"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Nöbetteki kahraman, veya Yeni Asya’nın Abdullah Ağabeyi…

Şükrü BULUT
20 Mayıs 2026, Çarşamba
Ahirzamanın dinsizlik cereyanlarına karşı, hakikati gazete lisanıyla müdafaa için, Bediüzzamanın hizmetkârlarından Zübeyir Gündüzalp; bir lahana yaprağı kadar da olsa, sesimizi Bab-ı Âli’den efkâr-ı âleme duyurmalıyız, tavsiyesiyle ve dava arkadaşlarının meşveretiyle önce haftalık İttihad ve üç sene sonra da günlük Yeni Asya yayına başlamışlardı.

Abdullah Eraçıkbaş kardeşimizin hikâyesi, Şehid Mustafa Nezihi Polat ve onu takip edenlerin hikâyeleriyle bir bütünlük arzettiğinden, Yeni Asya’nın tarihçesiyle başlatmamız gerekiyor. Beyazıt’taki Nur medresesindeki talebelik günlerinden vefat ettiği saate kadar, kardeşimizin iman-Kur’ân hizmetinde istikamet üzere koşuşturduğuna; medrese, mektep, gazete ve diğer dava arkadaşları şahit olduklarından; kırk sekiz senelik böyle bir şehadete mazhariyetin, inşaallah bir başka manevî şehadete işaret olduğunu düşünüyoruz.

Abdullah’ın hikâyesi, Yeni Asya’nın hikâyesiyle beraber anlatılınca, gayet orijinal ve renkli hayat manzaralarıyla karşılaşıyorsunuz. Küresel dinsizlerin, müttefikleri olan Kemalistlerce Türkiye’mizde gerçekleştirdikleri 12 Eylül felâketinin; bütün İslâmî camialarda, demokratlarda ve bilhassa Risale-i Nur cemaatinde yolaçtığı büyük deprem ve tahribatların arifesinde Yeni Asya’ya adımını atan edebiyatçı ve genç gazeteci; zındıkanın tüm baskı, korkutma ve iğfal girişimlerine karşı, vatan nöbetindeki asker gibi daima müteyakkız ve basiretli olarak vazifesini tamamladı.

Cenazesine katılanların ekseriyetinden duyduğumuz hoşgörülülüğü, çalışkanlığı, vazifeşinaslığı ve cemaatin şahsımanevisine sadakati; hem Üsküdar İlâhiyat Camii’nde ve hem de Kocatepe Kabristanı’na kadar onu teşyi eden yüzlercesinin; kardeşlerine olan muhabbet ve dualarının ortak noktasıydı. Abdullah’ın sadakati kadar; onun düşmanlarımızca bizde meydana getirdiği dalgalanmalara karşın sebatını da yâd etmemiz gerekiyor. Cemaatin verdiği her vazifeye can ü gönülden koşarken, davayı bir bütün olarak düşünmesi ve himmetini davanın şümulü nisbetinde geniş tutarak gayret etmesi ise, çok az insanda görülebilinecek bir haslet idi.

Şehid Nezihi Polat’ı takip eden Hekimoğlu İsmailler, Hüseyin Demireller, Bünyamin Ateşler de Abdullah kardeşimizin irtihal ettiği bahçelerdedirler, inşaallah… Bir hakikati, zamanın sahibinin Kur’ân’dan derlediği hakikatleri ve perişaniyet içinde kıvranan milyonlara kurtuluşu gösterecek hakikati neşir vazifesiyle yaşayıp ahirete gitmek, elbette bir ayrıcalıktır. Hele bu vazifeyi, hakikatin duyulmaması istikametinde insaniyet düşmanların desiselerine aldanmış “siyasal İslâmcıların”, bütün kuvvetleriyle sizi tüm hak ve imkânlarından mahrum bıraktığı zamanlarda ifa etmişseniz, bunun mükâfatı ancak Cennette verilir, itikadındayız. Abdullah kardeşimiz Yeni Asya’nın düşmanlarca kuşatıldığı ve bazı muhakemede noksan dostların da taşladığı muvahhiş bir zamanda; Nurların gazete lisanıyla dünyaya duyurulmasına, kardeşleriyle birlikte gayret etti.

Gazeteciliğin Türkiye’mizde sosyal Marksistlerce itibarsızlaştırıldığı, geçmişten gelen önemli gazete ve ekranların önemli paralarla satın alınarak global sermayece AKP’nin emrine verildiği ve hayatın bir yansıması olan gazete dilinin maksatlı olarak çirkefleştirildiği bir zamanda, Yeni Asya’da nezaheti, itidali, tarafgirlik zehirlerinden azade adaleti ve güzel Türkçeyi okuyucusuna takdim eden Abdullah kardeşin bıraktığı yerden kardeşleri, inşaallah aynı üslupla gazetecilik çizgileriyle devam edeceklerdir. Onlar bu Kur’ân ve iman davasındaki seyrin, meşhur Mute Gazvesindeki seyirle çok benzeştiğini biliyorlar. Heyetler halinde koşuşturduğumuz davamızın her merhalesinde, emr-i Hakk vuku bulduğunda, bıraktığımız sancağı veya kalemi devralacaklar hazırda bekliyorlardır. Tıpkı Hafız Ali’nin (ks) bıraktığı kalemin Hasan Feyziler ve Hafız Mustafalarla devam ettirildiği gibi...

Okunma Sayısı: 1424
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Aykan

    21.05.2026 16:16:39

    Çok değerli, nazik, kibar, hizmet ehli bir beyefendiydi. Allah gani gani rahmet eylesin.

  • Ali Said

    20.05.2026 21:21:35

    Yeni Asya’daki nöbet değişimi, inşallah cennete geçişin başlangıcıdır. Abdullah abiye rahmet diliyoruz.

  • İsmail ÖNGEL

    20.05.2026 17:24:58

    Bu fânî dünyadan bâkî âleme göçen Abdullah kardeşimizin vefatını derin bir teessürle öğrendik. Rabbimiz, ona rahmetiyle muamele eylesin, makamını âli, kabrini cennet bahçelerinden bir bahçe eylesin.

  • Süleyman alıç

    20.05.2026 12:35:28

    Yakinen tanıdığımız ömrünü Kur'an ve İman davasına adamış olan Abdullah abeyimiz ömrü boyunca sadık ve mustakim bir Nur Hadimi olarak ifrat ve tefritten uzak Cemaatin şahsı manevisinin emrinde geçirmiş ve vazifesinin başında son Nefesini vermiştir. Gafuru Rahim olan Yüce Rabbim Abdullah abimizi hem Peygamber Efendimize hem de Üstadımıza komşu eylesin amin

  • Rehanur

    20.05.2026 11:48:26

    Yazının en dikkat çekici taraflarından biri de “Yeni Asya mektebi”nin insan yetiştirme tarzına yaptığı dolaylı vurgu. Burada sadakat; şahıslardan ziyade prensiplere, hissiyattan öte meşverete, günlük menfaatlerden çok uzun vadeli hizmet şuuruna dayanıyor. Bu yüzden nice isimsiz kahraman gelip geçiyor; fakat bıraktıkları iz, gürültülü kalabalıklardan daha kalıcı oluyor. Bu tür hatıra yazıları sadece geçmişe bir vefa değil, yeni nesillere sessiz bir çağrıdır: “Hizmet; gerektiğinde kapıda beklemek, yük taşımak, nöbet tutmak ve vazife devamlılığı göstermektir.” Çünkü dava adamlığı biraz da kimsenin görmediği yerde aynı ciddiyetle durabilmektir. Allah razı olsun.

  • Rehanur

    20.05.2026 11:47:41

    Yazınız, sadece bir şahsı anlatmıyor; bir hizmet ahlâkını, bir sadakat terbiyesini ve “nöbet şuuru”nu hatırlatıyor. “Abdullah Ağabey” şahsında öne çıkan şey, davaya görünmeden omuz verebilmek. Zaten Nur hizmetinin en kuvvetli tarafı da çoğu zaman alkışsız kahramanlar yetiştirmesidir. Bugün modern zamanların en büyük problemi, görünürlüğün değer hâline gelmesi. İnsanlar hizmet etmekten çok görünmek, yük taşımaktan çok temsil edilmek istiyor maalesef. Böyle bir dönemde sessizce nöbet tutan insanların hatırlatılması, manevî bir vicdan tazelemesi hükmüne geçiyor. Çünkü bazı insanlar konuşmalarıyla değil, istikametleriyle ders verirler.

  • Sefer Akgül

    20.05.2026 10:04:00

    Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun .

  • Harun

    20.05.2026 09:54:03

    " Onlar bu Kur’ân ve iman davasındaki seyrin, meşhur Mute Gazvesindeki seyirle çok benzeştiğini biliyorlar. Heyetler halinde koşuşturduğumuz davamızın her merhalesinde, emr-i Hakk vuku bulduğunda, bıraktığımız sancağı veya kalemi devralacaklar hazırda bekliyorlardır. Tıpkı Hafız Ali’nin (ks) bıraktığı kalemin Hasan Feyziler ve Hafız Mustafalarla devam ettirildiği gibi.." Ne güzel ifade etmişsiniz. İşte Kur'an davası, işte Yeni Asya ve işte bayraktarları... Bu davaya mensubiyetimle ne kadar iftihar etsem azdır. Allah önden gidenlere rahmet ve takipçilerine sebat ile zafer versin..

  • Zübeyir

    20.05.2026 09:09:45

    Allah razı olsun. Nur yolunda adanmış ömürlere yazılan yazılar ve uğurlamalar da latifane oluyor. Kaleminize sağlık.

  • Bülent Bektaş

    20.05.2026 08:49:27

    Tekrardan tüm Yeni Asya camiasına başsağlığı diliyorum Rabbim cennetinde buluştursun inşallah

  • Hüseyin T

    20.05.2026 01:36:33

    Bu kıymetli yazı gerçekten sadece bir vefat hatırası değil, bir davanın emanet bilinciyle yürüdüğünde asırlara nasıl meydan okuduğunun da belgesi âdeta. Abdullah Eraçıkbaş abinin şahsında, Yeni Asya'nın çilesiyle yoğrulmuş, kalemi kılıç gibi kullanmış bir neslin portresini çizmiş hocamız. Özellikle "nezahet, itidal ve adalet" vurgusu bugün en çok ihtiyacımız olan şeylere parmak basıyor. Mute Gazvesi benzetmesi ne kadar isabetli olmuş: bu yolda düşen herkesin ardından sancağı devralacak yeni neferlerin hazır beklemesi, ümmetin asla yalnız bırakılmayacağının da müjdesi. Rabbim bu zinciri kırmasın ve bu istikamette hizmet edenlerin hepsini şefaatine nail eylesin.Abdullah abimize de gani gani rahmet eylesin inşallah...

  • Alaaddin

    20.05.2026 00:35:02

    Dava adamı çok zor yetişiyormuş. Zaman bunu gösteriyor. Mekanı cennet olsun.

  • İrfan

    20.05.2026 00:33:23

    Rabbim gani gani rahmet eylesin. Hizmetlerini inşallah kabul etsin.

  • Semanur Tunoğlu

    20.05.2026 00:29:39

    Allah rahmet eylesin. Allah razı olsun Abdullah abimizden. 🙏🙏

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı