Ramazan ayının bir coşkusu da birlikte iftar etmektir. Peygamber Efendimiz (asm) kendisini davet eden zengin-fakir hiç kimseye “Hayır!” demez; hatta aynı anda çağıran kişilere davetteki öncelik sırasına göre icabet ederdi. Bu vesile ile şöyle buyurmuştur: “Kim Ramazan’da kazandığı helâl rızık ile oruç tutan birini iftara çağırırsa, melekler ona Ramazan geceleri boyunca dua ederler. Cebrail -aleyhisselâm- Kadir gecesi onunla kucaklaşır.” Sahabîler: “Ey Allah’ın Rasûlü! Hepimiz bir oruçluyu iftar ettirecek kadar bir şey bulamıyoruz.” deyince; Rasûlullah (asm) şöyle buyurdu: “Allah, aynı sevabı bir hurma tanesi yahut bir yudum su veya su katılmış bir yudum süt ile iftar ettirene de verir. Bu, başı rahmet, ortası mağfiret, sonu Cehennem'den kurtuluş olan bir aydır. Bu ayda kölesinin yükünü hafifletene Allah mağfiret buyurur ve onu Cehennem ateşinden âzâd eder.
Bu ayda şu dört şeyi çokça yapınız. Bunlardan iki tanesi ile Rabbinizi razı edersiniz. İki tanesine de çokça ihtiyacınız vardır. Kendileriyle Rabbinizi razı edeceğiniz işler, Allah’tan başka hiçbir İlâh olmadığına şehadet getirmek ve O’ndan mağfiret dilemektir. Kendilerine muhtaç olduğunuz iki haslet ise, Allah’tan Cenneti istemek, Cehennemden de ona sığınmanızdır.
Oruçlu birisine içecek bir şey verene Allah, benim Kevser Havuzu’mdan içirecektir ve o, Cennet'e girene kadar da bir daha susamayacaktır.’” (İbni Huzeyme, Sahih, III/191)