"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ey farfaralı gazeteciler!

Süleyman ALIÇ
19 Ocak 2022, Çarşamba
Evvela: Bediüzzaman’ın dediği gibi; “Edipler edepli olmalı, hem de edeb-i İslâmiye ile müteeddib olmalı. Ve onların sözleri, kalb-i umumî-i müşterek-i milletten bîtarafane çıkmalı.” (Tarihçe-i Hayat) Yoksa müfteri olarak tarihe kaydedileceksiniz!

İkincisi: Yüz yıllık Risale-i Nur Cemâati ve hizmeti içinde milyonda bir bile olmayan Enes Kara yavrumuzun çok elim ve bir o kadar da üzücü olayını dilinize dolayarak hem Nur Cemaatini, hem de bütün cemaat ve tarikatları töhmet altında bırakmak hangisi basın ve ahlâk kuralına sığar? Bunu hiç vicdanınıza sordunuz mu? Belki akıl ve kalbiniz bozulmuş olabilir, ancak tefessüh etmemiş vicdanınız size hakem olabilir. Ancak vicdanınız da tefessüh etmiş ise işte o zaman çaresiz bir hastalığa duçar olmuşsunuz demektir. 

Üç: Enes Kara kardeşimizi bu elim olaya sürükleyen en az yirmi sebepten sadece bir tanesi cemaat evinde kalmış olmasıdır. Zaten Enes de videosunda cemaat evi ile ilgili çok detaylı bir açıklama yapmıyor. Hatta basından okuduğumuz kadarıyla ailesi ile de iletişime geçilerek Enes’in bu evde rızasıyla kalmak istemediği ve uyum sağlayamadığı ifade edilmiş. Diyelim ki sebeplerden bir tanesi de bu evde kalmasıdır. Pekâlâ diğer bütün sebeplerin hiç birini gündeme getirmemeniz, sadece kaldığı ev üzerinden fırtına koparılması ediplerin edebinden midir?

Dört: Hem Türkiye’de hem de dünyanın onlarca ülkesinde binlerce, milyonlarca insanın her türlü  ahlâksızlıktan, cinayetten, uyuşturucu müptelalığından, deizmden, ateizmden ve inkâr bataklığından Nur cemaatinin Risale-i Nur hizmetleri sonunda Allah’ın izni ve inayetiyle kurtulduğunu, Doğu illerimizde yaşayan binlerce gencin Nur Cemaatinin verdiği şuur ile katil PKK’nın tuzağına düşmediğini yüzlercesinin ikrarı “ben Risale-i Nuru ve cemaatini tanımasaydım bugün silah elimde dağda olurdum” hiç bir gün gündeminize almamanız hangi vatanperverliğinize ve milletperverliğinize sığar?

Beş: Siz hiç Kasap Tahirleri, Ali Uçarları, İngiliz asıllı Zafer Ali ve benzerleri ile Avrupa’da Müslüman olanların %37’sinin Risale-i Nur ile Müslüman olduğunu duydunuz mu? Belki de milyonlarca genç inançsızlık girdabında intiharın eşiğine geldiği halde bir vesile ile Risale-i Nur’u tanıyarak hem dünya, hem de ahiret hayatının kurtulduğunu yazan makale ve kitapları hiç görmediniz mi?

Altı: Birçok üniversite, lise ve ortaokul öğrencileri okullarda ve yurtlarda intihar ederken, siz hiç bu okullar ve yurtlar kapatılsın dediniz mi? Problem asrımızın materyalist ve maddeperest fikir akımlarında olduğu ap açık ortadayken niçin topu taca atıp lüzumsuz yere insanların maddi ve manevi yaralarına tiryak olan Risale-i Nur ve cemaatine hücum ediyorsunuz?

Yedi: Birçok asker, polis, memur, işçi ev hanımı intihar ettiklerinde bu müesseselerin kapanmasını yazıp-çizip haber yaptınız mı? Hem bu zamana kadar -Enes Kara da dahil- ‘Risale-i Nur bana zarar verdi’ diyen bir kişiye rastladınız mı? (Okudum, dili ağır, anlayamadım diyenler olabilir, bu durum mevzumuzun dışında…)

Sekiz: Bu ülkede gerçekten Allah için, vatan için, millet için, geleceğimiz için gece gündüz gayret gösteren cemaatlerin bu milletin evlatlarının kurtuluşuna çalıştıklarını görmemek eğer cahillik değilse olsa olsa ihanettir.

Dokuz: Risale-i Nur talebeleri asayişin manevi bekçileri ve muhafızıdırlar. Tarih-i âlem buna şahitlik eder. Onların en önemli düsturları müsbet hareket etmek, menfi hareket etmemektir. Risale-i Nur telif edildiği seneden beridir bütün talebelerinden hiçbir vukuatı hiçbir vilayet zabıtası kaydetmediği ve bütün kuvvetiyle ve talebeleriyle vatan ve milleti anarşilikten muhafaza ve emniyet ve asayişin teminine çalıştıkları bir hakikattir. Risale-i Nur’un dersleri dünyaya baktığı vakit, bütün kuvvetiyle asayişin temellerini muhafaza etmek ve korumak ve fesad ve ihtilâllerin önünü almak olduğundan, manevî bir inzibat komiseri hükmünde olduğu kat’iyyetle tahakkuk etmiş.

On: Diğer taraftan iman ve Kur’an cemaatlerine de Üstadım Bediüzzaman gibi diyoruz ki; “Ey ehl-i hak! Ey hakperest ehl-i şeriat ve ehl-i hakikat ve ehl-i tarîkat! Bu müdhiş maraz-ı ihtilafa karşı birbirinizin kusurunu görmeyerek, yekdiğerinizin ayıbına karşı gözünüzü yumunuz! “Boş sözlerle, çirkin davranışlarla karşılaştıkları zaman, izzet ve şereflerini muhafaza ederek oradan geçip giderler. (Furkan Suresi: 72.)” edeb-i Furkanî ile edebleniniz! Ve haricî düşmanın hücumunda dâhilî münakaşatı terketmek ve ehl-i hakkı sukuttan ve zilletten kurtarmayı en birinci ve en mühim bir vazife-i uhreviye telakki edip, yüzer âyât ve ehadîs-i Nebeviyenin şiddetle emrettikleri uhuvvet, muhabbet ve teavünü yapıp; bütün hissiyatınızla ehl-i dünyadan daha şiddetli bir surette meslekdaşlarınızla ve dindaşlarınızla ittifak ediniz, yani, ihtilafa düşmeyiniz. (Lemalar - 155) ve habbeyi kubbe yapan farfaralı gazetecilerin kubbelerini habbe görüp ehemmiyet vermektir. Bu dünya hayatı, husûsan bu zamanda, bu şerâit altında kıymeti yoktur. (Şûâlar)

Okunma Sayısı: 929
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı