"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Amerika’yı ne kadar biliyoruz?

Şükrü BULUT
04 Mayıs 2026, Pazartesi
Amerika kıtasının veya Amerika Birleşik Devletleri’nin detayları hayatımızın önemlileri arasına girmese de; Birinci ve İkinci Dünya Savaşları’ndan galip çıkmış, demokrasiyi benimsemiş, Hıristiyanlık başta olmak üzere semavî dinlere taraf çıkmış bir Amerika’nın varlığı bizi elbette alâkadar ediyor.

Başta Avrupa olmak üzere dünyamızın bütün coğrafyalarından bu “Yeni Dünya”ya yerleşmiş insanların elli eyaletle inşa ettikleri Amerika Birleşik Devletleri’nin İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra komünizme karşı müşahhaslaşan gücü, başta Türkiye’miz olmak üzere diğer İslâm ülkelerini de yakından ilgilendiriyor. 

İslâm ülkelerinin hürriyetlerine kavuşmalarında etkili olan Amerika’yı bize doğru tanıtmak istemeyen yeni emperyalistlere (Marksist ihtilâlci Avrupalılarla diğer sosyal Marksistler) karşı ABD’ye bigâne kalmamız, tarihin mantığıyla tenakuz teşkil ediyor.

Birleşik Devletler… Elli eyalet… Yetmiş iki millet… Dünya devletlerinin oluşturdukları “Birleşmiş Milletler”in ev sahibi… Komünizme ve istibdada karşı meydana getirilmiş Kuzey Atlantik Savunma İttifakının en büyük ortağı… Bütün bunlar elbette ABD’yi önemli bir noktaya taşıyor.

Dünyamızın başına Pentagon’daki Troçkistleri alet ederek birçok felâketi bize yaşatanlara karşı, “Amerika’da demokrasi var mı?” diyenlere şaşırmıyoruz… 1832 yılında Fransa hükümetince ABD demokrasisini araştırmaya gönderilen Alexis de Tocqueville, “Amerika’da Demokrasi” isimli kitabında: “İtiraf edeyim ki, Amerika’da Amerika’dan daha fazlasını gördüm” diyecektir. Gel gör ki, Kemalistlerin yüz senedir işgal ettikleri Türkiye hükümeti henüz, Amerika’ya, demokrasiyi araştırmak üzere bu zamana kadar kimseyi göndermemiş. Her sene yüzlerce öğrencinin cebine milyonlarca doları koyup bu kıtaya ilim öğrenmeye gönderen hükümetlerimizin Amerika demokrasisini hiç nazara almamaları sizce de garip değil mi?

Demokrasinin tarih, kültür, inanç ve gelenek irtibatlarını bilmeyenler; elbette demokrasi için ABD veya AB ülkelerine araştırmacı göndermeyeceklerdir. Bu kıtaya yerleşmiş İngiliz, Fransız, İtalyan ve Alman kökenlilerin “Birleşik Devletler”in temelinin harcını kanlarıyla kardıklarını, Kuzey-Güney Savaşlarını, üzerinde güneşin batmadığı Britanya’dan bağımsızlığını nasıl kopardığını ve bilhassa Avrupa’daki sermayenin bu Yeni Dünya’ya nasıl gittiğini bilmeden günlük siyaset tartışmalarında Amerika hakkında ahkâm kesenlerin hükümlerinin çok yanlış olduklarını da hatırlatmış olduk.

Amerika meselesine dikkatlice bakamayanlar, ABD ile AB’yi özdeşleştirebilirler. Bu iki kıta birbirlerinin devamı gibi görünse de, farklılıkları itibariyle karşılaştırmayı imkânsız kılan cihetlere de bakmak gerekiyor. AB’deki millî kimlikleri ABD’de bulmak mümkün olmadığı gibi, demokrasileri de benzeşmez. AB içindeki devletlerin kimliklerine, dillerine, kültürlerine, dinlerine ve tarihî duruşlarına küçük bir nakise getiremeyen AB’ye mukabil; Birleşik Devletlerin, eyaletleri ve farklı milletleri bir arada tutan kaideleri çok katıdır.

Birleşik Krallık’ın kralı ile ABD başkanı arasında dil üzerinde cereyan eden mülâtefeler de bunu gösteriyor. İkinci Dünya Savaşı’nda İngiltere lehinde savaşa dahil olan ABD’nin tarihî rolünü hatırlatan Trump, Charles’a: “Biz olmasaydık sizler şimdi Almanca konuşur olacaktınız” dediğinde Kral, “Biz de olmasaydık –kuruluşundaki kuzey-güney savaşını ima ile– siz şimdi Fransızca konuşur olacaktınız” cevabını veriyor. Amerikalıların meşhur savaşında Kuzeyin galip geldiğini, tarih bize söylüyor.

Birinci Dünya Savaşı’yla birlikte tarihe karışan “devletler-milletler savaşının” yerine gelen demokrasi- istibdat, Marksizm-semavî dinler, doğru hürriyetler-sefahat ve diğer sınıf savaşlarıyla artık müttehit bir Amerika ile karşılaşmadığımız gibi, demokrasi ve semavî dinler temelinde yükselen müttehit bir Avrupa Birliği’nden de söz etmek kolay değildir. 

ABD’de yeni savaşın taraflarını, kahramanlarını, ordularını, finans kaynaklarını, hayat felsefelerini ve müttefiklerini öğrenmeden magazin diliyle konuşanlar, Marksistlerin medyasındaki cehalet çukurlarına yuvarlanırlar; korkusundayız. 

İnşaallah devam edeceğiz...

Okunma Sayısı: 1136
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Arda Yıldız

    5.05.2026 10:42:16

    ABD ile çok yakın olmamak iyidir. Denge siyaseti gütmek lazım. Ama maalesef cumhuriyetin kurucu kadroları en başından beri ingliliz anglosakson ittifakına çok taviz vermişler. Kurtulmamız gerekiyor.

  • S.topuz

    4.05.2026 18:14:13

    "Beşerin âsâr ve kanunları, be-şer gibi ihtiyar oluyor,değişi-yor,tebdil ediliyor.Fakat Kur'an' ın hükümleri ve kanunları,o ka dar sabit ve râsihtir ki, asırlar geçtikçe daha ziyade kuvveti-ni gösteriyor. Evet, en ziyade kendine güvenen ve Kur'anın sözlerine karşı kulağını kapa-yan şu asr-ı hazır ve şu asrın ehl-i kitab insanları Kur'anın يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ hitab-ı mürşidanesine o kadar muhtaçtır ki,güya o hitab doğ-rudan doğruya şu asra müte-veccihtir ve يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ lafzı يَٓا اَهْلَ الْمَكْتَبِmanasını dahi ta-zammun eder.Bütün şiddetiy-le,bütün tazeliğiyle,bütün şe-babetiyle يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ تَعَالَوْا اِلٰى كَلِمَةٍ سَوَٓاءٍ بَيْنَنَا وَ بَيْنَكُمْ sayhasını âlemin aktarına savuruyor.Meselâ:Şa-hıslar,cemaatler,muarazasın-dan âciz kaldıklarıKur'ana kar-şı;bütün nev'-i beşerin ve belki cinnîlerin de netice-i efkârları olan medeniyet-i hazıra, Kur'-ana karşı muaraza vaziyetini almışlar. İ'caz-ı Kur'ana karşı, sihirleriyle muarazaediyor."RN

  • A. Yılmaz

    4.05.2026 16:44:02

    Ben bunu söyledim diye amerikayı genellemiş mi oluyorum? İçlerinde iyiler elbette var. Müslümanlar da var. Ama amerikanın devlet olarak ortaya koyduğu müktesebat da ortada.

  • A. Yılmaz

    4.05.2026 16:42:48

    Amerikan devleti dünyanın jandarması. Rusyanın karşısında yer alıyor diye iyi olduğunu sanıp aşdanmayalım. Wilson ilkelerine dayanarak ülkemizi bölük pörçük etmeye kalktılar. Üstad Bediüzzaman bunların kışkırtması ile isyan edenlerin karşısında durmak için en güzel talebelerini şehit verdi. Bildiğimiz cürümleri kadar bilmediğimiz cürümleri olan bir devlet. Ayıdan post olmaz Amerikadan dost olmaz demişler.

  • Mehmet Tikici

    4.05.2026 16:25:37

    Çok kıymetli yorumlar yapılmış. Şahsen istifade ettim. Bu yorumları okurken şunu farkettim: Üstadın "dindar iseviler (hatta bazı yerlerde kullandığı gibi 'müslüman iseviler') kavramı ile "Dindar hristiyan misyonerler" olgusu arasındaki farkı açıklamam gerekiyormuş. İkincisi Amerika'daki veya Avrupa'daki müslüman toplumu ve Dindar hristiyanları da içeren halk ile devlet yönetimini ayrı tutmamız gerekiyor Selam ve dua ile

  • Mustafa Said Kara

    4.05.2026 14:22:25

    Abi özetle şizofren bir ABD var diyorsunuz. Kötü yanlarını marksistlere veriyorsunuz. Marksistler ABD yi yoldan sapıttırıyor. Oysa ABD iyi diyorsunuz. ABD ye gösterdiğiniz bu hüanü zannın onda birini kendi ülkenizdeki yönetimler için gösterenleri ise eleştiriyorsunuz. Ben şahsen bu tutumunuzda bir sabite göremiyorum.

  • Hasan

    4.05.2026 12:54:37

    Amerika düşmanlığını marksistler yapıyordu. Çünkü Amerika müslümanlara yardım etmilti. Çoklu partiye sebep olmuştu. Tek Parti rejimini bitirmişti. Gazze ve İran savaşına en büyük tepki yiine Amerika halkından. Kafa karışıklığına sebep olan emperyalist fış ABD politikasıyla Küressl deccala itiraz efen bir ABD var. Bu konu daha çok su götürür.

  • Arda Yıldız

    4.05.2026 10:54:39

    ...islam ülkelerinin hürriyetlerine kavuşmalarında etkili olan amerikayı......diye bir cümleyi kurmanın mantığını anlayamadık. İzah edilirse biz de anlarız.

  • Rehanur

    4.05.2026 10:21:03

    Sayın hocam, yazınız önemli bir boşluğa temas ediyor: Bugün Türkiye’de Amerika hakkında konuşanların büyük kısmı ya aşırı idealize ediyor ya da toptan şeytanlaştırıyor. Oysa gerçek, bu iki uç arasında çok daha karmaşık bir yerde duruyor. Ancak şu noktayı da göz ardı etmemek gerekir: Amerika’yı sadece “demokrasi taşıyıcısı” olarak görmek ne kadar eksikse, sadece “emperyal güç” olarak görmek de o kadar eksiktir. Çünkü aynı Amerika; Bir yandan demokratik kurumlarıyla örnek gösterilirken, Diğer yandan Ortadoğu politikalarıyla ciddi eleştirilerin merkezinde yer alıyor. Dolayısıyla asıl mesele şu: Amerika’yı doğru anlamak, onu savunmak ya da suçlamak değil; çok katmanlı bir güç olarak okuyabilmektir. Yazınız bu tartışmanın kapısını aralıyor, fakat okuyucu artık şu sorunun cevabını da bekliyor: “Amerika’yı doğru tanımak için hangi ölçülerle bakmalıyız?”

  • Enes

    4.05.2026 08:32:32

    Amerikanın bugün kendi coğrafyasında neler yaptığına dair de, Latin Amerikanın Kesik Damarları adlı eseri okumanızı öneriyorum. Dünyanın geri kalan tarafında neler yaptığını anlatmaya gerek var mı? Irak'ta Müslümanlara neler yaptılar? Zannımca Amerikanın Rusyaya karşı aldığı pozisyonu sizler salt komünizm bağlamında okuyorsunuz. Amerikanın dinsiz Sovyet Rusyadan farkı mı var zalimlik noktasında? ABD, komünizm karşıtı pozisyonu dindar Hristiyanlar olduğu için almadı. Siyasi nedenlerle, devlet politikası olarak, geleceğini düşünerek bunu yaptı. ABD'yi dindar Hristiyanlar kulübü, ya da iyilik meleği görecek kadar safdil olmamalı Müslümanlar. ABD, İslâma ve Müslümanlara hep zarar vermiştir ve vermeye de devam etmektedir.

  • Enes

    4.05.2026 08:26:55

    Hocam kanaatimce ABD'nin devlet siyaseti ile yaptığı işleri çok naif bir şekilde dindar Hristiyanlığa bağlıyorsunuz. Bu ise gerçekleri görmeyi engelliyor. Amerika yerlilerin ve kölelerin kanı üzerine kurulan bir devlet değil mi? Daha yakın zamana kadar koyu tenliler otobüste koltuklara dahi oturamıyordu. Dindar hristiyan misyonerlerin Amerika da neler yaptığını anlatan eserleri okumadan bu tür yorumlar yapmamalıyız. Zira zalimleri temize çıkarıyorsunuz.

  • Mehmet Tikici

    4.05.2026 02:06:33

    Merhabalar Şükrü hocam Yazınızdan hareketle ben de birkaç kelam etmek istiyorum. Şöyle ki; Elli eyalet ve Yetmiş iki milletten oluşan Amerika'yı "yekpare" olarak hedef tahtasına koyanların arasında Yeni Asya cemaatine mensup nurcularının da bulunduğuna üzülerek şahitlik ediyorum. Bu kardeşleriimizin, bulundukları her ortamda ya da kaleme aldıkları her yazıda 320 milyon nüfusun tamamına şamil bir "karalama ve saldırı" üslubunu/dilini kullanmaları kannaatime göre üstadın, "birinci Avrupa-ikinci Avrupa" tanımlaması ile çelişiyor. Bence 320 milyon nüfuslu Amerika'da tasaffi edecek İsevi nüfus da var, İslam toplumu da mevcut. Bunları yok sayarak/dışlayarak hiçbir ayrım yapmaksızın ağzımızı her açtığımızda "Amerika tu-kaka" diye ahkam kesecek olursak İsevîlik ve İslâmiyet, dinsizlik cereyanına karşı nasıl ittihad edecek?

  • Mehmet Tikici

    4.05.2026 02:06:07

    Yoksa, bütüncül yaklaşımla Amerika'yı "yekpare" olarak hedef tahtasına koyanlar Marksist ihtilâlci Avrupalılarla diğer sosyal Marksistleri perdelemeyi amaçlıyor olabilirler mi?

  • Abdürrahim

    4.05.2026 00:18:19

    Üstadımın Amerika hakkındaki görüşlerini toplayıp tahlil etseniz güzel olur. Kafa karışıklığı buradan geliyor içimize. Kaleminize ve kalbinize kuvvet diliyorum.

  • Ahmet

    4.05.2026 00:14:34

    Bilerek meseleleri konuşmak isteyenlere inşallah kaynak olur. Bazen kulaktan dolma konuşuyoruz. Bize yakışmıyor.

  • Mustafa coban

    4.05.2026 00:14:22

    30 yil savaṣlarindan bıkan avrupalılar abd de yeni bir hayat,yeni bir tecrübe,yeni bir düzen kurdular.hic bir millet çoğunluk oluṣturmadigi icin anayasal bir cumhuriyet kurulabildi.bu bir tercih deyil bir mecburiyet idi.komünizme güya karṣı olan amerika rusyayi nazi almanyasından kurtaran ülkedir.rusyaya abd savaṣta muazzam yardimlar yollamıṣtır.soguk savaṣta rusya abd nun karṣısına dikilmiṣtir.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı