"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bir şerefli barış: Hudeybiye Barışı

Süleyman KÖSMENE
11 Mayıs 2026, Pazartesi
Hasan Bey: “Hudeybiye antlaşmasını ve günümüze bakan yönlerini, umumî sulh ve huzur için nasıl anlamalıyız?”

Hudeybiye Köyünde Bir Şerefli Buluşma

Hudeybiye köyü Mekke’ye bir günlük uzaklıkta küçük bir köyün adıdır. Şecere mescidi yanında Hudeybiye kuyusu vardır. Bu isim oradan köye verilmiştir. 

Hicretin 6. yılındayız. İslâmiyet Medine’de yayılmaya devam ediyor. Yıl 628. Zilkade ayı. Müslümanlar o sene Mekke’yi ziyaret edip, Kabe’yi tavaf etme niyetiyle Medine’den yola çıktılar. Hudeybiye’ye kadar geldiler. Mekke’ye bir günlük yolları kaldı. Orada konakladılar.

Mekke’de müşrikler telaşa kapıldılar. Süheyl bin Amr’i, Hazret-i Peygamber (asm) ile görüşmesi için gönderdiler. 

Peygamber Efendimiz ile Süheyl bin Amr görüştüler. O sene müşrikler umre yaptırmama niyetindeydiler. Şartları ağırdı. Uzun görüşmelerin sonucunda varılan anlaşmayı yazmaları gerekiyordu. Peygamber Efendimiz Hazret-i Ali’yi görevlendirdi.

Hazret-i Ali anlaşmanın başına “Bismilllahirrahmanirrahim yazmıştı ki Süheyl, “Biz bunu bilmiyoruz” dedi. Resulullah Efendimiz onu sildirdi. “Bismikallahümme” yazdırdı. Ardından Hazret-i Ali, “Allah Resulü” yazmıştı ki, Süheyl buna da itiraz etti. “Allah’ın Resûlü olduğunu kabul etseydik, seninle savaşır mıydık, Kâbe’yi ziyaretten alıkoyar mıydık? Onun yerine Muhammed bin Abdullah yazın. Böyle daha iyi!” dedi.

Resulullah Efendimiz (asm) onu da kabul etti. Ashab konuşmaya başladı.       

Dediğin Gibi Olsun!

Hazret-i Ali Efendimiz (ra) elindeki kalemi yere bırakarak: “İsminizi silemem ya Resulallah!” dedi. Resulullah Efendimiz (asm) Süheyl’e: “Siz yalanlasanız da ben Allah’ın Resulüyüm” buyurdu. Ardından, “Ama, dediğin gibi olsun!” dedi. Hazret-i Ali’ye (ra) o cümleyi göstermesini söyledi. Eline kalemi aldı ve “Resulullah” adını sildi ve “Muhammed bin Abdullah” künyesini yazdırdı.

Bu durum Sahabe-i Kiram’ın canını sıkmıştı. Konuşmalar arttı. 

Anlaşmanın bazı önemli maddeleri şöyledir:

1. Antlaşmanın süresi on yıldır.

2. Müslümanlar Kâbe’yi bu yıl ziyaret edemeyecekler; bu ziyaret, bir sonraki yıl yapılacaktır. Gelecek yıl ziyarete gelenler, Mekke’de üç gün kalacak, o zaman içinde müşrikler Mekke dışına çıkacaklar, Müslümanlarla temas kurmayacaklardır.

3. Kureyşlilerden biri, Müslüman olacak olsa, geri alınacak. Ama Medîne’den Mekke’ye sığınanlar geri teslim edilmeyecek.

4. Diğer Arap kabileleri dilerlerse Müslümanların tarafına, dilerlerse Kureyşlilerin safına katılabileceklerdir.

Süheyl’in Oğlu Ebu Cendel 

Olacak bu ya, müşriklerin başkanı Süheyl’in oğlu Ebu Cendel bir sene önce Müslüman olmuş, ama Süheyl’in kendisine verdiği şiddetli ceza ile ayakları bağlı şekilde tutulmaktaydı. Ebu Cendel Müslümanların Hudeybiye’ye geldiklerini duyar da yerinde durabilir mi? Zincirini sürüyerek toz duman içinde Hudeybiye’ye yetişti. 

“Ya Resulallah Beni kurtar ne olur!” diyebildi. 

Ancak anlaşma yeni yapılmış ve anlaşmaya sadık kalacaklarına dair sözler verilmişti. Ebu Cendel herkesi şaşırttı. Sahabe-i Kiram onu kurtarmak iştemişse de Resulullah Efendimiz (asm) anlaşmayı gösteriyordu. Süheyl bu tablo karşısında oldukça gerginleşti. 

Ebu Cendel bir yandan:

“Beni bunların eline mi bırakacaksın Ya Resulallah?” demekteydi. 

Resulullah Efendimiz Ebu Cendel’in anlaşma haricinde kalmasını rica etti. Ama Süheyl buna razı olmamakla beraber, elindeki sopayı Ebu Cendel’in yüzüne doğru savurdu. Ebu Cendel ağlıyordu ve iltica etmek istiyordu.

Sahabeler de yüksek sesle Ebu Cendel’i istiyorlardı.  Resulullah Efendimiz ise anlaşmayı gösteriyordu. Ebu Cendel’e:

“Ey Ebû Cendel! Azıcık sabret! Allah’tan bunun mükâfatını bekle! Hiç şüphesiz Allah sana bir genişlik ve çıkar yol yaratacaktır. Biz artık Mekke ile bir antlaşma yapmış ve bu yolda kendilerine Allah’ın ahdiyle söz vermiş bulunuyoruz. Onlar da bize Allah’ın ahdiyle söz verdiler. Sözümüze vefasızlık edemeyiz. Zira verdiğimiz sözde durmamak bize yakışmaz!” buyurdu.1

—Devam edecek—

Dipnot: 

1- Ahmed, IV, 325; İbn-i Hişâm, III, 367

Okunma Sayısı: 147
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı