"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Başörtüler neden açılıyor?

Yasemin YAŞAR
05 Mart 2022, Cumartesi
Son zamanlarda başörtülü olduğu halde, başörtüsünü açan kadınların münferit durumlarına şahit oluyoruz.

Bu münferit tercihlerin kitlesel boyut kazanmasını isteyen bir takım kesimlerin de olduğu aşikâr. Zaten başörtüsüne karşı yasakçı bir zihniyette olan bu kesim, bu münferit olayları şaşaalandırıp mercek altına alıp, büyüterek yaygın bir trendmiş gibi göstermeye çalışıyor. Oysaki bu münferit baş açmaların yanında, başörtüsü takan kadınlarında olduğu gerçeğini göz ardı ederek riyakâr tutumlarını sergilemeye devam ediyorlar.

Her neyse, konumuz bu olmadığından, gelelim asıl meseleye. Bu kadınların başlarını neden açtıkları meselesi, üzerinde konuşmamız gereken asıl mesele gibi duruyor. Yaptığım küçük bir araştırmada bu kadınların başörtüsünü açma sebepleri hakkında genel bir kanaat edindim. Hemen hemen hepsinin başörtülerini açmalarında ortak, bazı sebepler olduğunu gördüm. Bu sebeplerin sadece onlara has özel sebepler olmadığını, sosyolojik bir gerçeği yansıttığını da göz ardı etmemek gerekir. Yani asıl mesele başörtüsünü, tesettürünün bir parçası haline getirememiş bütün dindar kadınların meselesidir.

İlk olarak bu sebeplerden bir tanesi bu kadınlardan bazılarının geleneksel bir örtü biçimini tercih etmeleridir. Alışkanlık haline gelmiş olan davranışlarda bilinç yoktur. 

Dolayısıyla bilinçli bir tercih ile başörtüsünü takmayan bu kadınlar, maalesef yine bilinçli olmayan bir tercihle başörtülerini açmaktadırlar. Fakat şeytan ve avaneleri bu negatif adımı hür bir adım ve bilinçli bir tercih olduğu noktasında kandırmaya devam etmektedir.

İkinci olarak bu kadınlarda ortak bir nokta, ebeveynleri ve çevrelerinin baskısı ile örtünmüş olduklarını dile getirmeleridir. Söz konusu baskı kalktığında bu kadınların başlarını açtıklarını görmekteyiz. Çok ilginçtir bu söz konusu baskı, bazı üniversite kazanmış genç kızı olan ailelerde, bir okul kazanmanın, hatta gelecek vaat eden iyi bir bölüm kazanmanın neticesinde son bulmaktadır. Anne babaların da birincil hedefleri olan bu sonucu gerçekleştiren kızına, daha müsamahalı davranması ve gencin de bu tutarsızlığı fark edip sonuna kadar kullanmasıyla bu adım daha da kolay atılmaktadır. Maalesef sekülerleşen zihnin, makamın, zenginliğin, statünün pek çok gayr-i meşrû şeyi, meşrûlaştıran veya en azından tepkisizleştiren bozuk bakış açısının acı bir tezahürüdür. Bu durum, Bediüzzaman’ın tesbitiyle evlâdım paşa olsun deyip hafız mektebinden alıp, Avrupa’ya göndermesi meselesinin, diplerdeki ve günümüzdeki şekil değiştirmiş halinden başka bir şey değildir.

Üçüncü olarak belki de en yaygın sebeplerden birisi de İslâmcı geçinen siyasî iktidarın İslâmiyeti temsil noktasındaki zaafiyetidir. Sadece kendi ülkemizde değil genel manada bütün dünyada siyasal İslâm’ın yaygınlaşması ve dindar görünen örgütler ve iktidarların bu temsiliyeti ciddî manada lekedar etmeleridir. Bu zaafiyet patolojik bir takım tepkilerin gelişmesine sebebiyet vermektedir. Patolojik tepkiler ise sağlıklı bir zihnin olmadığının bir göstergesidir. Oysa bir fikrin veya davranışın yanlış temsiliyeti veya istismarı o fikrin yanlış olduğu anlamına gelmez. İslamofobi bu patolojik bakış açısının en başında yer alır. Bu yüzden bu tepki üzerine deizme kaymak veya başörtüsünü açmak fikri bu nokta-i nazardan ciddiye alınacak bir fikir olmadığı gibi meşrûlaştırmak için de bir sebep olamaz.

Bu noktada, deist olanlarla başörtüsünü açanları elbette aynı kefeye koymamak gerekir. Nitekim başörtüsünü açanlar inançlarından uzaklaşmamakla birlikte sadece başörtülerini açtıklarını ifade etmektedir. Lâkin şeytanın adım adım tuzağı olan meşrûlaştırma, alıştırma ve nihayetinde, imandan tamamen uzaklaştırma tuzakları sürecine girdikleri için tehlikenin farkında değillerdir. Yani, öyle bir yolda yürümek, nihayetinde, Allah’ın rahmeti olmazsa, şeytanın zaferiyle sonuçlanacak bir sürece dönüşebilir. Elbette bu başörtüsünü takanlar içinde böyledir. Hiç kimse bu noktada korunmuş değildir. 

Her ne kadar başörtüyü açanların açma sebeplerinden bahsetsek de bugün bu sebepler bütün başörtülülerin de içinde bulunduğu durumlardır. Mesele, dinî bir hayatı yaşarken dayandığınız dinamiklerin güçlendirilmesi, bilinç kazanma meselesidir.

Bir başka nokta Kur’ân ve hadislere yaklaşımdaki sıkıntılardır. Çakma ilahiyatçıların ve dini sathileştiren anlayışların verdikleri arzî fetvalar da, dindar kesimde ciddî eksen kaymalarının bir sebebidir.

Yine feminist yaklaşımların dindar camiaların içerisinde dahi giderek yaygınlaşması başörtülü feministler veya dindar kimlik altında kurulan feminist dernek ve vakıf faaliyetleri de kadınların kafalarını karıştırmaktadır. 

Son olarak belki de en önemlisi bütün bu sebeplerin de sebebi olan, modern hayatın cazibesi ve sekülerleşme hastalığıdır. Modernlik rüzgârının, başlardan uçurduğu başörtüler, zaten uçuşma aşamasına öyle bir anda gelmemiştir. Pompalanan ideal güzellik algısı, önce pek çok kadını kendi içerisinde kendi bedeniyle ikilemlere düşürmüş, sonra yavaş yavaş başörtüsü altındaki kıyafetlerde yozlaşma başlamış, daha sonra bedeni örtmesi gereken tesettür, bedenin hatlarını daha bir ortaya çıkarmaya evrilmiştir. Sonrasında ise başlarını sımsıkı örten başörtülülerin, yüzleri makyajlanmış, boyun açılmış, saç ucundan gösterilmeye başlanmış, iğneler çıkmış ve düğümler gevşemiş nihayet sonunda da modernizmin rüzgârında başörtüler uçup gitmiştir.

Hasılı; burada meseleyi, sadece başörtüsünü açan veya yozlaştıran kadına indirgemek elbette haksızlık olur. Sekülerleşmenin kasıp kavurduğu ve ayarları bozduğu bir zamanda,

Başörtülü kadınla evlenmek istemeyen erkekler,

Dindar olduğu halde açık bir kadına, başörtülü kadına gösterdiği saygıdan daha fazla saygı gösteren erkekler,

Başörtülülerin makam ve mevki elde etse bile, dindar kesim tarafından bile, hoca hanım, doktor hanım, mühendis hanım olamayıp, yenge, bacı söylemlerine hapseden erkekler,

Dinî söylemleri tepe tepe kulanarak kadına zulmeden erkekler,

Erkek egemen gelenekleri tahakküm sopası olarak kullanan erkekler…

Bütün bu sebeplere rağmen, başörtüleriyle sapasağlam ayakta duran, başörtüsünü tesettürünün bir parçası haline getirebilmiş binlerce kadının duruşu, büyütülmesi gereken cesaretli gerçek bir duruştur.

Bu kadar sert esen menfi rüzgârlara rağmen ayakta kalabilen ve bunun mücadelesini verebilenlere selâm olsun.

Okunma Sayısı: 7570
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • H.Bulat

    5.3.2022 23:58:05

    Folklorik ve mahalle baskısiyla giyilen objeler oldu. Başörtüsü icin dünyayı yakanlar.Başörtülü ( üstü kabe alti paris) bayanların erkek kadın karışık halay ve oyunlarına ses çıkarmamalari, kınamamaları bana manidar geldi.Fıkra bu ya Hocani kızı için dediği "Hasibeye de yakışıyor" durumu yani.

  • Ayşe

    5.3.2022 11:20:52

    Çok duyduğum ve üzüldüğüm bir şeyler yapmak İçin çabaladığım bir yara saygıdeğer yazarımız minnettar olmamak elde değil. Devamı gelirse memnun olurum

  • Emine Gök

    5.3.2022 10:58:17

    Meseleyi gerçekten çok güzel izah etmişsiniz, tebrik ve teşekkür ediyorum. Rabbim doğru yoldan ayırmasın..Selam ve hürmetler

  • Sezai Mansur

    5.3.2022 06:14:14

    Yazarimiza teşekkür ederim. Ancak yeterli gelen bir yazı değil. Meselenin sosyolojik tavrı çok daha derin. başörtü den siyrilan gençlerin en büyük sebeplerinden biri kendi tavırlarında ekonomik özgürlüğünu elde etmiş artık geleneksel aile yapısına muhtaç kalmayan ve ailenin temel ilkelerinden uzaklaşarak kendine yeni bir alan edinen ve o alanda özgürlüğünün bedensel haz ve isteklerin en derin şekilde yasadigi yasaksız bir ortama evrilme olayı var. Bunun temel yönlendirmesini çürütmek tahkikki imanla olabilecek bir durum. Muhakkak dergilerde bu konu detaylı irdelenmelidir. Çünkü ateş büyümeye devam ediyor.

  • Fuat

    5.3.2022 05:34:39

    Cok guzel yazi. Tebrikler.

  • CÂHİD ÖZPINAR.

    5.3.2022 01:36:47

    Saygıdeğér yazarım.Meseleyi çok güzel izâh etmişsiniz.Sizi kutlaŕım..Mukni yazılarınızı özlemle bekliyorum.Yazılarinızı ilk önce okuyarak güne başlıyorum.Allah kalemine kuvvet versin.Nice etkili ve güncel yazılarinızi bekliyorum.Yilmak yok, muktezay-i hâlâ göre yazmak en güçlü bir silâhtır.Selâmlar. Başarılar.Kadın yazarlarımızın çoğalması dileğiyle.

  • İlknur Maraş Çalık

    5.3.2022 01:19:09

    Çok güzel bir konu ve gerçekten son dönemlerde revaçta olan bir mevzu. Maalesef benim çevremde genç ve yaşlı fark etmeden başörtülerini cıkartmaktalar. Ve değindiğiniz nokta; dindar erkeklerin dahi açık bayanları eş olarak tercih etmeleri, değer verip oturup muhabbetler etmeleri, çalışma ortamlarının da buna zemin oluşturması ve bayanları çalışma hayatına itme eğilimleri ki; bunların başında yine dindar erkeklerin maalesef eşlerinin çalışmalarını istemeyip, fakat kendilerinin çalışan tesettürlü bayanlara değer verip, iş hayatında onlarla ortamlar oluşturup vakit geçirmeleri evdeki hanımların iş hayatına atılımlarını ziyadeleştirmektedir. Rabbim bizleri ve tüm evlatlarımızı muhafaza etsin inşaallah.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı