"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Sosyal Medya ve “beğenme”

Adnan NACİR
29 Şubat 2016, Pazartesi
Eskiden “sosyal” kelimesi, insanların kalabalıkça bulunduğu “meydan” çağrışımı yaparken, günümüzde “medya” kelimesi ile ilişkisi olduğuna dair bildirim yaptı.

Özellikle halkımız, bu birlikteliği çok “like” etti ve hesaplı hesapsız kullanmaya başladı. Daha doğrusu hemen bir hesap alıp onu hesapsızca kullanmaya koyuldu.

Sosyal medya kullanımının insanlar üzerindeki etkileri psikoloji alanında bilimsel çalışmalara konu olmuştur. Cafcaflı isimleri olan yeni hastalıklardan bahsediliyor. Benim o konularda uzmanlığım yok, kimseyi herhangi bir kalıba ve kategoriye de sokmadan diyorum ki aşağıdakilerden birini veya birkaçını yapıyor olmak, sosyal medyanın kullanımı konusunda patolojik bir durumun göstergesi olabilir:

* Eskiden feyiz alınan kitaplar okuyup “fesübhanallah” diyorken, kitap okumayı tamamen bırakıp “feysbukhanallah” diyerek ibretlik paylaşımlarda bulunmak.

* Tevatürle sabit rivayetlere itibar etmeyip twitter’da sabitlenmiş tweetlerde okuduğuna delil ve ispat aramadan inanmak.

* Tweetini retweet etmeyen dostlarını neredeyse “mürtet” ilân etmek.

* “Elfu elfi salatin...” tesbihatını bırakıp, “elfu selfi” fotoğraflarını çekip yayınlamak.

* “Ya Sabur” demeyi bırakıp “whatsapper” olmak.

* “Selvi Boylum Al Yazmalım” filmini izleyip “sevgi neydi, emekti” diyerek dolaşıyorken, “selfie boylu” sevdalar peşinde dolaşıp, tabak tabak yemek resmi paylaşmak.

Sosyal medya araçlarında en önemli gösterge, bir paylaşımın aldığı tepkilerdir. En önemli tepki şüphesiz “beğen” sayısıdır. Beğenilme sayısını hüccet göstererek “sağlam irade, millî irade” şovu yapanlar da var, sosyal medyanın elitist “like” kesimi gibi “benim aldığım beğeni ile dağdaki trolün fake hesaplarla aldığı beğeni bir mi?” diyenler de...

Peki “beğen” butonu ne anlama geliyor acaba? Facebook son güncellemeleriyle “beğen” butonuna tepkiler ekleyerek beğenmenin tonlarını arttırmış oldu, ama telefonlardaki “çaldırıp kapatma” gibi iki durumlu bir değişkeni kullanarak masrafsız bir iletişim aracı olarak kullanan bir milletten söz ediyoruz, muhakkak başka anlamlar yükleyerek kullanıyoruz. Beğen butonuna yüklediğimiz anlamlardan bazıları:

* Beğendim (düz, sade).

* Onaylıyorum.

* Yetmez, ama “evet” (ilgimi çekmeyi başardı bu paylaşım, azıcık beğendim işte... ama öyle büyütme yani, çok beğenseydim altına bir de yorum yazardım...)

* Mesajını gördüm.

* Bunu bir yere yazdım!

* Yıllar önce yaptığın ve senin bile unuttuğun bir paylaşımı beğendiğime göre profilini didik didik ettiğimi anlamışsındır!

Beğenilen taraf nasıl anlayacak bunu? İşte belirsizliğin gizemi burada devreye giriyor, ama yanlış anlaşılma riski de var tabi. Bir “beğen” butonundan bu kadar anlam çıkarabilecek bir potansiyelimiz varken, sosyal medyanın anayasasını çıkaracağımızı iddia etmek ve “Bu metin sosyal medyanın, internetin, siber suçların, siber ortamın anayasası olacak. Herkes oraya bakacak, ona göre bu suçtur, değildir, şu işlem yapılsın, bu işlem yapılmasın diye karar alacak” demek, çok kaygı verici duruyor. Siber ortam anayasası ile neler gelecek bilemiyoruz henüz, ama pek çok kişi arkadaş listesini gözden geçirmek durumunda kalabilir.

YOLDA GÖRSENİZ TANIMAYACAĞINIZ KİŞİLER LİSTENİZDEYSE...

Bazen çok sayıda ortak arkadaşınızın olduğu, ama tanımadığınız kişiler size arkadaşlık teklifi gönderebiliyor. Bu durumda kabul etseniz bir dert, etmeseniz ayrı dert… Etmezseniz sizin herkesle muhatap olmayan burnu havada biri olduğunuzu düşüneceklerinden korkarsınız. Yüzyüze hiç görüşmediğiniz, daha önce belki adını bile duymadığınız birini arkadaş olarak eklemenin ne zararı var diyebilirsiniz, buyurun o zaman:

Yaklaşık bir sene kadar önceydi, facebook hesabımın şifresini birileri almaya çalışmış olmalıydı ki, uygulamayı açtığımda facebook bana kimlik doğrulaması yapması gerektiğini söyleyip, bu işlemi yapabilmek için arkadaşlarımı resimlerinden tanıyıp tanıyamayacağımı sordu. Ben de “tabi ki...” dedim, en yakın arkadaşlarımdan birinin vesikalık fotoğraflarını göstereceğini zannederek... Göstere göstere, uzaktan çekilmiş ve içindeki insanların suratlarının belli olmadığı bir resim gösterdi. “Bu resim olmadı, bir tane daha göster” mi desem diye düşünürken aklıma takıldı: ya bir gül resmi gösterse? Allah Allah… ne cevap verirdim? Hayır, verdiğim cevapta tahmin ettiğim kişiye de cevabımı ulaştıracak mıydı, onu da bilmiyordum. Ya yanlış tahmin ettiysem? “Her halde çiçeklere meraklı bir bayan arkadaştır” diye düşünüp birini tahmin edecektim, ama.... Tahminimi o arkadaşa şu şekilde mi iletecekti acaba: “Flaş flaş flaş… Adnan Nacir bu resimdekinin siz olduğunu düşünüyor, bilemem artık! Bir çay için derim, yine siz bilirsiniz de…”

Bu fitne fücur dolu mesajı alan bayan benim hakkımda ne düşünürdü acaba? Ben evli barklı, çoluklu çocuklu ve mutlu mesut bir adamım, düşünün yani felâketin boyutunu... Bir erkek arkadaşıma da böyle bir mesajın ulaşması, işin skandal yönünü azaltmazdı her halde. Kimlik doğrulamak için başka bir alternatif kullandım tabiî ki... Bu vesileyle bir tavsiyede bulunmak istiyorum: Tanımadığınız, ama paylaşımlarını görmek istediğiniz kişileri arkadaşlık listesine eklemeden de, takip etme seçeneğini kullanabilirsiniz.

Okunma Sayısı: 1895
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı