"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Zübeyrî sistem ve Yeni Asya...

Şükrü BULUT
30 Mart 2026, Pazartesi
Bediüzzaman’ın talebeleri arasında Zübeyir Gündüzalp’in adının çokça seslendirilmesinin hikmetine verilecek cevaplar önemlidir.

Bediüzzaman’ın onu bütün hizmetlerinden sorumlu makama çıkarmasını değil de vefatından yıllar sonra, sadece Risale-i Nur talebeleri çevresinnin dışında, Nur hareketini merakla takip edenlerce Zübeyir Gündüzalp’ten bahs edilmesinin, çok önemli iki sebebi var.

Birincisi, Üstadın hayatında fiilen sistemleştirdiği Risale-i Nur Hareketinin, muarızlarınca dağıtılmasını, içinde eridiği Nurun şahs-ı manevîsiyle engelledi. Tevazu, teslimiyet, bilgi, basiret, cesaret gibi hasletleriyle o, Bediüzzaman Hazretlerinin talebelerini bir meşveret etrafında topladı. Yüzde doksan dokuzunun bizatihî veya mektupla kabul ettiği şûrâ ile Zübeyir Gündüzalp, Said Nursî’nin hayatındaki çizgi ve esasları meşveretle sistemleştirdi. Üç ay boyunca, Nazilli’de kapandığı bir mekânda, Risale-i Nur talebelerinin hizmet usullerini ve prensiplerini Risale-i Nur Külliyatından çıkararak, Üstadın talebelerine gönderdi. O esaslar etrafında Bediüzzaman’ın talebeleri İstanbul’da meşveretle, Üstadlarının vefatından sonraki birlikteliklerini efkâr-ı ammeye adeta deklere ettiler. Kitap merkezli meşveretle her meselenin çözülebileceğini ve gelişen dünya hadiselerine meşveretle mukabele edilebileceğini Zübeyir Ağabey isbat etmiş oluyordu. Onun Risale-i Nurlardan derlediği Hizmet Rehberi, Beyanat ve Tenvirler ile Bediüzzaman Cevap Veriyor gibi eserler, Risale-i Nur talebelerine hem yol göstermiş oldu, hem de sistemin kendisinden sonraki seyir şeklini belirledi. 

İkinci önemli meselenin anlaşılması kolay değil… Bediüzzaman’ın üç hayat evresini bilemeyenler, Zübeyir’in buradaki özelliğini kolayca anlayamazlar. Bediüzzaman, kendisinden önceki müceddditlerden farklı olarak ictimaî hayatın merkezinden cihada başlamış, ümmetin ekserisine hitabeden projelerin altına girmiş, Birinci Dünya Savaşında üç yüzden fazla talebesini Ruslara karşı Doğu Cephesinde şehit vermiş, iki seneden fazla esir kalmış ve Savaştan sonra Osmanlı Devletinin zirvesince (Sultan, Harbiye Nazırı ve başbakan) Darülhikmet’e, dinsiz Avrupa Felsefesinden Kur’an’a yönelik hücumlara karşı Şehit Enver Paşa’nın müzaheretiyle tayin edilmiştir.

İlk İstanbul hayatını incelediğimizde, gazete ve mecmuaların ekserisine, zamanın dertlerine çözüm ihtiva eden yazılar gönderdiğini görüyoruz. Esaretten sonra da kısmen devam ettiği yazılarına; 1923’te başlayacak mutlak istibdat döneminde ara veriyor. İkinci Dünya Savaşının neticeleriyle ülkemizde esen demokrasi rüzgârıyla birlikte, hayata bakan manevî cihadına tekrar döndüğünü; Emirdağ Lahikalarındaki mektuplarından takip ediyoruz. 

Bu üçüncü dönemin sistemleşmesinde Üstadımızın Zübeyir Ağabeye yüklediği vazifeyi anlayabilmek için; Risale-i Nur külliyatını dikkatlice okumak, o dönemden vefatına kadar;  çoğu zamanın gazetelerinde yayınlanmış mektup, cevap ve müdafaalarını hadiseleriyle birlikte tahlil etmek gerekiyor.

Zübeyir Ağabey’in Üstadımızdan sonraki hayatını incelemeyenler, hayatta iken üstadımızın diğer talebelerinin ve bizlerin, ona manevî bir makam verdiğimizi zannedeceklerdir. Biz sistemden, istikametten, çizgiden ve dünyaya gösterilmesi gereken pusuladan bahsediyoruz. Serapa çile, bedel ödeme, mağduriyet, iftiralara maruziyet, anlaşılamama ve bazen kardeşlerince bile itham edilme ile geçmiş  hayatı insafla tahkik edenler; Zübeyir Ağabeyin cemaatin tesanüdü, ümmetin istikameti, Müslümanların uhuvveti ve milletimizin selâmeti uğrunda Risale-i Nurların hayata akışını sağlamak için, mahrumiyetler içinde İttihad ve Yeni Asya Gazetesini nasıl çıkardığını da göreceklerdir. 1967’nin sonbaharından 2026’nın ilkbaharına… 

Zübeyrî Çizgi tabirinin sehven veya bir kaza-yi İlâhî olarak; yirmi sene önce, Neoliberallerin dinî cemaatlere telkin ettiği NLP cereyanı zamanında ortaya çıktığını çoğu kardeşlerimiz yazılarında beyan ettiler. 

Bu sehivle birlikte, gazetemizin Nurları hayata aktarma vazifesinden rahatsız olanlar, Zübeyrî sistemden rahatsız olduklarını göstermiş oldular. Yani, Bediüzzaman’dan gelen Risale-i Nur talebeliğinin, hizmetlerinin ve mücahedesinin orijinal prensiplerinin kalın çizgilerle istikbale taşınmasını istemeyenler, bu tabire takıldılar.

Okunma Sayısı: 1414
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Metin K.

    6.04.2026 13:27:00

    A çizgisi b çizgisi değil Risale-i Nur çizgisi önemli. Üstadın nasıl ki tüm eserlerinin kendine özel makamları varsa talebelerinin de öyledir. İnsanları bu şekilde ayrıştırmaya gerek yok.

  • Hüseyin

    30.03.2026 23:33:19

    Kardeşler, bazen garip şeylerle uğraşıyoruz. Ha çizgi, ha sistem. Maksat belli değil mi? Hemi de yirmi senelik bir tartışma. O zamana gidip ogünün tartışmalarına da bakmak gerekecek. Peki buna gerek varmı.

  • HÇeşitcioğlu

    30.03.2026 19:10:11

    -Merhum Zübeyr Abi; gelmeyene gider, yaralıyı iyileştirir, günahkârı görmez şefkat ve merhametini artırır, ayrılanların dersine gider kapı dibinde oturur ders dinler, RNur mesleğine saldıran ve açıkça saptıranlara dilsiz kalmaz, RNur mesleğini teröre bulaştıranlara karşı yıllarca köşesinde sağır dilsiz ve ahraz kalmaz ( dı)! Zübeyr Abi, bir manayı harfidir, manayı ismi değil, RNur üstad ve tüm zamandaş nurcular olmadan bir hiçtir.. - Usülsüz üslupsuz muğlak kıytırık ifadeler O’ na makes olmaz, keramet ve öngörü gibi pelesenkler bir danei hakikat etmez. - “ Gerçeği en çok inciten papağanlıktır”, talebelerin 15 görevi bellidir, içinde ifrat övgülerle Zübeyrşiası oluşturur izlenimi ve kişiliğini menkıbeleştitip, gölgesinde yer bulmakta olamaz..

  • Ahmet Said

    30.03.2026 14:43:11

    ÇİZGİ Mİ, SİSTEM Mİ (3) Netice olarak, “sistem” kavramı hem bir hususiyeti dikkate alırken hem de birleştirici bir mahiyet taşır. Sistemin bütününe fayda sağlayan farklı talebelerin ve hizmet tarzlarının aynı hakikat zemininde buluşmasını kolaylaştırır. Böylece ne diğer talebeler gölgede kalır ne de hizmet bir kalıba hapsedilir. Çünkü, Risale’deki ifadelere dikkat ettiğimizde mesele anlaşılır: “o sistemde birisi”, “o sistemde zatlar”, “o iki mübarek şehidin sisteminde”. Sonuç olarak “çizgi” mi, “sistem” mi konusunda farklı düşünmek “Yeni Asya'dan Rahatsız olmak” anlamına gelmez.

  • Ahmet Said

    30.03.2026 14:42:45

    ÇİZGİ Mİ, SİSTEM Mİ (2) Bu açıdan bakıldığında, “Zübeyir çizgisi” yerine “Zübeyir sisteminde” ifadesinin tercih edilmesi, Risale-i Nur’un ruhuna daha uygun bir dil kullanımıdır. Çünkü Zübeyir Gündüzalp’in temsil ettiği şey, kendine mahsus bir yol ihdas etmek değil; Üstad’dan aldığı hizmet prensiplerini sadakatle tatbik eden bir sistemin hayattaki misali olmaktır. Bu sistem; meşveret, tesanüd, ihlâs ve şahs-ı manevîye bağlılık gibi temel esasları içerir. Dolayısıyla burada öne çıkan, bir şahsın çizgisi değil; o şahsın temsil ettiği hizmet metodolojisidir.

  • Ahmet Said

    30.03.2026 14:42:10

    ÇİZGİ Mİ, SİSTEM Mİ (1) “Çizgi” ile “sistem” kavramları arasındaki fark, meselenin doğru anlaşılması açısından kritik bir ayrımdır. “Çizgi” ifadesi, ister istemez sınır çizen, ayıran ve belli bir grubu diğerlerinden temyiz eden bir anlam taşır. Bu kullanım, niyet edilmese bile, Risale-i Nur hizmetinde şahıs merkezli bir ayrışma algısı oluşturabilir. Oysa “sistem” kavramı; usulü, prensipleri, işleyişi ve sürekliliği ifade eder. Bu yönüyle şahsa değil, metoda ve hizmetin şahsı manevisinin aklına işaret eder. Nitekim Üstad’ın ifadelerinde geçen “o sistemde zatlar” vurgusu da belirli bir şahsı merkeze alan bir ayrım değil; fedakârlık, sadakat ve hizmet tarzının bir bütün olarak devamını anlatır.

  • Bülent Derviş

    30.03.2026 13:25:56

    Elhamdülillah ZÜBEYRİ cizgisindeyiz. Rabbim Rahmetiyle muamele etsin, bizleri de ona komşu eylesin inşallah.

  • Rehanur

    30.03.2026 12:45:24

    Zübeyrî sistem bir tercih değil, istikametin sigortasıdır. Rabbim anlayıp yaşamayı nasip etsin, dilinize sağlık..

  • Doğu Batı

    30.03.2026 12:19:33

    (2) Yeni Asya’nın bu 'Zübeyrî' mirası sarsılmaz bir sadakat çizgisi olarak muhafaza etmesi, sadece bir yayıncılık tercihi değil, toplumsal selamet adına bir istikamet pusulasıdır. Bu tabirden rahatsızlık duyanların aslında meşveretin sarsılmaz disiplininden ve kitap merkezli şeffaflığından çekindiği tespiti ise oldukça yerinde bir analiz olmuş. Kaleminize, yüreğinize sağlık.

  • Doğu Batı

    30.03.2026 12:19:13

    (1) Şükrü Bey, bu ufuk açıcı tahliliniz için teşekkürler. Yazınızda vurguladığınız gibi, Zübeyir Gündüzalp’in sadece sadık bir talebe değil, aynı zamanda bir 'sistem kurucu' olduğu gerçeği çok kıymetli. Şahısların faniliği karşısında meşveretin bakiliğini ve 'şahs-ı manevî' otoritesini merkeze alan bu yapı, Nur hizmetinin savrulmadan bugünlere gelmesinin anahtarıdır.

  • Hüseyin T

    30.03.2026 11:33:38

    Bütün ahvâl ve gidişâtıyla, tecrîd altında bulunan üstadının yanında hedef ve istikametini muhkem bir sebat ile muhafaza eden; haricî müdahalelere karşı, imanın esaslarını bizzat yaşayarak müdafaa eden kıymetli bir şahsiyet idi. Hayat tarzını ve şevk u gayretini Nurlar ile tanzim etmiş, îmanî duruşuyla târihin şâhidlik eylediği nâdir şahsiyetlerden biriydi. Soyadı gibiydi, Alp'di. Dünyanın derinliklerine gömülenlerin çoklukta olduğu bir devirde, o bilâkis dünyanın içinden doğrularak sath-ı hayata çıkmıştı. “Nur şuuru” denildiğinde hatıra gelen isimlerden biri ve Risâle-i Nur talebelerine her daim nümûne-i imtisal olmuş bir güzîde şahsiyetti.

  • Bülent Bektaş

    30.03.2026 06:35:19

    Çok güzel bir yazı olmuş emeğinize sağlık Şükrü Bey Sağlıklı ve bereketli Haftalar dilerim

  • Cemal Özkaya

    30.03.2026 01:06:46

    Onlar neye takılırsa takılsın bu çizgi bir tohum olarak bile kalsa devam etmeli. Azıcık da olsa birileri bu çizgiyi yaşatmalı. Vazife yapılır netice Allah'ın bileceği birşey. Ama yapılmazsa farzı kifaye yerine getirilmemiş olur o daha büyük mesuliyet ve belki de belaya sebep olur. Paratoner olmaya devam. Yeni Asya ya da bu düşmüş.

  • Hüseyin İlhan

    30.03.2026 01:06:18

    HZ.Ömer RA'de alem-i İslamın birçok coğrafyasında ADALET,HAK,HUKUK denilince ve dinin dışındaki ehli hak insanalrca rehber,olarak addedilir. Bu hal Hz.Ömer RA'in makam ve mevki olarak efendimiz SAV'min önüne getirildiğini söyleyen cahiller ve dinkardeşelirmiz içinde münafıkane iş görmek niyetindekiler dışında yok.Bilakis HZ.ÖMER RA'ün halifeliğinde dinimize 'sistem,olarak ümmeti Muhammede çook harikulade rehberlik,liderlik ettiği efkar-ı amme ve ulema tarafından takdirle yad edilir. Aziz üsrtadımız ve muhterem talebesi Zübeyir ağabeyimizinde değerlendirilmesine bu açıdan bakmayıda düşünebiliriz kanaatindeyim. Bu yazı ile muhterem yazarımız Şükrü kardeşimiz zihinlerde en ufak şüpheye,fitne çıkaracak kem söz sahiplerine set çekmiştir. Rabbim iman ve kur'an hizmetinin cefakar,fedakarlarından ebeden razı olsun.

  • Hakan

    30.03.2026 00:40:55

    Zübeyri sistemin istikametli Risale-i Nur hizmetlerinin tarihçesini taşıdığını da söyleyebiliriz. Önemli bir konu. Farklılıklar veya herkesin dikkat edemediği noktalar.

  • Ahmet

    30.03.2026 00:24:03

    İhtiyaç duyulan noktaları zikretmişsiniz.Allah razı olsun.

  • Hikmet Günaydın

    30.03.2026 00:09:09

    Sükrü abi yazı güzel olmuş maşallah, Burada benim aklıma gelen üstat Hazreti Ali’yle Hazreti Ebu Bekir ve Hazreti Ömer’in mukayese ederken Yani ehli Şiaya cevap verirken diyor ki eve tarzı yeterli birlidir ilmin kapısıdır ancak Hazreti Ebu Bekir ve Hazreti Ömer sistemi kurmuşlardır diyor dolayısıyla sistem kuran diğerlerinden ve manevi anlamda hem maddi anlamda daha üstündür bu üstünlüğünü de herkes kabul etmiştir Hazreti Ali de dahil diyor. Bu yazıya bunları da eklenebilirdi veya ikinci bir yazı yazarsanız ekleyebilirsiniz

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı