"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Selâmı kaybetmek (1)

A. Fuat ZİMMETOĞLU
10 Şubat 2026, Salı
Günaydın ve Modern Selâmlaşmada Anlam Kaybı

"Dünyanın en çok konuşulan dillerinde selâmlaşma hâlâ bir 'hayır temennisi' iken; Türkçede selâmın neden içi boş bir ses kalıbına indirgendiğini hiç düşündünüz mü?"

Küçük Kelimelerin Büyük Hafızası

Dil, bir toplumun yalnızca iletişim aracı değil; hafızası, inancı ve dünyayı algılama biçimidir. Bu yüzden bazı kelimeler vardır gündelik hayatta sıradan görünür, fakat arka planında köklü geçmişe sahiptir. Selâmlaşma bunların başında gelir. Çünkü söz konusu eylem, insanın karşısındakine ve hayata nasıl baktığını gösteren en kısa ve en sık tekrar edilen ifadedir.

 Bugün yaygın biçimde kullanılan “günaydın” ve ısrarla yerleştirilmeye çalışılan fakat beklenen kabulü görmeyen “tünaydın” sözleri, bu açıdan hiç masum değildir; geleneğin yerine ikame edilmiş, ruhundan koparılmış bir selâm anlayışının ürünüdür. Burada mesele kelime tercihi değil; selâmlaşmanın anlamdan, hayırdan ve duadan bilinçli olarak yoksun bırakılmasıdır.

Bizde Selâm Ne Anlama Gelirdi?

Selçuklu’dan, hatta ondan da öncesinden günümüze Türk-İslâm geleneğinde selâmlaşma, tarih boyunca iyi dilek temennisi olarak şekillenmiştir. “Selâmünaleyküm,” Allah’ın selâmetini dilemektir. “Hayırlı sabahlar,” “hayırlı günler,” “hayırlı akşamlar” ve “geceniz hayrolsun” ise yaşanan vaktin iyiliğe, güzelliğe vesile olması niyazıdır.

Bu ifadeler; 

• Duygusuz değildir: Muhatabına değer atfeder. 

• Salt hitaplar değildir: Gönülleri birleştiren köprüdür. 

• Şuurlu bir duadır: Karşıdakinin hayatına iyilik temenni etmektir. 

Binaenaleyh selâm, bizde hiçbir zaman yalnızca bir görgü kuralı olarak görülmemiş; âdeta toplumsal bir sözleşme gibi telakki edilmiştir. 

Mekanikleşen Dil ve Tarihî Kırılma

Seküler zihniyet, gündelik hayatta dolaşan "dua" fikrinden rahatsızdır. Çünkü dua; ölçülemez, ideolojik denetime girmez, derin bir anlam taşır. Bu zihniyetin dile yansıyan en keskin tezahürü, 1930-1950 yılları arasındaki dönemde yaşanmıştır. Ahmet Kabaklı’nın “Temellerin Duruşması 1” adlı eserinde vesikalarıyla ortaya koyduğu üzere, süreç sadece kültürel değişim değil, resmî mühendislik çalışmasıdır.

Bu dönemde selâmın "nötrleştirilmesi" tesadüfî değildir; bizzat Matbuat Umum Müdürlüğü’nün gazetelere gönderdiği sert talimatlarla şekillenmiştir. 24 Temmuz 1940 tarihli resmî tamimde, dinler mevzuu üzerine her türlü neşriyatın durdurulması şeklindeki talimat, dinî muhtevalı her türlü selâmın resmî kanallar vasıtasıyla doğrudan hedefe konulduğunu ispat eder. Bu müdahale ile selâmlaşma, hayır temennisi olmaktan çıkarılıp; tatsız-tuzsuz, mekanik bir iletişim aracına dönüştürülmüştür

“Günaydın” İfadesindeki problem

“Günaydın” ifadesi, Türkçenin cümle yapısına da,  anlam dünyasına da tam olarak oturmaz. Bu söz; dua değildir, temenni değildir. Sadece iki kelimenin yan yana getirilmesidir. Ne karşıdakine yönelmiş iyi dilek vardır, ne de zamana dair manevî bir nitelik yüklenir. Anlam üretmeyen bu yapı, aslında tek tipçi zihniyetin aradığı şeydir: Kimse kimseye dua edemez, kimse kimsenin hayatına manevî bir anlamla dokunamaz.

“Tünaydın”: Sun’îliğin Açık Göstergesi

“Tünaydın” ise bu kopuşun en bariz örneğidir. “Tün” kelimesi, Türkçede asırlardır günlük kullanımda olmayan, "gece" anlamına gelen bir sözcüktür. Hiçbir yaşayan dil, ölü bir kelimeyi diriltip öğle vaktinin selâmlama merkezine koymaz. Dünya’da yaygın kullanılan İngilizceden örnek vermek gerekirse, “Good afternoon” (İyi öğleden sonralar) ifadesinde bile temenni varken, bizde ‘gece aydın’ anlamında mantıksız bir sözcük türetilmiştir. Bu durum, yapılan müdahalenin fıtrî değil, kurmaca ve dayatılmış olduğunu açıkça gösterir.

Devam edecek

Okunma Sayısı: 194
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı