İstanbul’dan Hasan Doğan: “ ‘Gazze’de insanlık ölüyor. Allah dünyada bu kadar zulüm ve katliamlara niçin izin veriyor?’ gibi sorular var. Felsefe de kötülükleri tartışıyor. Nasıl cevap vereceğiz?”
Şerri Yaratmak Şer Değildir
Bediüzzaman’a göre çok hayır ve iyilik için, az şer ve kötülük kabul edilmelidir. Eğer o az şer de gelmesin diye o çok hayırdan vazgeçilirse, o zaman çok şer ve kötülük seçilmiş olur. Meselâ kangren olmuş ve kesilmesi lâzım gelen bir parmağın kesilmesi hayırdır, iyidir. Halbuki görünüşte şerdir. Oysa parmak kesilmezse el kesilir, kol kesilir, nihayet hayat elden gider; daha büyük şer ve kötülük olur.
İşte kâinattaki şerlerin, belâların, zararların, kötülüklerin, şeytanların ve muzır şeylerin yaratılmaları şer ve kötülük değildir. Çünkü her birisi çok mühim ve çok hayırlı neticeler için yaratılmışlardır.
Söz gelişi, meleklere şeytanlar musallat olmadıkları için, yani meleklere göre kötülük olmadığı için yükseliş kaydetmezler, makamları sabittir, dereceleri değişmez. Kezâ hayvanlar şeytanın varlığından zarar görmedikleri için mertebeleri sabittir, eksiktir, yükselmezler.
Oysa insanlık âleminde yükseliş ve alçalış mertebeleri sonsuzdur, sınırsızdır, hadsizdir. İnsanlar arasında tarihten günümüze kadar çok alçak ve çok kötü olanından, çok iyi, çok hayırlı ve çok faydalı olanına kadar değişik makam ve mertebelerde insanlar var ola gelmişlerdir.
İnsanda Düşüş Neden Vardır?
Çünkü insan iyilikleri çalışarak ve mücadele vererek elde ediyor. Çalışması ve mücadele vermesi için de insan bir “kötülerle ve kötülüklerle yarışma meydanında” yaratılmış bulunuyor.
Meselâ tembellik bir kötülüktür, sağa sola zarar vermek bir kötülüktür, ahlâksızlık bir kötülüktür, nefsin isteklerinin çoğu birer kötülüktür, şeytan bir kötülüktür. Bu kötülüklerden sıyrılması ve iyilikler merdiveninde yükselmesi için Allah insana hem güç ve istidat vermiştir, hem peygamber ve yol gösterici göndermiştir.
Fakat diğer tarafa da kötülükleri koymuştur ki insan mücadele verme görevini unutmasın, durmasın, tembelleşmesin, çalışsın ve bu kötülüklerden uzaklaşarak hayra ve iyiliklere ulaşsın, dünyada başarıyı yakalasın, âhirette Allah’ın rızasına ve Cennete erişsin.
Eğer insanların böylesine bir mücadele ve çalışma ruhu, buna uygun bir dünya ortamı ve karşılarında buna uygun kamçı olabilecek mahiyette kötülükler olmasaydı, hayvanlar veya melekler gibi, makamları sabit kalacaktı.
Oysa Allah’ın muradı, yükselen bir insanlıktır!1
Şikâyete Hakkımız Neden Yoktur?
Bediüzzaman’a göre, Yaratıcıdan gelen ve insanın hoşlanmadığı zarar ve kötülüklerde, hastalık ve musîbetlerde, insanın şikâyet etmeye hakkı yoktur:
Cenab-ı Hak insana giydirdiği vücut elbisesini sanatına mazhar ediyor. İnsanı bir model yapmış, o vücut elbisesini o model üstünde keser, biçer, kısaltır, daraltır, büyütür, değiştirir; insanı hasta eder, derde uğratır, aç eder, tok eder, susuz eder; böylece her bir halde muhtelif isimlerinin cilvesini gösterir.
İnsan hastalanmalı ki, Şâfî ismi elinden tutsun. İnsan acıkmalı ki, Rezzak ismi kendisine türlü türlü rızıklar versin. İnsan darda ve zorda kalmalı ki, Rab isminden, Muîn isminden imdat istesin. İnsan sıkıntı çekmeli ki, Sabûr ismine sığınsın. Değişik ıztırap hallerinde Allah’a değişik isimleriyle sığınan ve Allah’tan yardım isteyen insan ne kadar sıkıntı çekiyor gibi gözükse de, Allah’ın özel yardım ve şefkatiyle kucaklanmıştır.2
Dipnotlar:
1- Age., s. 48.
2- Lem’alar, Y.A. Neşr., Germany, 1994, s. 16; Mektubat, s. 48, 49.