"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yazmak, ama okura

A. Fuat ZİMMETOĞLU
18 Ocak 2026, Pazar
Okuma ve yazmanın zorluğu

Yazmak zor iştir; bunu bilen bilir. Her gün nitelikli bir şey üretmek, zihnin ve kalbin uzun soluklu emeğini ister. Fakat bugün yazmaktan daha zor olan bir şey varsa, o da okumaktır. Çünkü okuyucunun vakti, en az yazarın emeği kadar kıymetlidir.

Bu yazı; etkili ve verimli okumayı dert edinen bir okuyucunun bakış açısından, yazı ile okuyucu arasına giren engellere dair kısa bir muhasebedir.

Kelime kalabalığının gürültüsünde, hakikatin sade sesi çoğu zaman kayboluyor. Gerçek yazar, yalnızca klavye başına geçen değil; fikrini, kalbini ve dilini tefekkür süzgecinden geçirerek okuyucunun zihninde yeni kapılar aralayabilen kişidir. Yazmak hak değil, okura karşı üstlenilmiş bir emanettir.

Yaşanmayan Sözün Etkisi Olmaz

Yazmak, bir taşma hâlidir. İnsan dolmadan taşamaz. Nitelikli okumalar bu sürecin hammaddesiyse, tefekkür o ilk maddenin mayalandığı yerdir. Kendi hayatında karşılığı olmayan fikirler, okuyucuya sunulduğunda isteksizce yenilen bir yemeğe dönüşür. Doyurmaz, şifa da vermez.

Bu hakikatin edebiyatımızdaki en güçlü örneklerinden biri, Mehmet Âkif Ersoy’un "Çanakkale Şehitlerine" şiiridir. Âkif o cephede savaşmadı; fakat milletin imanını, acısını ve fedakârlığını iliklerine kadar yaşadı. O şiir masa başında değil, bir milletin kalbinde yazıldı. Bu yüzden sadece okunmaz; hissedilir, sarsar ve ayağa kaldırır.

Okuyucu, yazılanın doğru olup olmadığına değil; sahici olup olmadığına bakar. Yazar önce kendi hayatına dokunmalıdır ki, başkasının kalbine ulaşabilsin.

Az Sözle Çok Mana

Blaise Pascal’ın meşhur sözü bu hassasiyeti ne güzel anlatır: “Bu mektubu uzun yazdım; çünkü kısa yazacak vaktim yoktu.”

Yahya Kemal’in nükteleri arasında dolaşan şu cümle ise onun yazıya bakışındaki titizliği veciz biçimde özetler: “İnsan, yazacağı şeyin yazdıklarından daha büyük ve onlardan daha üstün olacağını bilirse yazar. Onlara ulaşamayacaksa yazmanın ne anlamı var?”

Yazarlık mahareti, çok şeyi söylemekte değil; söylenmesi gerekeni vazgeçilmez olan en az kelimeyle ifade edebilmektir. Şu ölçü her yazarın cebinde durmalıdır: 

Cümleden çıkarıldığında manayı bozmayan her kelime, safra artığıdır.

Bu artıklardan kurtulmak, okuyucunun zekâsına yer açmaktır. Okurun kendi zihniyle keşfettiği mana, yazarın dikte ettiğinden daha kalıcıdır.

Bu anlayışın en sahih karşılığı ise Efendimiz’in (asm) “Cevâmiu’l-Kelim” vasfında saklıdır. Az sözle geniş mânâları kuşatabilmek; sözü fazlalıklardan arındırıp bir cevher hâlinde sunabilmek… Yazının erişebileceği en yüksek ufuk da budur. Çünkü hakikat, çoğu zaman yüksek sesle değil; yerli yerinde söylenmiş bir cümleyle kendini kabul ettirir.

Okuma Kasisleri

Köşe yazısı ya da kitap, okuyucu için kesintisiz bir yolculuk olmalıdır. İmlâ yanlışları, düşük cümleler ve anlatım bozuklukları bu yolun üzerindeki okuma kasisleri gibidir. Zihnin hızını keser, dikkati dağıtır, manayı gölgeler. Metni tekrar tekrar gözden geçirmek; teknik zorunluluktan ziyade, okuruna pürüzsüz yol açan yazarın marifetidir.

Yazmak Bir Vazifedir

Her yazı, bir eksikliğin farkından doğar; okurun ihtiyacına temas ettiğinde karşılık bulur. Yazar, söyleyecek sözü olduğuna kani olmadan kaleme sarılmamalıdır. Yazı bir memuriyet değil, vazife şuurudur. Metnin ortasında konusuna yabancılaşan yazar, okuyucuyu çoktan kaybetmiştir.

Son Söz

Kalemin namusu; okurun vaktine saygıda, kelâmın gerçekliğinde ve kelimenin israf edilmemesinde saklıdır. Yazı, yaşanmışlıktan süzülmediği sürece etkili olmaz; safra artıklarıyla yüklü kaldığında da iz bırakmaz.

Okunma Sayısı: 190
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı