"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Allah’a dönüş ne demektir?

Süleyman KÖSMENE
06 Ocak 2022, Perşembe
Mevlid Gül: “İşaratü’l-İ’caz’da, “Dünyadaki vücud, vasıtasız, dest-i kudretten çıkar. Dünyada terkib, tahlil, tasarruf, tahavvül ile karışık beka mes’elesi sâbıkan zikredilen hikmet üzerine esbab, vesait, ilel, mes’eleye müdahale edip araya girerler.” 1 cümleleri arasında tezat gözüküyor. Bu cümleleri açar mısınız?”

Yolun Sonu Allah’a Dönüştür

İşaratü’l-İ’caz’da geçen bu cümleler, “Ne suretle Allah’ı inkâr ediyorsunuz? Hâlbuki sizin hayatınız yoktu, O size hayatı verdi. Sonra sizi öldürecektir. Sonra yine hayat verecektir. Sonra O’na rücu edip gideceksiniz.” 2 Âyetinin tefsirinde geçiyor. 

Soruda: “Allah’a rücu etmek, Allah’tan gelmeyi iktiza eder. Bunun için bir kısım insanlar, Allah ile insan arasında ittisali tevehhüm etmişlerdir ve bazı sofiler de şüpheye düşmüşlerdir.” denmiş ve açıklama istenmiştir. 

Öyle ki, Kur’ân’da Allah’a dönüşü çeşitli kelime kalıplarıyla haber veren çok âyet vardır. 

Burada “ve ileyhi türce’ûn” kalıbıyla haber verilen bu kutsal dönüş, kimi âyetlerde şöyle de geçer: 

“Ve ennehüm ileyhi râci’ûn” (Muhakkak O’na dönecekler) 3, “Ve ileyke’l-masîr” (Dönüş Sana’dır) 4, “Ve ila’llahi’l-masîr” (Dönüş Allah’adır) 5 “İlallahi merciukum cemîa” (Hepiniz Allah’a döneceksiniz) 6, “İnnâ ilâ rabbinâ münkalibûn” (Biz Rabbimize döneceğiz) 7, “İleyhi merciukum cemîa” (Hepinizin dönüşü O’nadır) 8, “Küllün ileynâ râciûn” (Hepiniz Bize döneceksiniz) 9  

Bu kutsî haberi işleyen daha çok âyet vardır. 

Vasıtalar Sadece Perdedirler

Allah’tan gelmek ve Allah’a dönmek, bazılarının zannettiği gibi bir ittisal halini ifade etmiyor. Yani insan Allah’a bitişik idi, sonra yine Allah ile bitişmeye gidecektir demek yanlıştır. İnsan Allah’ın parçası değil, Allah’ın kuludur. Allah insanı yaratmıştır. 

Bediüzzaman Hazretleri “Allaha dönüş” mefhumunu açıklarken, insanın hem dünyada, hem ahirette Allah’ın bir cüz’ü olduğuna değil; müstakil vücud ve bekasının olduğuna ve Allah’ın yarattığı mahlûku bulunduğuna vurgu yapar. İnsanın dünyadaki vücudunun da vasıtasız şekilde kudret elinden çıktığına işaret eder. 

Bu cümledeki “vasıtasızlık”, görünen vasıtaların ve esbabın zahiri olduğuna, hiçbir yaptırım gücü, kudreti ve iradesi olmadığına, insanın doğrudan Allah’ın iradesinin ve kudretinin eseri olduğuna işarettir. Bu mana muhtelif risalelerde, “İzzet ve azamet ister ki, esbâb perdedâr-ı dest-i kudret ola aklın nazarında; tevhid ve celâl ister ki, esbâb ellerini çeksinler tesir-i hakikiden.” 10 vecizesiyle de pekiştirilmiştir. 

Yani sebepler ve vasıtalar sadece perdedirler. Allah’ın izzet ve azameti sebeplere ve vasıtalara perde olmaktan başka bir makam vermiyor. “Çünkü iş gören kudret-i Samedaniyedir.” 11

Perdeden maksat, sadece Allah’ın izzet ve azametini örtmeye yarayan nesne olmaktır. Perdenin gücü, kudreti, iradesi, yaptırım kuvveti yoktur. İcat edemez. Camdaki perde gibidir. Evin içini örter; ama evin içini yaratamaz.

Herkes Hâlık’ını Perdesiz Bilecektir

İkinci cümlede ise, dünyadaki vasıtaların, terkip, tahlil, tasarruf ve tahavvül gibi hallere sebep oluyor gibi gözükmesi, dünyada zıtların, yani güzelliklerin ve çirkinliklerin, faydaların ve zararların birbirine karışık yaratıldığı içindir. Cenab-ı Allah izzetini göstermek hikmetiyle vasıtaları ve sebepleri devreye sokmuştur.       

Haşirde ve kıyamette ise kâinat tasfiye ameliyatından geçirilecek, zıtlar birbirinden ayrılacaktır. Sebepler ve vasıtalar ortadan kalkacaktır. Hicap ve perde kalktıktan sonra ise, herkes gerçek Saniini görecek, hakikî Malikini bilecek, Hâlıkını tanıyacak, kendisini kimin hangi büyük lütuf ve keremle yarattığını kavrayacaktır. 12   

İşte, haşirde ve kıyamette insanın gerçekten Hâlık’ını perdesiz olarak bilmesi ve doğrudan ve sadece O’na hesap vermesi, işlerin Allah’ta son bulması durumu, “Allah’a dönüş” olarak ifade edilmiştir.

Bahsettiğiniz iki cümle arasında tezat yok, birbirini açıklayan ifadeler vardır.       

Dipnotlar:      

1- İşaratü’l-İ’caz, s. 274. 2- Bakara Sûresi: 28. 3- Bakara Sûresi: 46. 4- Bakara Sûresi: 285. 5- Âl-i İmran Sûresi: 28. 6- Maide Sûresi: 105. 7- Araf Sûresi: 125. 8- Yunus Sûresi: 4. 9- Enbiya Sûresi: 93. 10- Sözler, s. 328. 11- Sözler, s. 327. 12- İşaratü’l-İ’caz, s. 270.

Okunma Sayısı: 1581
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Feyza

    6.1.2022 05:22:33

    Ayet kesitlerini latince yazmak yerine aslı olan huruf-u Kur'an ile koysanız.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı