"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İfrat ile tefrit, hakikatin yolunu kapatır…

Şükrü BULUT
15 Mayıs 2026, Cuma
“Hakikatin dengesini bozan ifrat ve tefrit”in manalarını biliyoruz.

İstikamet ve itidal olan İslâmiyet’in; hakikatin hududunu aşıp ileriye gitmeye “ifrat,” yetersizce haddin altında kalmaya da “tefrit” dediği hakikati; yalnızca ahlâkî hayatımızda karşımıza çıkmıyor. Bu hakikatin, hayatın her karesini alâkadar eden kullanımı vardır.

Fatiha-i Şerife’de “ihdinassırata’l-müstakîm” diye dua ederken, Rabbimizin bizi cerbezeden kurtarmasını da istiyoruz.  İstidat ve kabiliyetlerimizin inkişaf ettirilmesinde ifrat ile tefritin yansıma şekillerini, Bediüzzaman’ın meşhur İşârâtü’l-İ’caz tefsirinden okuyabiliriz. Hadiseleri tahlillerimizde de, bizi karanlıklara ve yanlış yollara atan ifrat-tefrite geçmeden önce; insanları hakikat dışı bu iki uçtan koruyacak yegâne koruyucu ölçünün, Şeriat olduğunu belirtelim…

Altmış senedir aktifçe takip edebildiğim hadiseleri, akranlarımız da ifrat-tefrit laboratuvarlarında tahlil edebilirler. Aile, mahalle, aşiret/şehir ve ülke dairelerinde yaşadıklarımızı analiz ettiğimizde; çevremizin ifrat-tefritlerini az-çok hatırlarız. Günümüzdeki hürriyet anlayışlarıyla, o zamanın telâkkilerini… Çocukluğumuzdaki hürmet, vefa, sadakat, diğerkâmlık, iffet ve diğer değerlerimizin tarihçelerini mevcutlarıyla karşılaştırdığımızda, aralarındaki mesafeleri rahatlıkla görebiliyoruz. Geçmişin sosyal hayatındaki müfritâne irtibatların, musibetzedelere ilginin günümüzdekiyle mukayesesinin zorlaştığını, akranlarımız göreceklerdir. Bir cinayetin, kara sevdanın ve benzer sosyal facianın destanlara, türkülere konu olduğunu hatırlayanlar, günümüzdeki kadın cinayetlerinin, katllerin ve toplu ölümlerin; gazetelerin manşetlerinde bir lâhza görünüp unutulduklarının farkına vardıklarında; bir ömrü değil, asırları arkalarında bıraktıklarını hissediyorlar. Geçmiş ile hazırı ve sosyal hayatın ifrat-tefrit karşılaştırmalarını edebiyatçılarımıza, sosyopsikolojiyle ilgilenen araştırmacılarımıza bırakıyoruz.

İnsaniyet-İslâmiyet düşmanlarının, altmış küsur sene öncesinden bu zamanımıza; sosyal tuzak, yanlış ideoloji, tarafgirlikler, mukaddeslerimizle cemiyetimizi tahriplerinden birkaç manzara arzedeceğiz. 

Garibimize giden; ifrat ile tefritlerimizin düşmanlarımızca istismarı… Her iki ucu ellerinde tutup, maksatlarında kullanmaları... 

Delikanlılığımızda, sosyal mağdurların saflarını solda koordine edenlerin, zengin aile çocukları olduklarını bilemiyorduk. 12 Eylül İhtilâli’nden sonra, Küresel Marksizm’in Ertuğrul Kürkçü gibi sol eylemcilerinin TÜSİAD üyeliğine kadar yükseldiklerini gördüğümüzde, ihanetin boyutunu hissetmeye başlamıştık. Milliyetçilikte de öyle… 12 Eylül İhtilâli’nin olgunlaşma hikâyesini hatıralarında anlatan Orgeneral Bedreddin Demirel, sokak çatışmalarında, solcu-ülkücü gençlerin ellerine tabancaların  nasıl  tutuşturulduğunu anlatmıştı.  Tiyatronun yapay şefi Evren, “bir sağdan, bir soldan astık” ifadesiyle ifrat-tefritin kurbanlarından bahsedecekti.

Türkiye’mizin ifrat-tefritlerinden, küresel dinsizlik cereyanlarının istifade biçimleri, araştırmacılara heyecan verecek niteliktedir. 12 Eylül’de Özal’ı piyasaya süren Sosyal Marksistler, ekonomide ülkeyi nefessiz bırakacaklardı. İhtilâlden sonra “kurtarıcı Özal’ı” milyar dolarlarla atayanlarla, IMF ile Türkiye’yi sıkıştıranlar aynıydılar… Özal’ın Küreselcilerce Dünya Bankası’ndaki eğitilişini de, demokrasi araştırmacılarımız yazacaklardır. 

Milliyetçilikle solculuk, zahiren “ifrat-tefrit” olarak görünüyordu. Kürt cenahına Öcalan’ı yerleştirenler, milliyetçileri de başkalarıyla idare ediyorlardı. Doğuda Kürtleri Marksizm’le iğfal edenler, Anadolu’da Kurtçuluk oynayacaklardı. Marksist Kürtlerle Atatürk milliyetçilerinin günümüzde aynı çizgide buluşmaları (Bahçeli, Öcalan ve Perinçek) kırk küsur senelik ifrat-tefritlerin son perdesiydi. Avrupa’daki Küreselci Marksistler, milliyetçilikle solculuğu, aynı kaba boşaltıyorlardı.

12 Eylül’ün balans ayarı 28 Şubat’ta, Ergenekoncuları dindarlara musallat etmişlerdi. İfratı, Erbakan’ın çocuklarıyla oynamışlardı. Biricik yavrusunun yemin merasimine, tülbendiyle katılamayan mağdur anneden; başörtülü general, savcı, rektör ve mülkiyeli kızlarımıza gelen süreçler de; küreselcilerin ayarladıkları ifrat-tefritlerdendi. 15 Temmuz’dan önce demokrasiye karşı Samanyolu TV’de yorumlarıyla ve Zaman’da başyazılarıyla Küreselcilerle çalışanların pasaportları/vizeleri çoktan hazırdı… 

Gel gör ki ifrat-tefritin ateşi, daha nice masumu yakmaya devam ediyor. Tiyatronun başındaki sivil Marksistlerin kilitledikleri kapılar ise hâlâ kapalı… 

Biliyoruz… Düşmanlarımızın ifrat ve tefritle tarlalarımızdaki mahsullerimize çöküş hikâyelerini duymak istemeyenler, üzüleceklerdir. 

Okunma Sayısı: 1189
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Hüseyin İlhan

    17.05.2026 17:20:39

    Meşveret-i Meşrua olmadan alem-i islam ve müslüman zor terakki eder ki etmediğine tarih ile şahidiz. Kaldı ki AB'nın ne hayrını gördük diyen muhteremelere diyorum.28 ŞUBAT Zulmünde evlatlarımızı hangi ülkelere gönderdiğimizi hatırlayın.S.ARABİSTAN'a kaç öğrencimiz tahsile gitti.Kaç öğrencimiz islam ülkelerine gitti.Birde AB ile sair ecnebi ülkelere giden öğrenci sayılarımızı da nazara alırsak bu 'AB2nin ne hayrını gördük,sözünüz sadece eğitim alanında tekzip olmuş oluyor.,Ülkemizin en çok ihracat yaptğı ,işçileirmizin en çok çalışmaya gittiği ülkelerin ise AB olduğunu resmi rakamalr gösteriyor.Zaten komşu,akrabasına bakanlar bunu daha net görebiliyor.Rabbim görmek ve idrak etmek nimetini nasip etsin.

  • Ayşe Hacer

    15.05.2026 23:51:06

    İman hizmeti yapmak için demokrasiye ihtiyaç yoktur. Söz gelimi Suudi Arabistan da saltanat var diye Risale-i Nurları götürmeyecek miyiz? Devlet yönetim şekli ne olursa olsun iman hizmeti öncelik olmalıdır.

  • Nuran Ay

    15.05.2026 22:34:53

    Böyle bakarsak her insanda bir iyi bir kötü yön var demek lazım ve insanları kötülüklerinden ötürü suçlamamak lazım. O aslında iyi biri. İyi tarafını gör.

  • Nuran Ay

    15.05.2026 22:32:30

    Bazıları mütemadiyen 2 avrupadan bahsediyor. Aslında iyi olan avrupa var diyorlar. Ne hikmetse o iyi avrupa hiç ortada görünmüyor. Hiç iyiliğini görmüyoruz. Eğer gördüyseniz söyleyin biz de bilelim.

  • S.topuz

    15.05.2026 17:34:27

    ..."kuvve-i gazabiyenin medar-ı istikameti ve hadd-i vasatı olan şecaat-i kudsiye ile kuvve-i gazabiyesi hareket etmekle beraber; kuvve-i şeheviyenin fesadı ve ifrat ve tefriti olan humud ve fücurdan musaffa olarak, o kuvvenin medar-ı istikameti olan iffette, kuvve-i şeheviyesi daima iffeti, a'zamî masumiyet derecesinde rehber ittihaz etmiştir. Ve hâkeza... Bütün Sünen-i Seniyesinde, ahval-i fıtriyesinde ve ahkâm-ı şer'iyesinde, hadd-i istikameti ihtiyar edip zulüm ve zulümat olan ifrat ve tefritten, israf ve tebzirden içtinab etmiştir. Hattâ tekellümünde(Konuş-ması) ve ekl ve şürbünde (ye-me-içmede),iktisadı rehber ve israftan kat'iyyen içtinab et-miştir. Bu hakikatın tafsilatına dair binler cild kitab te'lif edilmiştir. اَلْعَارِفُ تَكْف۪يهِ الْاِشَارَةُsırrınca, bu denizden bu katre ile iktifa edip, kıssayı kısa keseriz." Bediüzzaman Said Nursî, Risale-iNurKülliyatı,Lemalar60

  • S.topuz

    15.05.2026 17:28:53

    "Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, hilkaten en mutedil bir vaziyette ve en mükemmel bir surette halkedildiğinden,ha rekât ve sekenatı,itidal ve isti-kamet üzerine gitmiştir. Siyer-i Seniyesi,kat'î bir surette gös-terir ki:Her hareketinde istika-met ve itidal üzere gitmiş, ifrat ve tefritten içtinab etmiştir. Evet Resul-i Ekrem (A.V), فَاسْتَقِمْ كَمَٓا اُمِرْتَemrini tamamıy-la imtisal ettiği için,bütün ef'al veakval veahvalindeistikamet, kat'î bir surette görünüyor.Me- selâ:Kuvve-i akliyenin fesad ve zulmeti hükmündeki ifrat ve tefriti olan gabavet ve cer-bezeden müberra olarak,had-d-i vasat ve medar-ı istikamet olan hikmet noktasında kuv-ve-i akliyesi daima hareket et-tiği gibi;kuvve-i gazabiyenin fe sadı ve ifrat ve tefriti olan kor-kaklık ve tehevvürden münez-zeh olarak,kuvve-i gazabiye-nin medar-ı istikameti ve hadd-i vasatı olan şecaat-i kudsiye ile kuvve-i gazabiyesi hareket etmekle beraber;"... Lemalar - 60

  • İrfan

    15.05.2026 14:02:34

    İfrat ve tefrite radikalizm, fanatizm, aşırıcılık ve köktencilik diyerek; işin doğrudunu bizden gizlemek isteyenlere, nurlardan ölçülerle fırsat vermemek lazım. Kaleminize Allah kuvvet versin.

  • Sebahattin

    15.05.2026 13:26:00

    Vasat yoldan gitmek en güzeli. Osmanlı Adleti uygularken nasıl da ilerlemişti. Torunları olan biz de Adaletli olursak kazanırız. Almanya'da yaşayanlar olarak çocukluktan beri öğrendiğimiz kutuplaşmamak. Herkes benim fikrim doğrudur diyebilir. Sadece benim fikrim doğru denildiği zaman olaylar başlıyor. Kimse de diğerine saygı duymuyor. Bu manada vasat yollu hareket etmek ortak paydaları bulmaya vesile olabilir.

  • HÇeşitcioğlu

    15.05.2026 11:44:49

    “15 Temmuz’dan önce demokrasiye karşı Samanyolu TV’de yorumlarıyla ve Zaman’da başyazılarıyla Küreselcilerle çalışanların pasaportları/vizeleri çoktan hazırdı…” - bu kadar emin yazdığınız bu meseleyi, 10 geçse de açıkladanız da istifade etsek; nasıl neden niçin ne zaman nerde ve kimler? - 15 Temmuz saldırısı; kıyamete kadar İslam’ı ve RNur hizmetinin tepesinde balyoz olarak sallanacak, bu şeytani oyunu yakından bilen bir uzmandan dinlemek; sizin göreviniz bizim de hakkımız değil mi?

  • Mustafa coban

    15.05.2026 11:07:39

    Ifrat ve tefrit yaziniz cok önemli.bu bizim cografyanin hastaligi.hep abartmayi severiz. Dügünler,cenazeler,misafirlikler,kavgalar,spor karṣılaṣmalari,siyasilerle iliṣkiler.bir diger hastlikta unutkanlik.1917 kudüse gelen komutan selahaddin biz geldik diyor.bazilari unutmuyor.2.harpte fransa teslim anladmasini 1.harpte anlasma yapikan wagonda yapiyorlar.almanlar Wagon u bulup getiriyorlar.

  • Mehmet

    15.05.2026 11:05:21

    Malum cemaatin yanlış metodlarını dile getirmek de fayda mülahaza ediyorum yanlış basmamak bastırılmamak için.

  • Alaaddin

    15.05.2026 10:45:28

    İfrat ve tefritin dini cemaatlerde sebep olduğu kaosları da yazarsanız çok makbule geçer.

  • Hüseyin

    15.05.2026 10:42:45

    Günümüzün ictimai yarasının iki unsurunu keşfetmişsiniz. Allah razı olsun. Teoriyi anlayabilmemiz için pratiğin misalleriyle devam etmenizi istiyorum. Yüreğine ve kalemine sağlık hocam.

  • Mehmet

    15.05.2026 09:58:53

    Kürselciler cemaat içine sızarak tahribatlarını bir güzel yaptılar.Siyasetli cemaatler tuzağa düşürülerek bugünkü cemaat kavramının boşaltılmasına ön ayak oldular.demokrasiye karşı istismar edildiler.küreselcilerle çalışanların korunma hakkı! çoktan hazırdı.ifrat edenlerin her zaman kullanıcısı hazırdı.

  • HASAN DOĞAN

    15.05.2026 09:14:50

    Evet sevgili ağabeyim;asıl ifrat ve tefrit 15-20 Temmuz süreci ile at iizinin it izine karıştırılarak en masuım ve muteber kardeş ve ağbeylerin maalesef TU KAKA yapılmasıdır......

  • Bülent Bektaş

    15.05.2026 08:08:51

    Teşekkür Şükrü Bey Emeğinize Sağlık Sağlıklı ve bereketli Cumalar diliyorum

  • irfan göçmen

    15.05.2026 06:50:58

    Zındıka komitesinin kumaşını ortaya seren güzel bir yazı.idrak edebilene ne mutlu kaleminize sağlık hocam 🤲

  • Cemal Özkaya

    15.05.2026 05:31:13

    Vasat olan Avrupa ikidir fikridir. Bediüzzaman herkese ve herşeye rağmen bu fikri savunmuştur. Vela teziru vaziratun vizra uhra ayetinin bu asra bakan muhteşem bakış tarzını, hakiki hayali Ziyaeddin ayrımını, bir çekirdekten meyve vermiş bir ağaç gibi namaz mertebeleri, onlara benzemeyin ayetine getirdiği asrı saadet bakış tarzı ilk aklıma gelen vasat yol gösterici tesbitler. Herşeyi Bu ölçülere göre değerlendirirsek elbette ne ifratçılara ne de tefritçilere yaranmak mümkün değildir

  • Keçeli

    15.05.2026 02:44:29

    Günümüzde insanlar çoğu zaman olayları anlamaktan çok taraf tutmaya yöneliyor; destekledikleri kesimin yanlışlarını görmezden gelirken karşı tarafın doğrularını da peşinen reddedebiliyorlar. Böyle olunca hakikati aramak yerine kutuplaşma derinleşiyor. Bu yazının tam anlamıyla anlaşılabilmesi için Türkiye’nin yakın siyasi ve toplumsal tarihini de bilmek gerekiyor. Türkiye’de yaşanan darbeler, ideolojik kamplaşmalar, din-devlet tartışmaları ve farklı dönemlerde oluşan toplumsal kırılmalar dikkate alındığında, yazarın neden “ifrat ve tefrit” uyarısı yaptığı daha net anlaşılıyor. Bu yüzden yazı sadece teorik bir denge çağrısı değil; aynı zamanda Türkiye’nin tecrübelerinden süzülen önemli bir toplumsal muhasebe niteliği taşıyor.

  • Doğu Batı

    15.05.2026 02:39:27

    (2) Özellikle küresel güç odaklarının, toplumları ifrat ve tefritte savurarak birer 'istikrarsızlık laboratuvarına' dönüştürmesi tespiti, üzerinde dikkatle durulması gereken bir ikazdır. Hakikatin yolunu kapatan bu kurgulanmış aşırılıklardan kurtulmanın yolu; her türlü ideolojik taassuptan arınıp, Kur'anî bir ölçü olan 'vasat yolu' ve Şeriatın dengeleyici düsturlarını rehber edinmekten geçiyor.

  • Doğu Batı

    15.05.2026 02:39:06

    (1) Makale günümüzün en büyük içtimai yarası olan kutuplaşmanın ve savrulmaların köklerine çok yerinde bir teşhis koymakta. Bediüzzaman’ın İşârâtü'l-İ'caz adlı eserinde üzerinde durduğu 'istikamet' ve 'itidal' kavramlarının, sadece bireysel ahlak için değil, cemiyet hayatının selameti için de ne kadar hayati olduğunu bir kez daha görmekteyiz.

  • Recep Ayer

    15.05.2026 01:19:45

    Biz nur talebeleri sosyal hayatta lahika mektuplarını esas alır ifrat ve tefritten böylece kurtulmaya çalışırız.En tesirli çare budur.

  • BÜLENT DERVIŞ

    15.05.2026 01:10:20

    Özellikle Bu yazı için önce bir Tebrik edmek gerekiyor. Bu korkunç tabloları sağlam kaynaklardan okumak, insanı rahatlatıyor. Rabbime sınıp daha da cok ihtiyacımız olduğunu ifade edip ,yalvarmak ,istemek , yardım dilenmek olduğunu düşünüyorum. Başka hangi el bizi kurtarabilir. YUNUS a.s. misali.

  • Hüseyin T

    15.05.2026 00:27:17

    Tarih boyunca toplumlar, iki zıt uç arasında gidip geldikçe asıl hedef haline gelmiştir. Solun ve sağın suni bir şekilde kutuplaştırılması, haricî müdahalelerin en etkili yöntemi olmuştur. 12 Eylül’de birbirine kırdırılan gençler, 28 Şubat’ta dindarlara musallat edilen vesayetçiler, 15 Temmuz öncesi kontrollü muhalefet… Tüm bunlar aynı ellerin aynı oyununun parçaları olduğu çok aşikardır. Aynı oyunu bugün de birileri “ifrat” ve “tefrit” kavramlarını kullanarak toplumu kutuplaştırıp yönetmeye devam ediyor. Oysa asıl tuzak, bu iki ucun da aynı maksada hizmet ettiğini görememektir. Bu durumun farkında olmak, oyuna gelmemek için ilk adımdır.

  • Hakan

    15.05.2026 00:12:32

    Temel paradigmalar çok önemli. Batıl zihniyetlerin yeşerdiği alanlardan bahsediyorsunuz.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı