"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Allah’ın, kudret ve ilminden hariç bir şey yoktur

Risale-i Nur'dan
14 Kasım 2019, Perşembe
Evet, Allah; ilmi, iradesi, kudreti ve sair sıfâtıyla muhittir, daire-i ihatasından hariç bir şey yoktur.

 

İ’lem Eyyühe’l-Aziz!

Her bir masnuda, her bir zerrede görünen tasarruf-u mutlak, kudret-i muhita ve hikmet-i basîrenin delâlet ve şehadetleriyle sabittir ki bütün eşyanın Sâni’i vâhiddir, şeriki yoktur; ne kudretinde inkısam var, ne iktidar ve ihtiyârında tecezzi vardır. Binaenaleyh Sâni’ ancak vâcibü’l-vücud olacaktır ki kaderin mizanıyla yürüyen kudretine bir nihayet yoktur.

İ’lem Eyyühe’l-Aziz!

Sinek, örümcek, pire gibi küçük hayvanlar, fil, camus, deve gibi büyük hayvanlardan daha zeki, hilkatçe daha güzel, sanatça daha tam oldukları halde, bunların ömrü kısa, onlarınki uzun, bunların zâhiren menfaatleri yok, onlarınki var. İşte bu hâl, hilkat-i eşyada Sâni’in külfeti olmadığına ve her şeyin vücuda gelmesi ancak “Kün” [Ol!] emriyle olduğuna bâhir bir bürhandır. “Allah dilediğini yapar.” (İbrahim Sûresi: 27.) “Ondan başka hiçbir ilâh yoktur.” (Bakara Sûresi: 163.)

İ’lem Eyyühe’l-Aziz!

“Halbuki Allah onları arkalarından kuşatıcıdır.” (Büruc Sûresi: 20.)

Evet, Allah; ilmi, iradesi, kudreti ve sair sıfâtıyla muhittir, daire-i ihatasından hariç bir şey yoktur. Fakat insan cüz’î ve kısa zihniyle Allah’ın azametine ve şemsin etrafında seyyaratı tedvir ettiğine bakarken, meselâ arı gibi küçük hayvanlarla iştigal etmesini uzak görüyor. Çünkü Vâcibü’l-Vücud’u mümkine kıyas ediyor. Halbuki bu kıyasa göre küçük hayvanlara büyük bir zulüm olur. Çünkü onlar da, “Hiçbir şey yoktur ki, O’nu övüp O’nu tesbih etmesin.” (İsra Sûresi: 44.) kaziyesince, Hâlık’larını tesbih etmekle, Allah’tan maada kimseyi Rab tanımıyorlar. Binaenaleyh, büyüğün küçüğe tekebbür etmeye hakkı yoktur.

İ’lem Eyyühe’l-Aziz!

Umumî olan bir in’am ile inayet-i şahsiye arasında münafat yok. Meselâ, bir ziyafete yapılan umumî bir dâvet altında şahıslar da dâvet edilmiş olur. Yani “Bu ziyafet umumî olduğundan, dâvet umumiyette kalır, şahıslar nazara alınmıyor” denilemez.

Binaenaleyh, Allah’ın nimetleri vakıf malı veya nehir suyu gibi umumî olup, in’amında şahıslar kasdedilmemiş değildir. Ancak o umumiyette hususiyet de maksuddur. Binaenaleyh, eşhas o umumî in’amda kasdedilmediklerinden, o nimetlere karşı şükretmeye mükellef olmadıklarına zehab etmek hatadır.

Mesnevî-i Nuriye, Zerre, s. 205

Okunma Sayısı: 1677
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı