"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ömür uzar veya kısalır mı?

12 Aralık 2019, Perşembe 01:55
Ecel birdir, değişmez.

Yüce Allah Kur’ân-ı Kerîm’de “Şayet Allah zulümleri yüzünden hemen ceza verecek olsaydı yeryüzünde tek bir canlı bırakmazdı; fakat Allah onun cezasını ecellerine kadar tehir eder. Ecelleri geldiği zaman ise onu ne bir an geri bırakır ne de öne alabilirler” (Nahl Sûresi, 16:61.) buyurur. 

Diğer âyetlerde de “Eceli gelince hiçbir kimsenin ölümünü Allah geri bırakacak değildir.” (Münafıkun Sûresi, 63:11.) “Her milletin de eceli vardır. Ecelleri gelince onu ne bir an öne alabilirler, ne de bir an geri bırakabilirler.” (A’raf Sûresi, 7: 34.) buyrulmuştur.

Allah’ın ilmi ezeli ve ebedidir; asla değişmez. İlmi bütün zamanları ve mekânları kapsamıştır, hâricinde hiçbir şey yoktur. Bütün varlıkların ecelleri ezelî ilmi ile takdir edilmiştir.

Peygamberimiz (asm) “Kim rızkının artmasını ve ecelinin geciktirilmesini ve ömrünün uzamasını arzu ederse akrabaları ile ilgisini kesmesin.” (Müslim, Birr ve Sıla, 20.) Bir başka hadiste “İyilikten başka bir şey ömrü uzatmaz; duâdan başka bir şey de kazayı önlemez” (Buhari, Tıp, 12; Tirmizi, Kader, 6; İbn-i Mâce, Mukaddime, 90.) buyurmuşlardır.

Burada ecelin geciktirilmesi, kazanın önlenmesi ve ömrün uzaması “Ecel-i Muallak” ile ifade edilmiştir. (Lem’alar, 95.) Ecel-i muallak, şarta bağlı ve sebeplere dayalı eceldir. Bu da kula nispetledir. Kul sebepler tahtında işini yapar. Sebeplere sarılmak Allah’ın “Hakîm” ismine yapışmaktır. Yüce Allah sebeplerle işini görür ve kula sebeplere sarılmasını emreder. Ancak “Allah’ın ilminde olan Levh-i Ezelî” de bulunan ecel değişmez. Zira Allah ilm-i ezelisi ile kulun sebeplere sarılıp sarılmayacağını da bilir. 

**

Şeytan Hz. İsa (as) ile çekişti ve “Madem her şey kader iledir, kendini şu yüksek dağdan aşağıya at, bak nasıl öleceksin!” dedi. Hz. İsa (as) “Kul Rabbini tecrübe edemez!” diye cevap verdi. (Lem’alar, 126.)

**

İntihar eden de, katiller tarafından öldürülen maktül de eceli ile ölmüştür. Onlar eceli değiştiremez, bilâkis kaderin hükmünü kaza etmek için birer adi sebeptirler. Günaha girmeleri Allah’ın “Öldürmeyin!” emrine isyan ettiği ve iradesi ile Allah’ın emrini çiğnediği içindir. Zira yasaya uymamak suçtur; cezayı gerektirir. Bu sebeple insan sebeplere sarılmak, tedbirlerine müracaat etmekle mükelleftir, yoksa mesuldür. Sosyal hayat bu şekilde cereyan eder. 

Allah “Müsebbibü’l-Esbab” dır. Sebepleri yaratan da sebeplerden sonuçları çıkaran da Allah’tır. Bu şekilde insanların kimini kimine muhtaç ederek, yardımlaşmayı sağlamış ve toplum hayatını bunun üzerine kurmuş, hukuk-u âmmeyi böyle sağlamış ve adaletini de bu sebeple emretmiştir. 

Allah’ın her işi hikmet ve maslahata göredir. Bütün bunlar insanlar içindir. 

Allah’ın sebeplere ihtiyacı yoktur. 

Yeni Asya Neşriyat Araştırma Ekibi

 

Okunma Sayısı: 1910
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı