"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hayatın hayatı

Abdil YILDIRIM
25 Şubat 2024, Pazar

İmandır hayatın hayatı, ruhu,  

Ruhsuz beden yıkık bir hâne olur. 

İmandır âlemin aklı ve nûru, 

Akılsız baş deli, divâne olur. 

                                            A.Y. 

Ankara’da Türkiye Büyük Mille Meclisi açılmış, istiklal savaşı zaferle neticelenmiş ve mecliste büyük bir sevinç ve coşku var. Bu coşkuyu ve sevinci gören Bediüzzaman Hazretleri, büyük bir ihmali ve bu ihmal sonunda gelecek olan tehlikeleri de görüyor. Vekillerin bir çoğu namaz kılmamaktadır. Milletin meclisinde dine karşı gösterilen bu lâkayıtlık, Bediüzzamanı çok üzer ve “Ey mücâhidîn-i İslâm! Ey ehl-i hall ü akit! (zor işleri halleden, çözen) Bu fakirin bir meselede on sözünü, birkaç nasihatini dinlemenizi rica ediyorum.” diye başlayan on maddelik bir beyanname hazırlayıp mebuslara dağıtır. Ondan sonra namaz kılanların sayısı hızla artar. Bu durum bazılarını rahatsız eder, her neyse... 

Din, gerek fert olarak, gerekse toplum olarak en çok ihtiyaç duyulan bir duygudur. Bugün “ben hiç bir dine ihtiyaç duymuyorum” diyenler dahi, dinsizliği din olarak kabul etmiş bulunmaktadırlar. Her ne kadar inanmadıklarını söyleseler de, aklı olanlar ve vicdanı tamamen sönmemiş bulunanlar, bir yaratıcı olması lazım diye düşünmekten kendini alamaz. Milletler için de din, milletin fertlerini bir arada tutan önemli ve ortak bir değerdir. 

Bir milleti, özellikle İslam milletini ayakta tutan din bağıdır. Dinimiz bizim en kuvvetli istinat noktamızdır. Askerî ve ekonomik gücümüzün bittiği, maddî sebeplerin tamamen sukut ettiği bir zamanda, inancımızdan aldığımız bir güçle kurtuluş savaşını kazandık ve cumhuriyeti kurduk. Çanakkale tabyalarında Kur’ân sesleri top seslerine karışmasa, Sakarya boylarında tekbir sesleri yükselmese, Kocatepe’de “Allah Allah” nidaları yankılanmasa, düşmanları denize dökecek gücü nereden alacaktık? 

Dinin gayesi, insanları doğru yola iletmek, adalet ve saadeti temin etmektir. Cehaleti, zulmü, sapıklığı ortadan kaldırmaktır. Dinimize sıkıca sarıldıkça yükseldiğimizi, dinden  elimiz gevşettiğimizde ise geri kalarak perişan bir hale düştüğümüzü tarih bize göstermektedir. Yüksek medeniyetler kurduğumuz devirler, İslâmiyetin fert ve toplum hayatına hâkim olduğu devirlerdir. Dinden uzaklaştıkça, muâsır medeniyet seviyesinden de uzaklaştığımız bir gerçektir. 

Yine Bediüzzaman, “Din hayatın hayatı, hem nuru, hem esası. İhya-yı din ile olur şu milletin ihyası” diyor. Dinin fert ve toplum hayatında ne kadar önemli olduğunun şifrelerini taşıyan bu söz, her binanın kapısına, bilbordlara, meydanlara, alanlara yazılsa yeridir. Zira din, birey ve toplum için temel bir ihtiyaçtır. Gerçekten de hayatın hayatıdır. Bu ihtiyacı yok saymak, insanı ve hayatı yok saymak anlamına gelir. 

Yazımı, Bediüzzaman Hazretinin şu tespiti ile bitirmek istiyorum: “Dînin meseleleri terk ve feda edilmesinden, zarardan başka ne faydası görüldü? Milletin kalb hastalığı, zaaf-ı diyanettir; bunu takviye ile sıhhat bulabilir...” 

Okunma Sayısı: 1630
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı