"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hey, ölüm, hey...

Süleyman KÖSMENE
21 Mayıs 2026, Perşembe
O, Dosta Gitti

Hizmet ehliydi. İşinin eriydi. Kimseyle ters düşmezdi. Can dosttu. Arkadaş canlısıydı. Nur talebesiydi. Yayın hizmetinde sebatkârdı.

Hey gidi dünya hey! Hey gidi yalan dünya hey! Şimdi o, vatan-ı aslîsine gitti. Zaten de buna bir ömür inanmıştı, bunu bir ömür savunmuştu. Bu değerleri yayınlıyordu. Başka silahı yoktu. Tek silahı kitaplarıydı. Sadakatiydi. İstikametiydi. Sebatkârlığıydı. Dürüstlüğüydü. İşinin eri olmasıydı. O yabana gitmedi, biz yaban ellerde kaldık. O dosta gitti, ulaştı. Biz hâlâ yollardayız. Yürüyoruz. Koşuyoruz. Bilmiyorum, nereye koşuyoruz...

Bilmiyorum, hedef-i maksuda ulaşabilecek miyiz? Ama o ulaştı...      

Neden Şimdi?

Abdullah Eraçıkbaş’tan bahsediyorum. Gazetemizin Genel Yayın Yönetmeninden. Duydum ki, ölüm onu aramızdan, hizmetinden koparmış! Hiç hesapta olmadan... Ne zaman aldı, neden aldı, acelesi neydi? 

Zaten ölünecek değil miydi? Ancak böyle, hizmetinin en aktif, en verimli olduğu bir zamanda neden? Ölüm birazcık daha sabredemez miydi? Gitmeseydi diyemem! Hepimiz gideceğiz! Eyvallah! Orası bizim ebedî istirahatgâhımız! “Gel dediler” mi, başka çaren kalmıyor! Olmaz diyemiyorsun! İpin ucu senin elinde değil! Ama… Ama neden şimdi? Erken gitmelere hep bozulurum!

Neden şimdi? Biraz daha gecikemez miydi? Verimli olduğu yıllarda müsaade olunamaz mıydı? O kalp krizine çare olunamaz mıydı? 

Ölüm bıraksa, şu ahirzamanın karanlık sokaklarında biraz daha yol alacağız. Ama yok; ölüm var, değil mi?  

İş Bize Düşüyor!

Değerli dostlar, bizler zamanı çok çarçur ediyoruz? Zaman için har vurup harman savuruyoruz! Sanki hep bize müsaade edecekmiş gibi! Sanki böyle bir sözleşmemiz varmış gibi! Görüyorsunuz, ölüm beklemiyor! Ölüm alıp bizden koparıp gidiyor! O aldığını, patır kütür kopardığını biliyor! 

Ve işin enteresan tarafı, koparıp gittiğini artık dünyaya, aramıza bir daha vermiyor. Sonsuza dek aldığını alıyor. Biz ise arkasından bakakalıyoruz! Her şey geçmiş oluyor! 

O zaman iş bize düşüyor! Ölüm gelmeden şu elimizdeki Risalelerin kıymetini bilelim! Dost olalım, kardeş olalım, birbirimizi incitmeyelim, birbirimize küsmeyelim, birbirimize kem söz söylemeyelim! Bakın işte, gidince gidiliyor. Bir daha dönülmüyor! Bir daha artık mahşerde, huzur-u İlâhîde görüşmek mümkün olabiliyor. 

Bu yolun dönüşü yok! Bu yolun şakası yok! Bu yolun yalanı yok! Bu yolun geri geleni yok. Bu yolun pişmanlığı ise çok!

Çünkü hep o okuduğumuz Risaleler kafamıza vura vura bu yolun mutlaka geleceğini, uhuvvetten, kardeşlikten, tesanütten, birlik beraberlikten, kucaklaşmaktan, muhabbetten, sevgiden ayrılmamamız gerektiğinden bahsediyor. Bizi ikna ediyor. 

 “Tamam Üstadım!” diyoruz; ama dışarı çıkınca ne oluyorsa oluyor, bir birimizin  kusurlarını aramaktan, bulmaktan ve yüzüne vurmaktan, düşman bellemekten canımız çıkıyor! Onu dost edinemiyoruz bir türlü! Hesabımız kitabımız var çünkü.  Ölümü hesap etmemişiz!  

Ve şu altın düsturu unutuyoruz: “Biz Muhabbet fedaîleriyiz. Husumete vaktimiz yoktur!” Oysa husumete vakit bulduğumuz gün, parçalandığımız gün bilelim!   

Allah rahmet eyleye Abdullah Ağabey!  Sen bize “ölümü unutmayın, dost kalın!” mesajını gür bir biçimde verdin! Allah’ın rahmeti, bereket lütfu seninle olsun! Âmin. 

Okunma Sayısı: 1716
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • B.Erdoğan

    21.05.2026 12:02:42

    Evet Sayın Kösmene doğru söylüyorsunuz iş bize düşüyor kardeşliğimizi tesanüdümüzü koruyalım bu cemaatin 55 yıllık istikrarlı duruşunu saygı gösterelim Şahsî manevî ve Meşveret sistemimizin kıymetini bilelim Şahısların cemaatimze Kendi rengini vermesine izin vermeyelim artık kader ve şartlar olaylar şahıslar devrinin kapandığı ve Meşveret ve şahsi manevî zamanın geldiğini gösteriyor. Şahısların gayreti kahramanlığı ancak şahsi manevî ve Meşveret içinde kıymetlidir.selam dua ve muhabbetlerimle...Bekir Erdoğan

  • Zübeyir

    21.05.2026 10:31:06

    Allah razı olsun içten yazınız için. Ahlak-ı hasenenin daima çamlar gibi her mevsim yemyeşil olması gereken bir camiadayız. Hatırlatma çok iyi olmuş.

  • Ahmet ilhan

    21.05.2026 10:11:25

    Ölüm hiçbir kimseyi hizmetten koparmaz, neden şimdi ölüm gelip iks kisiyi aramizdan aldi, diye hicbir şekilde kadere itiraz edemeyiz, biz. Nur talebesi günah cihetinde vefat eder, sevap cihetinde yaşar. Nur talebesi Rabbimizin icraatindan hiçbir şekilde şekva edemez, etmemelidir. Kaderi tenkit eden başını örse vurur kırar, fakat örse hiçbir şey olmaz.

  • İsmail ÖNGEL

    21.05.2026 09:23:55

    İnne Lillahi Ve İnna İleyhi Raciun — Allah rahmet eylesin.. — Mekanı cennet, — Kabri pürnur olsun inşallah.…

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı