"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kampanya döneminde sona gelirken

Süleyman KÖSMENE
03 Nisan 2020, Cuma

Son Üç Güne Girdik

Savaşlar, zulümler, ekonomik göstergeler, coronavirus falan derken, hadiseler, zamanlar, gündemler öyle hızlı ilerliyor ki, bir kampanya döneminin sonuna geldik. Beş Nisan’a kadar uzatılmıştı malûm. Henüz iki üç gün var. 

Bir hizmet gemisi sessiz sedasız yüzmeye çalışıyor, farkındasınız. Ayaklarının üzerinde kalmaya çalışıyor. İmkânsız imkânlarla nurun hakaikını neşretmeye çalışıyor. Ele güne muhtaç olmadan başını dik tutmaya çalışıyor. Namerde muhtaç olmadan kendi yağıyla ve sizin bereketli katkılarınızla kavrulmaya çalışıyor.  

Bunun için bir kampanya açmış, bir seferberlik ilân etmiştir. Bütün gönüllüleri taşın altına elini koymaya dâvet etmiştir. Yoksa bu taşın buradan kaldırılamayacağını duyurmuştur.

Yardım istemiştir. Hak rızası için. Hakkı tutan ellerden... Hakikat kahramanlarından… Elimden tutun demiştir. Bu taş hepimizin… El de hepimizin olmalı demiştir. Üçle beşle değil; güçlü tutun demiştir. Bütün gücünüzü sarf etmezseniz tutamayız, taşı kaldıramayız demiştir. 

Taşı kaldıramazsak, Üstad bizi azarlar demiştir. Üstad bizi azarlarsa, mahşerde mahcup oluruz. Mahşerde mahcup olursak bu nice kahramanlıktır demiştir. 

Kat’î Bir İltica

Sefine-i hizmetimiz, derin sularda yüzmeye, hizmet kervanımız, uçsuz bucaksız sahralarda ayakta durmaya, yürümeye çalışıyor. Nurun hakaıkı ile paslı dünyayı tenvir etmeye çalışıyor. 

Ama dik durması gerekiyor.

Dik duramazsa hedefine ulaşamaz! Dik duramazsa hizmet edemez. Namerde muhtaç olursa –maazallah- yıkılır. Yıkılırsa Nurun Hakaikını kim neşredecek?    

Bedir Savaşı öncesinde Resulullah (asm) müşriklere baktı, kendi ashabından üç kat fazla idi. Bu bir intihar demekti. Kıbleye yöneldi, ellerini kaldırdı, katî bir tazarru ve niyaz ile şöyle yakardı:   

“Ey Allah’ım! Bana olan vaadini ihsan eyle! Allah’ım! Bana zafer nasip eyle. Eğer şu bir avuç topluluğu helâk edersen, artık yeryüzünde Sana ibadet edecek kimse kalmaz!”

O bir peygamberken, münacatına öyle devam etti ki, mübarek ridası omuzlarından düştü. Hazret-i Ebu Bekir (ra) koşup ridasını topladı ve yanına koydu:

“Ya Resulallah! Rabbine yalvarışın yeter. Allah vaadini yerine getirecektir’ dedi.  

Evet, dostlar, mevcut ekonomik sistemde, holdinglerin dayanamadığı göstergelerde gazete çıkarmak, bir de harcınız, borcunuz varsa, ekonomik intihardan farksızdır! 

Elbette, Cenab-ı Allah yardım eder inşallah. Ama belki de, kat’î bir silkinişle Rabbimize iltica etmemiz gereken günlerden geçiyoruz. 

Ne yaptığımızı bir kez daha gözden geçirelim.

Yıkılmış Bir Hurma Kütüğü

Bahçe duvarını tamir eden bir sahabe, komşusunun bahçesinde yıkılmış bir hurma kütüğüne gözü ilişti. Onu duvarına koyacaktı. Ama komşusu vermedi.  

Sahabe de Resulullah’a (asm) geldi: “Ya Resulallah! Şurada bir hurma kütüğü var. Onu bahçemin duvarına koyacaktım. Adam vermedi. Emretseniz de onu bana verse…” dedi.1

Resulullah (asm) bahçe sahibine: “Ey Falan! Cennette bir hurma bahçesi karşılığında şu kütüğü bu adama verir misin?” buyurdu. Ama adam yine kabul etmedi. 

Cennet vaadini duyar duymaz kalbi yerinden fırlayan Ebu Dahdah (ra) adamı kenara çekti ve, “Bahçemi sana o kütük karşılığında satıyorum. Alır mısın?” dedi. Adam buna razı oldu. Ebu Dahdah bahçesini vererek kütüğü satın aldı ve Resulullah’a (asm) gelerek:

“Ya Resulallah! Ben o kütüğü bahçem karşılığında satın aldım. İhtiyaç sahibi adama verebilirsin.” dedi. 

Resulullah (asm) bu alış verişten çok hoşnut oldu. Kütüğü adama verdi ve:

“Ebu Dahdah’ın Cennette ne büyük hurmalıkları vardır!” buyurdu.2   

Baki bir şeyi satın almak için bazen ve genelde bir büyük faniyi satmamız gerekebilir. O faniyi elimizden çıkarınca aslında pek de etkilenmeyizdir. O olacağına olmasın; şu bana yeter deriz. Ama hizmetim tökezlemesin, deriz. Allah’ın rızasını, Resulullah’ın (asm) hoşnutluğunu, duâ-i Üstadaneyi ve Cennetin bağ ve bahçelerini, o fani metaı satmamızla kazanacağımızı haklı olarak düşünürüz.  

Son üç güne girdik. Belki de pik yapacağımız zamandır. Haydi bismillah! Bu yükü hep birlikte kaldıralım. Rabbim dünyada ve ahirette elinizi hizmetle ve hasenatla doldursun inşallah.

Dipnotlar:

1- Enfâl Sûresi: 9; Buhârî, Megâzî, 4; Müslim, Cihâd, 58. 2- El-İsabe, 4/59.

***

Seferberlikte son hafta

 

Okunma Sayısı: 1847
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı