"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İnsanlığını kaybedenler

Rukiye Anar
23 Ocak 2021, Cumartesi
İnsanlık tarihî boyunca binlerce insan, yaradılış gayesinin dışına çıkmış, bir çoğu esfeli sêfiline düşmüştür.

Tin Sûresi’nin 4-5. Âyetleri, “Biz insanı ahsen-i takvim üzere yani en güzel kıvamda yarattık, sonra insan esfeli sefiline, yâni aşağıların aşağısına attık.” diyor. Bu yazımızda, esfeli sefiline düşmüş, insanlıktan fersah fersah uzaklaşmış, süfli tabiatlı insanlardan bahsedeceğiz.   

İlk önce konumuzla ilgili âyeti hatırlayalım “İş başına geçti mi yeryüzünde bozgunculuk çıkarmak, ekini ve nesli helâk etmek için koşar. Allah ise bozgunculuğu sevmez.” (Bakara 205) Kur’ân her devre hitap ettiğinden, âyetler bütün zamanlar için geçerlidir. 

Evet her devrin firavunu olduğu gibi, o devre bir de Musa gönderilmiştir. 

Kitapta firavun tiplemesi bu âyetin vurguladığı özellikler ile karakterize bir şekilde anlatılıyor. Âyette geçen bozgunculuk çıkarmak ifadesine baktığımızda firavun, insanları ayrıştırarak, küçük görerek hiçbir hak hukuk tanımadan müthiş bir zulüm ve tekebbür içine girdi.   

O dönemde Allah’a inanan İsrailoğullarına zorbalık ve kölelikle insanlık dışı bir çok muamelede bulundu. Bu noktada insan, İsrailoğullarının başına bu zalim niye musallat oldu diye düşünmeden edemiyor. Zira hiçbir musîbet sebebsiz ve hikmetsiz gelmez. Bu sebebler arasında ahlâkî çöküş ve dünya metaına aşırı bağlanmak gibi çürümeler vardı. Her şeyin gerçek sebebini Allah bilir.

 Mezkûr âyetin devamında diğer bir tahrip olarak ekin ve neslin helâki geçiyor ki, firavun İsrail oğullarına müthiş bir soykırım uyguladı. Ekonomik dengeleri kendi çıkarına göre kullanıp, İsrailoğullarını köle gibi çalıştırarak Allah’ın verdiği ekin nimetini ve gıdayı onlara haram etti. Bunun yanında kendi korkuları için yeni doğan bebekleri öldürerek görülmedik bir kıyım gerçekleştirdi. Bugün de yeryüzünde benzer zulümler işleniyor, güçsüzler eziliyor, perişan ediliyor. Uygur Türklerine, Miammar’da, Filistinde ve dünyanın farklı coğrafyalarında Müslümanlara yapılan zulümler, Firavun zulmünü aratmıyor. Demek ki, bazı insanlarda Firavun damarı devam ediyor.

Ancak firavun kendi kendine ilâhlık taslamamıştır, zira yanında onu azdıracak devamlı pohpohlayan Hâman ve Karun gibi şeytanî akıllar bulunmaktadır. Maddenin, saltanatın,  makamın ve mevkinin insanı nasıl da baştan çıkardığını ve insanlıktan uzaklaştırdığını görüyoruz. Elindeki güç, sahibini zehirlemeye başlayınca ihtirasından dolayı etrafına zarar vermeye ve tahrip etmeye başlıyor. 

Günümüzde bu zorbaların mirasçıları iş başında her türlü deneâti yapmaktadırlar. Bu kötü ruhlar ekinin ve gıdanın genetik yapısını bozarak insanlığa en büyük zararı verdikleri gibi, insanın genetik yapısıyla oynayarak, kendileri dışında bütün insanları köle hâline getirmek istiyorlar, böylece bu güdümlü insanlar onlara hizmet etsinler. 

Bütün bu inkârcılığa, bozgunculuğa, zorbalığa kötülüğe rağmen, Hakkın ve hakikatin temsilcileri, muhabbet fedaileri, Kur’ân müdavimleri yollarına devam edecek, fıtratın  korunması için çalışacaklardır.  

Bu mübarek yolun zorluğu Hz. Musa ‘nın (as) mücadelesinden, Hz. Muhammed’in (asm) mücahedesinden bellidir. 

Bugün de, onların vârisleri olan âlimlerin ve onların takipcilerinin mücadelesi devam ediyor. Elbette Allah Nurunu tamamlayacaktır.

Okunma Sayısı: 1319
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı