Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 14 Eylül 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

M. Latif SALİHOĞLU

Fedâiye ceza, geride kaldı



Said Nursî ile bağlantılı bir haber, dünkü Radikal ve Hürriyet (internet) gazetelerinde, iki farklı sunum ile yer aldı.

DHA kaynaklı bu haber, Radikal'de "Said-i Nursi'yi öven müdüre hava değişimi" başlığıyla yer alırken, Hürriyet'te ise, aynı haber için şu başlık kullanıldı: "Said-i Nursi propagandasına çifte ceza"

Bilmeyenler için konuyu özetleyelim.

Bu yeni haber, aylar önceki (Mayıs) bir hadiseye dayanıyor.

Konya'nın Ilgın İlçesindeki bir ilköğretim okulunun Web sitesinde, ('Rehberlik öyküleri' bölümünde) Bediüzzaman Said Nursî ve talebelerini takdirle öven Osman Yüksel ve Eşref Edib Fergan'ın bazı sözleri iktibasen yer almıştı.

Bunun üzerine şikâyet vaki oldu ve okul müdürü hakkında soruşturma başlatıldı.

Dünkü habere göre, soruşturma tamamlanmış ve okul müdürüne, idarî olarak ‘yer değiştirme’, disiplin yönünden ise ‘ihtar’ cezası verilmiş.

Ne var ki, haberin detayında da anlaşıldığı gibi, konuyu tahkik eden müfettişler, bazılarını rahatsız eden Said Nursî ile ilgili o takdirkâr sözlerde herhangi bir suç unsuru bulunmuş değil. İnceleme raporunda, sadece o sözlerin "Öğrencilerin seviyesinin üzerinde olduğu" kanaatine varıldığı belirtiliyor ki, bunu da üzücü değil, ama hayli düşündürücü bir gelişme olarak kayda geçmek gerekiyor.

Bu vesileyle, şikâyet konusu olan o sözlerin bir kısmını buraya da alarak, haber–yorumun unsurlarını tamamlamaya çalışalım.

Gazeteci Eşref Edib ile Osman Yüksel'in Tarihçe–i Hayat isimli eserde yer alan ve şimdilerde soruşturma konusu olan Said Nursî'yle ilgili sözlerinin bir bölümü şöyledir:

"..Hârikulâde fıtrî bir zekâ, İlâhi bir mevhîbe. Dâimâ işleyen ve düşünen bir kafa... Fazîlet ve şehâmetle geçen bir ömür. Harb meydanlarında, mücâhidlerin önünde, kılınç elinde, dimdik ayakta düşmana saldıran bir kahraman. Esârette, düşman kumandanına karşı koyan bir kahraman. Îdam sehpasında, düşman kumandanını düşündüren, insafa getiren bir kahraman... Millet ve memleket için canını vermekten zerre kadar çekinmeyen bir fedâi. Fitnenin, bozgunculuğun en müthiş düşmanı. Milletin menfaati için, her türlü zulme, işkenceye tahammül ediyor. Ona zulmedenlere bedduâ bile etmez. Onu zindanlara atanlara, ancak salâh ve îman temennî eder."

"...Hiçbir Nur talebesi yoktur ki sınıfının en faziletlisi, en çalışkanı olmasın. Memleketin her tarafında bulunan bu yüz binlerce Risâle-i Nur talebesinden hiçbirinin, hiçbir yerde asayişi muhil (ihlâl eden) hiçbir hareketi, hiçbir vak'ası yoktur." (Bkz: Tarihçe-i Hayat, s. 542–544)

* * *

Zaman ne kadar değişti, değil mi? Şeflik devrinde olsaydı, Said Nursî'yi takdirle yâd eden bu tür yazıları neşredenler, en ağır cezaya çarptırılırdı: Hapis, zindan, sürgün, vazifeden atma, vesâire...

Şimdi ise, şükür ki adlî herhangi bir cezâ söz konusu olmadığı gibi, konu mahkemeye dahi taşınamıyor.

Hoş, taşınsa ne olacak? Acaba, tarihe geçmiş bir zât hakkında, dini, vatanı, milleti için her türlü fedâkârrlığa katlandığına dair sözlerin muhakeme edilecek, yahut cezayı mucip olacak bir tarafı olabilir mi?

Ama, gelin görün ki, yukarıda da naklettiğimiz bu tür sözlerden hâlâ rahatsızlık duyanlar var.

Ne yapalım; olacak elbet. Onlar da kendilerine göre bir iş görüyor; bir vazifeleri var herhalde...

GÜNÜN TARİHİ 14 Eylül 1966

219 günlük derin koma

27 Mayıs 1960 gününde yapılan askerî darbenin lideri olarak kabul edilen Org. Cemal Gürsel, 219 gündür içinde bulunduğu "derin koma" halinden kurtulamayarak, hayata vedâ etti.

* * *

Gürsel Paşa, 1958'de Kara Kuvvetleri Komutanlığına atandığı halde, ihtilalden kısa bir süre önce (3 Mayıs) erken emekliye sevk edildi. Hemen ardından "zorunlu izin"le İzmir'e gönderildi.

Paşa, Ankara'dan ayrılmadan evvel, Millî Savunma Bakanı Ethem Menderes'le vedâ görüşmesinde bulundu. Bu esnada, Menderes'e tarihî önem taşıyan bir mektub sundu. Mektubunda, ordunun siyasete karışmaması yönünde bir takım uyarı ve tavsiyelerde bulunduğu ifade edildi.

* * *

Bir ay önceden şiddetli gerginliği hisseden ve bu sebeple ordunun siyasete karışmasını doğru bulmadığını söyleyen Gürsel Paşa, ne yazık ki, 27 Mayıs (1960) Darbesinin lideri konumuna getirtildi.

Cuntanın harekete geçmesinden, iktidarı devirmesinden hemen sonra kurulan Millî Birlik Komitesi tarafından liderliğe dâvet edilen emekli Org. Gürsel, bu dâvete icabet etti ve darbe lideri olarak arz–ı endâm etmek zorunda kaldı.

* * *

Cemal Gürsel, 10 Ekim 1961'e kadar MBK Başkanı vazifesinde bulundu. Ardından Cumhurbaşkanı seçildi.

Bu süre zarfında Demokratlar yargılandı, cezaları infaz edildi. Yeni partiler kuruldu. Anayasa oylandı. Seçimler yapıldı ve Yeni Meclis Gürsel'i Cumhurbaşkanı seçti.

* * *

1966 yılına gelindiğinde, Gürsel Paşa ağır hasta olduğu anlaşıldı.

2 Şubat'a tedâvi için ABD Başkanı Johnson'un özel uçağıyla ABD'ye götürüldü. Orada iken, 9 Şubat komaya girdi. (Koma halinin uzun sürmesi üzerine espriler bile üretildi: "Adamcağız arada kaldı. Kalksa, karşısında İsmet Paşayı, ölse Menderes'i görecek...")

Nihayet, 24 Mart'ta toplanan Bakanlar Kurulu, Gürsel'in Türkiye'ye getirilmesine karar verdi. 26 Mart Türkiye'ye getirilerek, Gülhane Askerî Tıbba kaldırıldı.

Aynı gün 37 kişilik Müşterek Sağlık Kurulu, Gürsel'in cumhurbaşkanlığı görevine devam edemeyeceğini belirten bir rapor hazırlayarak Başbakanlığa sundu. Bunun üzerine, anayasa gereği cumhurbaşkanlığı görevi Meclis kararıyla sona erdirildi ve yeni cumhurbaşkanlığı seçimi sürecine girilmiş oldu.

Gürsel Paşa, 14 Eylül sabahı bu fâni âlemden ebedî âleme göçtü.

Teziç ve Gürsel

Bu vesileyle, önemli gördüğümüz bir ayrıntıyı da sunmak istiyoruz.

27 Mayıs Darbesinin olduğu aynı gün içinde, hukukçuları temsil eden bir akademisyen grubu, ihtilâl lideri Gürsel Paşaya tebrik ve bağlılık ziyaretinde bulundu.

Aralarında şimdiki YÖK Başkanı Prof. Erdoğan Teziç'in (o tarihte asistan) de bulunduğu bu hukukçu heyetindeki şahıslar şunlar: Sıddık Sami Onar, Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, Ragıp Sarıca, Naci Şensoy, Hüseyin Nail Kubalı, Tarık Zafer Tunaya, İsmet Giritli, İlhan Arsel, Bahri Savcı ve Muammer Aksoy.

Gürsel, bu heyete yeni bir anayasa hazırlaması tavsiyesinde bulundu.

1936 İstanbul doğumlu olan Teziç, Galatasaray Lisesi ve İÜ Hukuk Fak. (1959) mezunudur. Galatasaray Üniversitesi Rektörü iken, 10. Cumhurbaşkanı Sezer tarafından YÖK Başkanlığına atandı.

14.09.2007

E-Posta: latif@yeniasya.com.tr


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (13.09.2007) - 14=13+simitçi

  (12.09.2007) - Darbe(ci)leri yargılamak

  (11.09.2007) - Yüksek faize iki farklı açıdan bakış

  (10.09.2007) - Germenin kime ne faydası var?

  (01.09.2007) - Şiddete âlet olanlar

  (29.08.2007) - Nazım Hikmet duruşması

  (27.08.2007) - Lozan'ın gizli mimarı Haim Naum (2)

  (25.08.2007) - Lozan'ın gizli mimarı Haim Naum (1)

  (23.08.2007) - Gereksiz polemikler

  (22.08.2007) - Gündeme dair

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Raşit YÜCEL

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT


 Son Dakika Haberleri