"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kur’ân ve hadislerden çıkarılan istikbale dair işaretler - 2

Abdurrahman AYDIN
17 Eylül 2019, Salı
Âyet-i kerîmelerden ve hadîs-i şeriflerden Bediüzzaman Hazretlerinin, âhirzaman hâdisatının kilometre taşlarına dair 2020 sonrası için istihraç ettiği ve aşağıda çok kısa bazı örneklerini vereceğimiz bu işaretlerde, destek mahiyetinde onun talebesi Ahmet Feyzi Kul’un istihraçlarından da istifade edilmiş, aralarında yekûn farklar olmadığı görülmüş, Üstad’ın çıkardığı tarihler ve yorumlar esas alınmıştır.

Tarih çevirmeleri ise hicrîye göre yapılmıştır.

Aşağıda verilen bu bilgiler, müelliflerinin keşif veya vahiy kaynaklı metinlere dayalı istihraçlarından bizim anlayabildiğimiz manalar olup asla kesinlik ifade etmez. Zira müellifin dediği gibi “bize nisbeten istikbalde gelecek hâdisata dair işâret-i Kur’aniye, vaki’ hâdisat gibi kat’iyyet-i mutlaka ile hükmedilemez”1 Bu noktayı göz önünde tutmak şartıyla, bir fikir vermesi açısından bu istihraçlara bakılabilir.

2019-2021

Said Nursî (r.a) “Bu gelecek yüzün dahî ... öteki başında (1424 ile 1441-42) Büyük Deccalın Komitesi bulunduğuna İNNE ŞÂNİEKE HÜVE’L-EBTER işaret ediyor” demektedir.2 Bediüzzaman’a göre, bu sûrenin zahirinde nasıl ki, Hz. Peygamber’e (asm) yapılan taarruzun akim kalacağı müjdeleniyorsa, aynı şekilde sûrenin riyazî ifadelerinde verilen tarihlerde de ümmetine yapılacak taarruzların akîm kalacağına işaret ediliyor. Sûrenin son ayeti üzerinde çok duran müellif “Asıl sonu kesik olan, sana hınç besleyendir” mealindeki bu ayetten hicri 1224, kâf harfinin inzimamıyla da 1241-42 tarihlerini istihraç ederek bunların milat gibi son iki yüzyılın başları olduğunu ve son iki yüzyıldır bu başlarda bir taarruz vuku bulduğunu beyan ederek 1224 için Kabakçı Mustafa İsyanını, 1241-42 için de Sultan II. Mahmud’a karşı yeniçeri isyanını örnek gösteriyor. 1324 ile 1341-42’den sonra, son olarak 1424 ile 1441-42 ye de işaret ettiğini belirtiyor.3

2030

1954’deki mektubunda: “İkinci tevellüd de inşallah 20- 30 sene sonra çıkacak. Çok emarelerle hem şarkta, hem garbta Avrupa içinde bir İslam devleti çıkacak” demiştir.4 Bu ifadede ‘İslam Toplumu’ demeyip ‘Devleti’ demesi, böyle bir devletin 1974 veya 1984’de görülmeyişi, iki rakam arasında ‘veya’ kullanmaması gibi karineler, bizi 20- 30’un birleştirilerek de okunabileceği sonucuna götürüyor. Belki, ümitleri canlı tutmak için yakınmış gibi göstermek ve gayba dair bilgileri perdelemek gibi hikmet ve düsturların onu bu tarz bir ifadeye sevk etmiş olabileceğini düşündürüyor. Müellifin, çıkacak bu devletle ilgili Son Şahitlerde “Hıristiyanlar tasaffi edecek; Almanya müslüman olacak” dediği naklediliyor.5

A. Feyzi Kul’un istihracı da, bu yorumu destekler niteliktedir. Merhum A. Feyzi, Âl-i İmran 3/64. ayetteki “De ki: Ey Ehl-i Kitap! Geliniz, sizinle bizim aramızda müşterek bir söz (hakikat) üzerinde birleşelim...” ifadesi ile ilgili olarak “2020-2070 tarihleri elde edilir ki, bunlar da inşallah müslüman Avrupanın, müslüman Amerikanın ve müslüman dünyanın tarihleri olsa gerektir” demektedir.6

Aynı talebesi, bu yazının sonunda zikredilen hadisten 1980-2030 tarihini çıkararak “İntibah-ı İslamın mertebe-i kemale erişeceği, dünya milletlerinin ve bilhassa garb âleminin, Kur’ân’ın emsalsiz hakikatlarını bihakkın anlayacağı ve hakiki medeniyete ulaşacağı tarihler...” demektedir.7

2038

“Hususan kırk elli sene sonra, Arap taifeleri, Cemahir-i Müttefika-i Amerika gibi en ulvî bir vaziyete girmeye, esarette kalan hâkimiyet-i İslamiyeyi eski zaman gibi kürre-i arzın nısfında, belki ekserisinde tesisine muvaffak olmanızı rahmet-i İlâhiyeden kuvvetle bekliyoruz. Bir kıyamet çabuk kopmazsa, inşallah nesl-i âtî görecek!”8 Bu olayı, ikinci dünya harbi akabinde bir çok İslam ülkesinin bağımsızlığını kazanması şeklinde yorumlayanlar vardır. Ancak Bediüzzaman Hazretlerinin Hutbe-i Şâmiye’ye 1951’de bizzat genişleterek yaptığı tercümede, bu müjdenin artık gerçekleştiğine dair bir haşiye düşmemesi, yukarıdaki nitelikte bir hâkimiyet ve muvaffakiyetin hâlen görülmemesi, onun bu iki rakamla aslında 40+50’nin toplamı olan 90 hicri yıl sonrasını, yani 2038’i kastettiğini düşündürmektedir. Onun verdiği tarih ve olaylara bir bütün halinde bakıldığında, böyle bir gelişmenin yerinin 1950’li yıllar olamayacağı, belki böyle bir gelişmeye imkân verecek diğer başka hadise ve faktörler için hangi zaman aralığını vermişse bunun da o zaman aralığında beklenmesi gerektiğini düşünmek ve öyle anlamak daha doğru olmalıdır.

2040

1943 yılındaki mektubunda: “Hakiki beklenilen ve bir asır sonra gelecek o zat” demektedir.9 100 Hicri yıl sonrası 2040’tır. Keza Kastamonu Lahikasında “Ellezîne en’amte aleyhim” ayeti gibi “Lâ Tezâlü tâifetün” hadisinden de istihraçla müminler için galibâne mücahedenin tarihi olarak verdiği 1506’dan, Hz. Mehdinin hadislerde bildirilen 40 senelik hakimiyeti dikkate alınarak 40 yıl geriye gelinirse 1466 bulunur ki, bu da m. 2044 yılına tekabül eder. Aynı yerde, tâife-i mücâhidînin son zamanları olarak verilen 1500’den yine 40 sene geriye gelinirse miladi 2038 olmaktadır.

A. Feyzi Kul da, Kur’ân’da üç ayrı sûrede (Tevbe 33, Fetih 28, Sâf) 9 geçen “O ki, Rasûlünü hidayet ve hak din ile gönderdi. Tâ ki, o dini, başka dinlerin hepsine üstün kılsın” ayetinden 1456, (r. 2040) tarihini çıkararak “İslamiyetin 1456 tarihine kadar bütün cihana hakim olacağını göstermektedir” demektedir.10 Yine aynı eserde Meryem Sûresinin 30. ayetinde Hz. İsa (a.s)’a atfen geçen “Ben Allah’ın kuluyum. O bana Kitabı verdi ve beni peygamber yaptı” cümlesinden en son olarak 1462 (m. 2040) tarihini çıkararak “Hz. İsa (a.s)’ın devr-i saadeti olup, Hristiyanlık âleminin ruhaniyeti, Hz. İsa’yı telebbüs edeceği ve Hristiyanlığın hakikatına ulaşacağı ve İslamiyete iktida edeceği ve İslamiyetin cihanda mutlak hâkim olacağı tarihleri göstermektedir” denilmiştir.11

2051

“Eski Said’in o rüya-yı sadıka gibi olan hiss-i kable’l-vuku ile o dar daireyi bütün Osmanlı memleketini ihata edeceğini görmüş. Belki inşaallah o görüş, yüz sene sonra Nurların ektiği tohumların sümbüllenmesiyle aynen o geniş daire, Nur dairesi olacak, onun yanlış tabirini sahih gösterecek” 12 Said-i Nursî (r.a)’nin, muhtemelen yüz hicrî sene sonrasıyla kastettiği tarih -bu mektubu 1954’de yazdığına nazaran- 2051’dir. Talebesi A. Feyzi Kul’un istihracı da bu yorumu desteklemektedir. O, Bakara 2/216. ayetinden “2050 Rakamı çıkar ki, bu da Allahü A’lem, hâkimiyet-i İslamiyenin mertebe-i kemale ve had safhaya ulaştığı tarih olsa gerektir” demektedir.13

2152

Asr Sûresindeki “İman edip salih amel işleyenler” cümlesi ile “Birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler” cümlelerinden, birincisinden 1561 (2136), ikincisinden 1560 (2135) tarihini çıkaran Üstad, bu iki ayetin “Ümmetimden bir tâife hak üzere zâhir olarak kıyamete kadar devam edecektir” hadisindeki tâifeye işaret ettiğini söyler ve “O tâife-i azîmenin mücâhedatları ne kadar devam edeceğini manâ-yı işârî ve cifrî ile gösterirler” diyerek 2135’lere kadar bu taifenin mücâhedesinin devam edeceğini belirtir. Fatiha Sûresindeki “Kendilerine nimet verilen kulların yolu” cümlesinin de biraz daha ilerisine, yani “1547 veya 1577 (2152) gösterdiği zamana” işaret ettiğini söyleyen Nursî (r.a), bu tarihte durmuştur.14 Risale-i Nurlarda bu tarihten daha ilerisini gösteren bir istihraca rastlanmamaktadır.

A. Feyzi Kul da: “İki kâhinden (İstikbalden haber veren) biri o adamdır ki, Kur’ân’ı öyle bir ders verir ki, öyle bir dersi ondan sonra hiç kimse vermeyecektir” hadisindeki “YÜDERRİSÜ’L-KUR’ÂNE DİRÂSETEN=Kur’ân’ı öyle bir ders verir ki” kısmıyla ilgili olarak, “Tenvin ve şedde ile 1572 (2147) müntehâ tarihleri” ni çıkarmıştır.15

Doğrusunu Allah bilir.

Dipnotlar:

1- Sırr-ı İnnâ A’taynâ Risalesi, Derin Tarih Kültür Yay. s. 40

2- Sırr-ı İnnâ A’taynâ Risalesi, s. 39

3- Sırr-ı İnnâ A’taynâ Risalesi, s. 32-33; 39

4-Emirdağ Lahikası II, 113

5 -Son Şahitler, Necmeddin ŞAHİNER, Nesil Yay. 2008, III/115

6- Mâidetü’l- Kur’ân ve Hazînetü’l-Bürhan, İttihad Yay. 2006 s. 105

7- Mâidetü’l- Kur’ân ve Hazînetü’l-Bürhan, s. 132

8- Hutbe-i Şâmiye, Beşinci Kelime

9-Tarihçe-i Hayat, 4. Kısım, Kastamonu Hayatı

10-Mâidetü’l- Kur’ân ve Hazînetü’l-Bürhan, s. 88

11- a.g.e, s. 98

12-Emirdağ Lahikası II, 112

13- Mâidetü’l- Kur’ân ve Hazînetü’l-Bürhan, s. 95

14-Kastamonu Lahikası, 205-206

15- Mâidetü’l- Kur’ân ve Hazînetü’l-Bürhan, s. 133

Okunma Sayısı: 2759
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • A. AYDIN

    21.9.2019 09:59:23

    TAVZİH 2 Yine 1956'da diyorki: "45 sene evvel (1911'de) o fecrin emareleri göründü. 71 (1955)'de fecr-i sadıkı başladı veya başlayacak. Eğer bu fecr-i kâzib de olsa 30 40 sene sonra fecr-i sadık çıkacak" Dolayısıyla 1955+(30+40)=2025 eder ki, burada verilen tarih henüz fecr-i sadıkın (imsak vaktinin) tarihidir. Bu fecrin tekemmül ve inkişafı, böylece ittihad-İslamın "Cemâhir-i Müttefika" şeklinde tezahürü için verilen tarih ise elbette daha ilerideki bir tarih olacaktır ki, onun için "Hususan 40 50 sene sonra" diyerek 20 sene daha ilerisini göstermiştir. Bu da kameri yıl ise 2038, şemsî yıl olursa 1951+(40+50)=2041 olur.

  • A. AYDIN

    21.9.2019 09:58:14

    TAVZİH 1 Çelişki değil, tedric vardır. Şöyle ki: "1370 (1954)'de olan vaziyeti 1327 (1911)'de olacak gibi müjde vermiş." "Olan vaziyet" ten kastı "Arabın saadetinin FECR-İ SADIKININ EMARELERİNİN İNKİŞAFA BAŞLAMASI" dır. Ancak "inkişafa başlıyor" dediği zaman başlayan şey görünürde emare değil, esaret olmuş. Çünkü "iki harb-i umumi ve 30 40 sene istibdad-ı mutlakı düşünmemiş" (Bunu 1956'da söylediğini, haşiyedeki "45 sene evvel" kaydından anlıyoruz.) Demek "Başta Arap devletleri, âlem-i İslamın ecnebi esaretinden ve istibdatından kurtulup İslâmî devletler teşkil etmesi" hadisesi, fecr-i sadıkın kendisi veya inkişafa başlayan emareleri oluyor. Peki 1370 (1954)'de başlayan bu fecir emarelerine göre güneş ne zaman doğabilir?

  • Osman ERKUT

    17.9.2019 22:35:18

    1-Hutbe-i Şamiye de geçen 1951 tarihi ile ilgili yorumda genişletilmiş tercümede üstadın bu müjdenin gerçekleştiğine dair bir haşiye düşmediği kanaatı şahsiyesine istinaden ve yukarıdaki nitelikte bir hakimiyet ve muvafakiyetin görülmemesi kanaatı ile 30-40 rakamlarının toplanıp 70 çıkarılması gerekirken 40-50 toplanıp 90 tarihi çıkarımış ve miladi toplam olarak 2038 rakamı elde edilmiş mukaddimede 40-50 geçsede birinci kelimede el emel münderacatında haşiyede 30/40 ve hasılı kelam diye başlıyan paragrafın devamında ‘Yetmiş birde fecri sadık başladı veya başlayacak.Eger bu fecri kazibde olsa,otuz kırk sene sonra fecri sadık çıkacak.’kaydı ile çelişiyor.

  • Rkara

    17.9.2019 21:35:41

    Bu güzel müjdelere ihtiyacımız vardı. Çünkü herkes "Gittikçe daha kötü olacak" diye bizi karamsarlığa itiyor. Allah razı olsun

  • Ali

    17.9.2019 12:16:14

    Her şey dipe vuruyor ve vuracak.Bıçak kemiğe iyice dayanacak ve dayanıyor.Kudüs Hicaz yanıyor.Her şey bitti çare yok denince çare görülecek.Bu dönem Büyük Mehdi ve Mesih dönemi olmalı.Beklemek yerine hazır olalım!

  • Abdülbaki Çimiç

    17.9.2019 10:22:32

    Yazıdaki "Tam bir asır sonra gelecek o zat dahi..." ifadesi için "Mesih mi acaba?" suali soruluyor. Kanaat-i acizanem şudur: Bir asır sonra gelecek olan 2040 lı yıllar Mesih ve Mehdi şahs-ı mânevîlerinin en son ittifakı ve tekâmül vaziyeti diye düşünüyorum.

  • Abdülbaki Çimiç

    17.9.2019 10:17:09

    Muhterem Abdurrahman hocam, son üç asır başlarına işaret eden ve istikbale ışık tutan bu çalışmalarınız tarihe çok önemli bilgi ve belge niteliği taşıyor. Tebrik eder, devamını bekliyoruz inşallah.

  • Nurdan uğur

    17.9.2019 09:21:08

    Demek 2150'lerden sonrası karanlık. Yeryüzünde Allah diyen mücahit kalmayacağına göre o tarihten sonra dünya tam bir inkar, zülüm ve ahlaksızlık buhranına girilecek demektir. Hikmet-i ezeliye de ticaretin bittiği ve artık abes hale gelen bu büyük dükkanı kapatacak, kıyameti kafirin başına patlatacaktır. Allahu a'lem.

  • Fikret KABA

    17.9.2019 07:33:09

    Tarihçiler hep geçmişin tarihini yazıyor. (Hoş, onu bile tam doğru yazamıyorlar ya) Bediuzzaman Hazretleri ise Kur'an'a bakıp Allah'ın izniyle geleceğin tarihini yazıyor. Elhamdülillah! Güzel müjdeler veriyor.

  • Uğur aran

    17.9.2019 05:47:05

    Bu yazıyı saklayacağım. Çok istifade ettim.

  • Züleyha

    17.9.2019 05:34:54

    Kimi fincana bakar, kimi de suya. Kimi avuca bakar, kimi de yıldıza. Üstad ise vahiy kaynaklı metinlere bakıyor ve herhalde orada, ona da bir şeyler gösteriliyor. Çünkü söylediklerinden hiç vazgeçmemiş. İstifadeli yazılarınızın devamını bekliyoruz. Allah razı olsun.

  • Naci

    17.9.2019 04:09:31

    Kuranın hakikatli bir tefsiri olan Risale-i Nura tenezzül edip bakmazlar. Önceki gibi bu müjdeler de inşallah gerçekleşince, yine de Allahu Ekber demezler. Sükut ederler. Hani bir fıkra var ya. Ağa, ezan sesi kendi yaptırdığı camiden gelene kadar Aziz Allah diyememiş.

  • Abdurrahman AYDIN

    17.9.2019 00:40:55

    Yazarın Notu: "HEM ŞARKTA, HEM GARPTA BİR İSLAM DEVLETİ ÇIKACAK!" müjdesini, eskinin Haricîleri ve şu zamanın zahirperestleri gibi formal beklemek yerine, yakın zamanlarda epey gündem olan "Ülkelerin İslâmîlik Endeksi" açısından bakarak beklemek, yani "MEDENİYETİN SEYYİÂTI HASENÂTINA GALEBE EDECEK" noktasından değerlendirmek daha doğru olur kanaatindeyim. El-Hükmü lil-Ekser

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı