Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 14 Eylül 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Halil USLU

Kur'ân ve infak



Kur’ân-ı Hakim’in yalnız Ramazan ayı gelince akla gelmemesi lâzım. Çokları sanki Ramazan ayının kitab-ı mukaddesi olarak takdim etmektedirler. Halbuki Kur’ân bizim hayatımız ve hayatımızın ruhu, hayatımızın gıdası, yalnız sosyal hayata bakan 230’u aşkın âyet-i kerime var. Fakat uzak duranlar için, Ramazan ayı onlara bir basamak ve onların Kur’ân’ın kapısını çalmak için bir harekettir. Maalesef çoklarla karşılaştım, sordukları suallerden anladım ki; Kur’ân-ı Kerim’in tamamını okumamış, mânâsına bakmamış, sûrelerini cüzlerini ve harflerini incelememiş. Çokları rencide olur ve şevkimizi kırar diye yazmıyorum. Çünkü Kur’ân-ı Hakim her cihetle müjdelerle dolu ilahî bir mektub-u Rabbanî.

Asrımızın anlayışı ve asrımıza bakan veçhesiyle tefsire, kudret-i İlâhî tarafından mazhar olan Hz. Bediüzzaman, Sözler eserinin bir parçasında, “Kur’ân insana hem bir kitab-ı şeriat, hem bir kitab-ı duâ, hem bir kitab-ı hikmet, hem bir kitab-ı ubudiyet, hem bir kitab-ı emir ve dâvet, hem bir kitab-ı zikir, hem bir kitab-ı fikir, hem bütün insanın bütün hâcât-ı mâneviyesine merci olacak çok kitapları tazammun eden tek, câmi bir kitab-ı mukaddestir.”

İnfak meselesi, çağımızın anlayışında çok önemli bir unsur ve bir istinad duvarıdır. Bunun da istismar edildiği ve yanlış mânâlar verildiği âlem çarşısında irşatçıların ağızlarından dinlemekteyim. Cenâb-ı Allah, yalnız meal olarak “Kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda bağışta bulunurlar” buyurmaktadır. Bu âyeti Hz. Bediüzzaman 5 şart ile tefsir edip mânâ vermektedir. En çok dikkatimi çeken ve yazımın ser levhası olan “infak” açıklamasında 5 şartta diyor ki, “..Şu şartlarla beraber, tevsi de vardır. Yani nasıl mal ile olur; ilim ile dahi olur, kavl ile, nasihat ile de oluyor…” Çok müjdelidir. Çünkü herkes para, madde cihetiyle zengin olamaz.

İşte burada çokların nazardan veya ülfetten kaçırdıkları var. Akıl, lisan, ses, dil, dinamik vücut ve emsali uzuvlar bize İlâhî bir zenginlik ve ikram değil mi? “Ömrünü ve nefesini nerede harcadın” diye sorulmayacak mı? Bu itibarla, elimizdeki bedenimizdeki bu İlâhî lütufların infakı nedir? İşte onların ikramı doğrudan doğruya Müslümanlara, insanlık âlemine her cihetle ve her zeminde hizmet etmek, yol göstermek, diğer bir mânâda “iyiliği söylemek kötülükten sakındırmaktır” Bunların da vasıtaları vardır ve çok renkli ve çeşitlidir. Konferanslar, seminerler, sohbetler, kitaplar, gazeteler, telefonlar, mektuplar, mesajlar, mailler ve emsali şeylerdir. Bunları da en fakir bir mü’min ve bir insan yapabilir. Böylelikle zenginleşir, İlâhî lütuflara gark olur. Görünüşte fakir mânâda gönül sultanı olur.

Bir maden mühendisine baktım, taşları rızık olarak kullanıyor ve onların cümlesinin kabiliyetini ve kalitesini biliyor. Hz. Allah ona o kabiliyeti ihsan etmiş. O kişi de madenleri taşları toprakları değerlendirmesi ile ortaya çıkan meblâğı infak ediyor ve etmelidir. Çünkü o da bir rızıktır. Can dostu bir maden mühendisine sordum, “Size bu zenginlik nereden geldi?” Cevap çok manidar, “Ben zekâtın zenginiyim, infakın zenginiyim. Uzun yıllar zekâtta kusur işlemedim ve ihtiyaç sahiplerini bulup verdim. Hiç gösteriş de yapmadım ve yapmam.”

Gazete de bir ikram-ı Rabbanîdir. Onun her satırı, kişinin her makalesi onun infakı ve ilminin, zekâsının zekâtıdır. Müspet neşriyat ve neşriyatında faydalı kitap ikramları vatan sathında bir manevî sadakadır. Üstümüzdeki arzî ve semavî afetleri kaldırmaya ve durdurmaya vesiledir. Acaba yazılı ve görsel basın bunun neresinde?

Bu babda Yeni Asya gazetemizin Ramazan için 59 kupon karşılığında Kur’ân-ı Kerim’i okuyucularına vermesi, gazetenin, ortakların, yazarların “infakıdır” ve hayra alâmettir. İnşallah, gerçek muhabbete, ihlâsa ve kuraklığın kalkmasına ve ülkemizin manevî birliğine vesile olacaktır. İşte Kur’ân ve infaka bu cihetlerle de bakılmalıdır kanaatindeyim. Ramazanınız mübarek olsun. Okuyanlara, soranlara selâm olsun..

14.09.2007

E-Posta: haliluslu1951@mynet.com


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (07.09.2007) - Hayvanlar dünyası

  (31.08.2007) - Hayvan suç işlerse!

  (24.08.2007) - Karanlıkta nur geceler

  (17.08.2007) - Mi’rac ve teknoloji

  (10.08.2007) - Arslan Ağabey

  (03.08.2007) - Türkmenoğlu ailesinden mektup

  (27.07.2007) - Son Şahitlerden iki aziz zat -2

  (20.07.2007) - Son şahitlerden iki aziz zat (1)

  (13.07.2007) - Kırşehir de çok renkli geçti

  (06.07.2007) - Trabzon'dan Çukurova'ya

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Raşit YÜCEL

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT


 Son Dakika Haberleri