdu. Ve biz bunu her ne kadar parti içi yaptığımız değerlendirme toplantılarında dile getirmiş olsak da anayasa hocalarımıza da bunları sormuş olsak da bu işin belli bir sürede dengeleneceğini söylüyorlardı. Bir musibet bin nasihatten evlâdır. Bunu önce kendi nefsime söylüyorum. Biz burada bu musibeti gördük. Şu anda bu ülkenin iki temel sorunu var. Yaşadığımız her şeyin arkasında bunlar var. Birincisi Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi. İkincisi ekonomi yönetimi. Ben özde başkanlık sistemine karşı değilim. Yerel yönetimleri güçlendiren, adem-i merkeziyetçi başkanlık modelinin, dar bölge sisteminin de uygulandığı bir modelinin Türkiye’de denendiğini düşünmüyorum. Şu an Türkiye’de uygulanan sistemin ne olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu sistem Türkiye’yi maalesef otokrasiye götürdü” şeklinde konuştu.

Zulüm üzerine gelecek inşa edilemez

Biz değerlerimizi, kutsallarımızı o kadar yanlış uygulamalarla toplumumuza, gençliğe gösterdik ki o gençlik bu dili kullanan insanlardan nefret etmeye başladı. Ama biz bunu yine el birliğiyle bir noktaya taşımalıyız. İnsanların ulaşmış olduğu bir nokta var. Demokrasi, özgürlükler, hukuk diyoruz adalet diyoruz. Bu haklar evrensel haklardır. Evrensel hakların, temel hak ve özgürlüklerin uygulandığı bireysel özgürlüklerin korunduğu bir Türkiye hayalimizdir. Özellikle muhafazakar kesimle ilgili bir tespitte bulunmak isterim.  İnsanlar bir tweet atıyorlar dönüp arıyoruz bu insanları “siz gerçekten böyle biri olduğumuzu düşünüyor musunuz?” diye. Ben bugüne kadar hiç kimseye dava açmış bir insan değilim. Her türlü hakaretle karşı karşıya kaldık. Bu ülkede çok uzun olmayan bir dönemde bu insanlarla helalleşeceğiz ve kucaklaşacağız. Ben buna iman etmiş biriyim. Bu ülkede helalleşme, kucaklaşma olmadan yeni bir geleceğe yürümemiz mümkün değil. Şu KHK’larla ilgili olarak eğer o insanlarla bu millet bu devlet helalleşemezse biz yeni bir geleceği asla tasavvur edemeyiz. Zulüm üzerine yeni bir gelecek asla tasavvur edilmez. Mutlaka helalleşmemiz gerekiyor. 

Bu hale nasıl geldik?

“Toplum bu hale nasıl geldi?” sorusunu sormak gerektiğinin altını çizen Temurci, “Bu ülkede yaşanan sorunlar iki yere havale ediliyor. Eğer içeride bir farklı ses varsa, bir muhalefet varsa bunlar ya çetedir, ya virüstür ya haindir. Eğer dışarıda bir şey söyleyeceksek onlar da dış güçlerdir. Orada da beka problemi vardır. Korku sadece bireylerde değil, toplumda değil korku ülkeyi yönetenlerde de. Peki, onların korkusu ne? Onlar oturdukları koltuktan asla kalkmak istemiyorlar ve kalkmamak için toplumun bütün değerlerini suiistimal ederek, toplumu kutuplaştırarak, kamplara bölerek bu ülkede daha fazla o koltukta oturabileceklerini düşünüyorlar. Bu ülkeye yapılabilecek bundan daha büyük bir kötülük yoktur” ifadelerini kullandı. 

İnsanlar korkuyor

Muhafazakar kesimde bazı sorunlar olduğunu belirten Temurci, şöyle sıraladı: “Bir; uzun yıllar sonra 20 yıldır iktidarda olan bir yapı var. Bu giderse kim gelecek endişesi var. Aslında şunu bilseler bu yüzde 50’lerden yüzde 30’lara düştüğünü bilseler belki bu korkularını biraz yönetebilirler. İkinci mesele çok daha önemli. İnsanlarımız korkuyorlar. İlk olarak bireysel anlamda korkuyorlar. Örneğin bir tweet atılıyor, biri yanlış yapıyor. O yanlışın peşine sürü psikolojisiyle birileri takılıyor. Biri arıyor diyor ki “senin bu konuda mesajını göremedik.” Artık böyle bir takip bile yapılıyor. İkincisi ailelerimiz, çevrelerimiz var. Senin çocuğun şurada çalışıyor, işin var gücün var. Maliyeci gelir vs. Bir kısmı da menfaatlerinin elinden alınmasından, menfaatlerinin bitmesinden korkuyorlar ve bence bunlar en tehlikeli olanları.” 

İstanbul - Yeni Asya

Okunma Sayısı: 5204
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ahmet Cinali

    18.5.2020 13:57:43

    Kutsalları kutuplaşma aracı olarak kullananları bu duruma taşıyanlar ve özellikle DİN ADINA SİYETİN FENALIĞINI kaynağından (Risale-i Nur'dan) öğrenenler bu durumun hesabını, yapılan zulümlerin manevi bedellerini nasıl ödeyecekler? "SEBEP OLAN YAPAN GİBİDİR" hadis-i şerifine göre çok büyük vebal altındalar. Dünyada helalleşilmesi neredeyse imkansız bir vebal var ortada!!!

  • Bekir yatağan

    18.5.2020 09:03:43

    Ne hikmetse akp koltuklarında oturduğunuz dönemde yaşanan zülme alkış tutanlar menfeatleri bitip partiden ayrılınca haktan hukuktan zülümden helalleşmeden bahsediyorlar yazık keşke bu sözleri partinin içindeyken savunsaydınız

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı