Musa bey: “Hakikat Çekirdekleri: 150. madde insan Yasin Suresi’nde yazılmıştır der. Bu ne demektir?
Madde Hafiflerse Mana Şiddetlenir
Konu şöyle geçiyor:
“Madde rikkat peydâ ettikçe hayat şiddet peydâ eder, hayat asıl, esastır; madde ona tâbidir, hem de onunla kaimdir. Bir hurdebinî huveyn havass-ı hamsesiyle insanın havassını.
Muvazene edersen görürsün: İnsan ondan ne derece büyükse havassı o derece onunkinden aşağı. O huveyne işitir kardeşinin sesini.
Hem de görür rızkını. Ger insan kadar büyüse, havassı hayretfezâ, hayatı şûlefeşan, rüyeti de berk-âsâ bir nur-u âsümânî.
İnsan, bir kitle-i mevattan bir zîhayat değildir. Belki de milyarlarla zîhayat hüceyrâtından mürekkep ve zîhayat bir hücre-i insanî.”
“Muhakkak ki insan, içinde Yasin Suresi yazılmış bir Yasin kelimesinin çizimi gibidir. Yaratıcılık mertebelerinin en güzelinde bulunan Allah’ın şanı ne yücedir!”1
İnsanın Değeri
Bu pırlanta cümleleri sabırla açmaya çalışalım: Madde inceldikçe hayat şiddetlenir, yani mana şiddetlenir. Hayat, yani mana asıldır, esastır. Madde ise manaya tâbidir. Madde, mana ile ayakta durur.
Beş hisli bir mikroskobik hayvancığı, büyük hisler sahibi insan ile ölçüp tartarsan şunu görürsün:
İnsan ne kadar büyükse, hisleri o derece küçüktür.
O hayvancık bu haliyle kardeşinin sesini işitir, rızkını görür. Bu hayvancık insan kadar büyüse, hisleri hayret verici şekilde, hayatı ışık saçacak derecede; onu görmek istesek şimşek gibi göklerdeki nur gibi parlar.
İnsan ölü bir kitleden bir canlı değildir. Bilakis, milyarlarla canlı hücreden yaratılmış canlı bir insandır.
İnsan, içerisinde Yasin Suresi yazılmış bir Yasin kelimesi gibidir. Allah’ın şanı ne yücedir! O, yaratıcılık mertebelerinin en yükseğindedir.
Özel Bir Şifredir
Bu satırlarda, madde ile mana, mikroskobik bir hayvancığın hisleri ile insanın devasa hisleri, hücre ile insan, Yasin kelimesiyle Yasin Suresi mukayese ediliyor. Madde küçüldükçe hislerin, yani mananın büyüdüğü gözlere gösteriliyor.
Malum, insan, yüksek hisleri ile, bir canlı zerreden, mikroskobik bir hücreden yaratılmıştır. İnsan dönüp nasıl yaratıldığına bir bakmalıdır:
Yoktu! Ona “Ol” emri geldi ve O oldu. Bir zerrecik hücre oldu. Ardından bölündü, birleşti, zigot oldu, çoklu hücrelere dönüştü. Ve bir insan olmaya doğru adımlar attı. Hareketleri baştan da bilinçli idi zaten. Hiçbir hücre bile planın dışına taşmadı. Her bir hücre, kendi eline verilen plan ne ise aynı yola koyuldu. Aykırı yollar, başka koridorlar, holler vardı, ama gitmedi. Kendi yolunun dışına taşmadı. Kendi dünyasından vazgeçmedi. Yürüdü, yürüdü. Sonunda oldu.
Bütün bu süreçler bir insan olmak içindi. Ve insan oldu!
Yani insan yaratıldı. Binlerce hücre o tek hücrenin etrafında akıllıca ve san’atkarâne toplandı. Yolunu asla şaşırmadan. Çünkü elinde bir plan ve program vardı.
Said Nursî Hazretleri, “Yâ-Sîn” kelimesi içinde de Yasin Suresi’nin yazılı olduğunu söylüyor. Yâ-Sîn kelimesinin “insan”, yani “Hazret-i Muhammed (asm)” olduğunu2 söyleyenler olduğu gibi, “Allah’ın isimlerinden olduğu da” söylenmiştir.3 Bu kelimenin bir yemin olduğu, Allah’ın kitabıyla, Hazret-i Muhammed’in (asm) dürüstlüğüne ve peygamberliğinin doğruluğuna yemin ettiği, ya da “hâ-mim”, “elif-lam-mim” gibi harf-i mukattaadan olduğu da söylenmiştir.4
İnsan Yâ-Sîn Suresi’nde yazılmış olabilir mi? O zaten insanın hikayesi. Olabilir. Ama hangi açıdan yazılmıştır. Yâ-Sîn kelimesi özel bir şifre olabilir mi? Olabilir.
Bizimkisi sadece mevcut yorumları toplamak oldu. Bu kutlu kelimenin gerçek manasını Allah bilir.
Dipnotlar:
1- Eski Said Dönemi Eserleri, s. 714.
2- Hak Dini Kur’ân Dili, 6/397.
3- K.K. Tefsiri, Prof. Dr. Süleyman Ateş, 5/3.
4- İbn-i Kayyim Tefsiri, 3/423