"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Risale-i Nur, ilim içinde hakikate bir yol açmış

Risale-i Nur'dan
11 Kasım 2020, Çarşamba
İlm-i mantıkta “kaziye-i makbule” tabir ettikleri, yani büyük zatların delilsiz sözlerini kabul etmektir; mantıkça yakîn ve kat’iyeti ifade etmiyor, belki zann-ı galible kanaat verir.

İlm-i mantıkta, bürhan-ı yakînî, hüsn-ü zanna ve makbul şahıslara bakmıyor, cerh edilmez delile bakar ki bütün Risale-i Nur hüccetleri, bu bürhan-ı yakînî kısmındandır. Çünkü ehl-i velâyetin amel ve ibadet ve sülûk ve riyazetle gördüğü hakikatler ve perdeler arkasında müşahede ettikleri hakaik-ı imaniye; aynen onlar gibi, Risale-i Nur, ibadet yerinde, ilim içinde hakikate bir yol açmış, sülûk ve evrad yerinde, mantıkî bürhanlarla ilmî hüccetler içinde hakikatü’l-hakaika yol açmış ve ilm-i tasavvuf ve tarikat yerinde doğrudan doğruya ilm-i kelâm içinde ve ilm-i akîde ve usûlü’d-din içinde bir velâyet-i kübra yolunu açmış ki bu asrın hakikat ve tarikat cereyanlarına galebe çalan felsefî dalâletlere galebe ediyor; meydandadır. Teşbihte hata olmasın, nasıl ki Kur’ân’ın gayet kuvvetli ve mantıkî hakikati, sair dinleri, felsefe-i tabiiyenin savletinden ve galebesinden kurtarıp onlara bir nokta-i istinad oldu, taklidî ve aklın haricindeki usûllerini de bir derece muhafaza etti; aynen öyle de, bu zamanda onun bir mu’cizesi ve nuru olan Risale-i Nur dahi felsefe-i maddiyeden gelen dehşetli dalâlet-i ilmiyeye karşı avâm-ı ehl-i imanın taklidî olan imanlarını, o dalâlet-i ilmiyenin savletinden kurtarıp umum ehl-i imana bir nokta-i istinad ve yakın ve uzaklarda olanlara dahi zabt edilmez bir kal’a hükmüne geçmiştir ki bu emsalsiz dehşetli dalâletler içinde yine avâm-ı mü’minînin imanını şüphelerden ve İslâmiyetini hakikatsizlik vesveselerinden muhafaza ediyor.

Evet, her tarafta, hatta Hint ve Çin’de ehl-i iman, bu zamanın çok dehşetli dalâletinin galebesinden, “Acaba İslâmiyette bir hakikatsizlik mi var ki sarsılmış?” diye şüpheye ve vesveseye düştüğü vakit birden işitir ki “Bir risale çıkmış, imanın bütün hakikatlerini kat’î ispat eder, felsefeyi mağlûp edip zındıkayı susturuyor” diye anlar. Birden o şüphe ve vesvese zâil olup imanı kurtulur ve kuvvet bulur.

Emirdağ Lâhikası, 53. mektup, s. 121

LÛ­GAT­ÇE:

bürhan-ı yakînî: Şüphelerden uzak, doğru, sağlam ve kesin delil.

evrad: Virdler; okunması âdet edinilmiş olan belli duâlar, zikirler.

felsefe-i tabiiye: Her şeyi tabiata dayandıran felsefe.

hüccet: Delil.

sülûk: Bir tarikata girme, intisap etme ve o tarikatın gereklerini yerine getirerek mânevî bakımdan yol alma.

velâyet-i kübra: En büyük velâyet, Allah’ın kuluna yakınlığının inkişafına bakan ve peygamber vârisliğinden gelen, tarikat berzahına uğramadan zâhirden hakikate geçen en yüksek velîlik mesleği.

yakîn: Kesin olarak bilme.

zâil: Sona eren, yok olan.

zann-ı galip: Galip kanaat; üstün gelen zan, kuvvetli ihtimal.

Okunma Sayısı: 1301
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı