20 Ekim 2009 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

Nurullah AKAY

Dünyamdan yansımalar


A+ | A-

İçinde bulunduğum ruh hâletini satırlara dökmek için oturdum bilgisayarımın başına. Kafamda hep iyilikler ile kötülüklerin, güzellikler ile çirkinliklerin, doğruluklar ile eğriliklerin çatışması bulunmaktaydı.

Dünyanın iyilikler, güzellikler ve doğruluklarla ne kadar mükemmelleştiğini; kötülükler, çirkinlikler ve eğriliklerin ise dünyayı nasıl çekilmez bir hâle getirdiğini düşünüyordum. Ama içimde olumlu rüzgârların oluşturduğu bir huzur ânı vardı ve bu, dünyama hep güzellikler katan havayı bâkileştirmek istedim. İstedim ki, şeytanlardan bana miras kalan bütün mal varlığımı yakayım, yok edeyim. İstedim ki hep iyilikleri dünyama davet edeyim.

Geride bir gün bırakmış, yeni bir günün ilk saatlerini yaşıyordum. İnsanların çoğunun nevm âleminde olduğu bu dakikalarda kendimle, dünyamla ve biraz da dış dünyayla yüzleşmek istiyorum gibi bir hâlet-i ruhiyeye sahiptim. İçimde bana huzur veren duygular varken kendimi uykunun derin karanlıklarına teslim etmek istemedim.

Sanki “Eşref Saati” mi yaşıyordum? Derler ya herkesin bir “Eşref Saati” vardır. Hazır içimde bir huzur serinliği varken, bu anı bana yaşatan Rabbime şükretmeyi elbette ihmal etmezdim. Şükür duygularıyla huzur esintileri dünyamda daha da artmaya başlamıştı. Bütün zerrelerimle şükür denizine dalmış gibiydim.

Rabb-i Rahimimi düşününce ve kendimi O’nun âciz ve fakir bir kulu olarak görmeye başlayınca, faniliklerin bütün yüklerini sırtımdan atmıştım. Bir kuş gibi, şimdikilerin “özgür” dediği, kendimin ise bırakmayı istemediğim “hür” kelimesiyle ifade edilebilecek bir hâlet içinde kendimi hissediyordum.

Sanki dünyanın bütün faniliklerini bir tarafa atmış Hâlık-ı Kerim olan Allah’ımla başbaşaydım. Bütün dünya benim olmuştu. Dünyadaki bütün varlıklarla dost olmuş, düşmanlık duygularını sadece şeytânî oyuncaklara ayırmıştım. Oyuncaklarla zaman geçirecek kadar çok vaktim yoktu benim. Hızla gerçekler âlemine doğru gitmekteydim. Yolumun sonunu adeta görür gibi oluyordum. O sonun bir yeni başlangıç olması bütün üzüntülerimi sevinçlere dönüştürüyordu.

Evet Rabbimle yoluma devam ediyordum. Benden hiç ayrılmayan Sultanım vardı yanımda. Öyle bir Sultan ki, O yaratılan her şeyin sahibi. O her şeyi biliyor, her şeyi görüyor, her şeyi duyuyor. Bütün güzel isimler O’na aittir. O’nu bulan kendini ve her şeyi bulur. O’ndan gafil olan karanlıklara kendini mahkûm eder.

Yalvarıyordum Malikime. Yalvarınca kendimi buluyor, huzurlara gark oluyordum. Kusurlarım, hatalarım çoktu. Kendimi affettirmek için daha da gayret etmeli, beni Rabbimin rızasından ayırmayacak, şeytanların fitnelerinden koruyacak bir rehber bulmalıydım. Düşündüm ki, elbette en doğrusu, Kâinat Sultanının Habibinin (asm) rıza yolunu takip etmek... Girdim o güzellikler ve iyilikler ülkesine. “Rabbim” dedim, “Sevgim sana ve Senin Habibine. Kabul et ey Rabb-i Rahimim...”

Muhammed (asm) ismiyle kendi dünyamda ifade edilemez aydınlıklar meydana gelmeye başlamıştı. “Yol bu, varlık bu, insanlık bu” diyerek sevincimle dünyamdaki aydınlıkları arttırmaya çalıştım. Fenalıklar benden uzaklaşmaya başladı gibi oldu. Onların artık dünyama bulaşmamalarını temenni ettim. Bunun için de aczimi ve fakrımı Rabbime arz ederek, O’nun rahmet hazinesinden dilenmek istedim hayatım boyunca. Dualarım kabul olursa, ben artık gerçek bir insan olmuş olacağım Rabbimin izniyle ve merhametiyle.

Gecem aydınlıklarla doluyordu, aydınlıkları düşündükçe. Adeta yeniden doğan bir canlı gibi hayat bulmaya başlıyordum. Bu benim yeni bir dirilişim gibiydi. Meğer yaşayan bir ölü olmak ne kadar da çekilmez bir hâletti... Düşüncelerle dirilmek, Rahmanî duygularla dünyamızı kokuşturan muzahrafattan kurtulmak Rabbimin büyük bir nimetiymiş meğer. İnsan ancak gaflet hallerinden kendini kurtarınca gerçekleri görüp, insan olmanın hazzını yaşayabiliyor. Çok şükür bunu anladım gibi bir hâleti Rabbim bana nasip etti...

20.10.2009

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (13.10.2009) - İnsan olmayı çözebilmek

  (29.09.2009) - "Said Nursî" ülkemizin medar-ı iftiharı

  (22.09.2009) - Kur’ân okumak, anlamak ve yaşamak

  (15.09.2009) - Kişinin kendisi gibi olması

  (07.09.2009) - “Ümmet”in bir ferdi olabilmek

  (01.09.2009) - Ramazan düşünceleri

  (25.08.2009) - Kendimizi tanımak için düşünelim

  (18.08.2009) - Ruhum “arayış” diyor

  (11.08.2009) - Yiyiyormuş gibi yapan sahabî

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdullah ERAÇIKBAŞ

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Gültekin AVCI

  H. Hüseyin KEMAL

  H. İbrahim CAN

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Mehtap YILDIRIM

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Nejat EREN

  Nurullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Osman ZENGİN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Said HAFIZOĞLU

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin YAŞAR

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İbrahim KAYGUSUZ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Mehmet Kutlular’ın STV Haber’deki programını izlemek için tıklayın.
Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.