"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Birinci Şuâ’dan 31 Mart’a bakan işaretler

Abdülbakî ÇİMİÇ
18 Mart 2021, Perşembe
Bediüzzaman’ın Hayatı’ndan Tesbitler-81

Bediüzzaman, Birinci Şuâ’da bir kudsî hakikate şahitlik ediyor. Hem Doksan Üç Harbi’ni, hem de I. Meşrûtiyet zamanındaki hâdiseleri burada tahlil ediyor. Hem 31 Mart Vak’ası’ndan sonra başlayan zincirleme savaşları da burada anlatıyor. Yani hem I. Meşrûtiyet zamanında, hem II. Meşrûtiyet zamanında arka planda ne olduğu, Türkiye’deki ifsat komiteleri, zındık komiteleri ile harici odaklar ne yaptılar. Zahiri târih nazarında hâlâ Doksan Üç Harbi’nin(1877-78) mahiyeti anlaşılmadı. 31 Mart Vak’ası ve I. Dünya Savaşı’na niçin girdik? Çünkü 31 Mart Vak’ası’ndan sonra savaşlar zinciri başlıyor. 1911’de İtalyan Savaşı, 1912’de Balkan Savaşı, 1913’te II. Balkan Savaşı, 1914’te I. Dünya Savaşı, 1918’den sonra Millî Mücadele. Bunların izahı Kur’ânî projeksiyonla aydınlatılmış. İzahı Birinci Şuâ’da vardır. Biz ise ne yapıyoruz? Buradaki hakîkatlere târihî belgeleri şahit olarak gösteriyoruz. Zaten vazifemiz bu. Risale-i Nur’daki Kur’ânî perspektifi esas alıyoruz. Onun dışındaki bütün delilleri, belgeleri, bilgileri şahit olarak göstermeye çalışıyoruz. Burada da şahit niteliğinde belgeler var.1

Bediüzzaman ise, Kur’ânî işaretlere istinaden Tevbe Sûresi’nde “Allah’ın nurunu üflemekle söndürmek isterler. Allah ise nurunu tamamlamaktan başka bir şeye razı olmaz.”2 âyetini “Eğer şeddeli “mim” dahi şeddeli ‘lam’lar gibi bir sayılsa, o vakit bin iki yüz seksen dört eder(1284/1868). O tarihte Avrupa kâfirleri devlet-i İslâmiye’nin nurunu söndürmeye niyet ederek on sene sonra (1877-78) Rusları tahrik edip Rus’un Doksan Üç (1293/1877-78) muharebe-i meş’umesiyle âlem-i İslâm’ın parlak nuruna muvakkat bir bulut perde ettiler.”3 şeklinde gaybî işarete dikkat çeker. Böylece I. Meşrûtiyet akîm kalır. Âlem-i İslâm’ın parlak nuruna muvakkat çekilen bulut, 24 Temmuz 1908’de II. Meşrûtiyet ile birlikte hürriyetin tekrar ilânıyla dağılmaya başlayacaktır ki; Tevbe Sûresi’ndeki “Allah’ın nurunu üflemekle söndürmek isterler. Allah ise nurunu tamamlamaktan başka bir şeye razı olmaz.”4 cümlesi, kuvvetli ve letâfetli münâsebet-i mânevîyesiyle beraber şeddeli “lâm”, birer “lâm” ve şeddeli “mim” asıl kelimeden olduğundan iki “mim” sayılmak cihetiyle bin üç yüz yirmi dört (1324/1908-9) ederek, Avrupa zalimleri Devlet-i İslâmiye’nin nurunu söndürmek niyetiyle müthiş bir suikast plânı yaptıkları ve ona karşı Türkiye hamiyetperverleri, hürriyeti yirmi dörtte (1324/1908) ilânıyla o plânı akim bırakmaya çalışmışlardı.”5 Ancak yine İngiliz dessas siyaseti devreye girerek “1324/1908’te mason komitesinin hürriyet perdesi altında hilâfet-i İslâmiyeyi kaldırmak teşebbüsünün târihini göstermekle” 6 31 Mart hadisesine işaret ederek II. Meşrûtiyet’le birlikte gelen Hürriyet güneşi yine küsufa tutulmuş; böylece mason komitesinin hürriyet perdesi altında mebde-i isyânı olan 1324/1908-9 târihinde Türkiye hamiyetperverleri darmadağın edilmiştir.

Türkiye hamiyetperverleri I. Meşrûtiyet’in ilânı karşılığında Abdülhamid’in tahta geçmesine razı olmuş ve onu desteklemişlerdi. Ancak İngilizlerin kışkırtması ve Rus’un Doksan Üç muharebe-i meş’umesiyle âlem-i İslâm’ın parlak nuru olan Meşrûtiyete muvakkat bir bulut perde ettiler. I. Meşrûtiyet, 23 Aralık 1876’da Türkiye hamiyetperverlerinin destek ve tavsiyesi ile ilân edilmiş; ancak II. Abdülhamid 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’nı gerekçe göstererek 14 Şubat 1878’de Meclis-i Mebusan’ı kapatmıştır. Böylece İngilizlerin istediği olmuş, I. Meşrûtiyet akîm kalmış, âlem-i İslâm’ın parlak nuruna muvakkat bir bulut perde edilmiştir.

Konuyu bir de M. Latif Salihoğlu’nun analizlerinden takip edelim: “1908’de II. Meşrûtiyet hazırlıkları başladı. Yani Ahrâr-i Osmanî’ye tarafından. Tabi bu otuz sene içerisinde (I. Meşrûtiyet’ten sonra) çok bedeller ödendi. 31 Mart Vak’ası’ndan sonra hürriyet taraftarları, Meşrûtiyet taraftarları, başta Namık Kemal, Prens Sebahattin’in babası Mahmut Celalettin Paşa, Niyazi Bey, Ziya Paşa, Enver Bey… Bütün bu ekip darmadağın edildi. Burada ele geçirilenler hapislere, zindanlara atıldı. Bir kısmı hariç memleketlere gitti. Abdülhamid’in siyasetine karşı çıkanlar sonunda Manastır’da dağa çekildiler. Niyazi Bey, esas hürriyetin birinci kahramanı odur. Resneli Kolağası Niyazi Bey’dir. Üstad Bediüzzaman Niyazi Bey’e; “Ey zamanın Rüstem-i Zâl’i!” 7 diyor. Korkusuz bir insan, cesur bir insan. Bütün hayatını, her şeyini hürriyete feda eden bir insandır. Temmuz 1908’de Manastır’da Hürriyeti ilân etti. Zaten Meşrûtiyet ilân edilmişti. I. Meşrûtiyet tekrar devreye sokuldu. Önceden ilân edilmiş ve askıya alınmıştı. 24 Temmuz 1908’de Hürriyet ilân edildi.

“31 Mart Vak’ası öncelikli olarak Abdülhamid’i devirmeye yönelik değildi. Meşrûtiyeti ve hürriyeti baltalamaya yönelikti. Meşrûtiyeti, daha şiddetli istibdadın eline vermekti. 31 Mart’ta bunu analiz edemediler, bunu çözemediler. İş çığırından çıktı. Arka planlar serilmişti. Dahildeki Selânik Komitesi ile hariçteki İngiliz siyaseti birbirine entegre oldu ve yine Rusya’yı kışkırttılar. İtalya’yı kışkırttılar. Bulgarları kışkırttılar. Sürekli Osmanlı’nın başına savaş gâilesini çıkardılar. Ta ki Meşrûtiyet yeşermesin, ta ki Hürriyet gelişmesin. Mesele budur. Ama burada kullandıkları malzeme önemli. Kimleri kullanabiliyorlar. Çok garip tuti kuşları gibi şerîat isteriz, şerîat isteriz diyenler. Padişah, padişah yaşasın diyenler. 31 Mart Vak’ası’nda da bunları kullandılar. Yani o arka plancılar bunları kullanarak Meşrûtiyeti katlettiler. Ahrar-ı Osmaniye’yi adeta bitirdiler, biçtiler. Darbe yaptılar.” 8

Dipnotlar:

1- M. Latif Salihoğlu, 31 Mart Vak’ası. 

2- Tevbe Sûresi: 32. 

3- Şuâlar, s. 1103. 

4- Tevbe Sûresi: 32. 

5- Şuâlar, 2013, s. 1112,13. 

6- Rumazat-ı Semâniye, 2016, İttihad Yayınları, s. 110. 

7- Eski Said Dönemi Eserleri (Nutuk), 2020, s. 105. 

8- M. Latif Salihoğlu; https://www.yeniasya.com.tr/video/31-mart-hadisesi_537830

Okunma Sayısı: 1640
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdülbâkî Çimiç

    18.3.2021 19:29:55

    Muhterem Ertan bey, 1284'ü üstad 1.Şuada veriyor. 1284'ün Rumi'den Miladi'ye çevirdiğinizde tarih 1868 ediyor. Demek ki âyetin işaretiyle 1868'de Avrupa kâfirleri devlet-i İslâmiye’nin nurunu söndürmeye niyet etmişler ve 10 sene sonra 1877-78'de ise 93 harbi ile niyetlerini fiiliyata geçirmişler. 1868'in izhatı bu olsa gerek. Bâki selamlar.

  • Abdülbâkî Çimiç

    18.3.2021 19:20:16

    Ertan bey, "Tabi bu otuz sene içerisinde" ifadesi Latif Salihoğlu'na ait. Latîf bey, bu ödenen bedelleri I. Meşrûtiyet'ten beri hürriyetperverlerin bedeller ödediğini ifade ediyor. Verilen isimler II. Meşrûtiyet'ten sonra tekrar aynı bedelleri ödüyor. Parantez içi bize ait bir ifadedir. Hürriyetperverlerin I.Meşrutşyetten beri bedel ödediğini ifade etmek için parantez içini kullandık.

  • Ertan yılmaztürk

    18.3.2021 16:51:54

    (1284/1868). O tarihte Avrupa kâfirleri devlet-i İslâmiye’nin nurunu söndürmeye niyet ederek on sene sonra (1877-78) Rusları tahrik edip Rus’un Doksan Üç (1293/1877-78) muharebe-i meş’umesiyle âlem-i İslâm’ın parlak nuruna muvakkat bir bulut perde ettiler.” Risale-i Nurdan yaptığınız yukarıdaki iktibasta gecen 1868 hadisatı hakkında izahatınız var mı? Baki selamlar.

  • Ertan yılmaztürk

    18.3.2021 16:46:10

    Tabi bu otuz sene içerisinde (I. Meşrûtiyet’ten sonra) çok bedeller ödendi. 31 Mart Vak’ası’ndan sonra hürriyet taraftarları, Meşrûtiyet taraftarları, başta Namık Kemal, Prens Sebahattin’in babası Mahmut Celalettin Paşa, Niyazi Bey, Ziya Paşa, Enver Bey… Sn. Çimiç yukarıda iktibas ettiğiniz cümledeki "sonra"kelimesine dikkat lütfen.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı