"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Faiz, değil, caiz

Ahmet BATTAL
16 Ocak 2020, Perşembe
Dün bazı gazeteler “Diyanet faizli işleme onay verdi” başlıklı haberler yayınladı. Sosyal medya da hareketlendi.

İşin aslı şu: Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu “Toplu Konut İdaresi (TOKİ) tarafından uygulanan Sosyal Konut Projesinin dinî hükmü nedir?” sorusuna şu cevabı vermiş: 

“İslâm’da faiz, kesin olarak haram kılınmıştır. Bir zaruret bulunmadıkça faiz almak da vermek de caiz değildir. İş kurmak veya genişletmek; ev, araba satın almak üzere kişi, kuruluş veya bankalardan alınan faizli krediler de bu kapsamdadır ve caiz değildir.

“TOKİ aracılığıyla devreye alınan son uygulama ise devletin, alt veya orta gelirli vatandaşlarına yönelik olarak ürettiği bir sosyal konut projesidir. Bu projede, peşinat haricindeki tutar, kamu bankaları vasıtasıyla kredilendirilmekte olup devletin söz konusu borçlandırmadaki amacı, faiz geliri elde etmek değil, aksine ödeme güçlüğü içindeki vatandaşlarının ev sahibi olmalarına yardımcı olmaktır.

“Bu itibarla, devlet TOKİ’nin bu uygulamasında başka bir yolla konut alma imkânı tanımadığından, belirtilen niyet ve amaçlar doğrultusunda söz konusu projeden yararlanmak caizdir.”

Diyanet -kanaatimizce yanlış olarak bir parça zorlama yorum da içeren- bu ifadelerde “faiz caiz” dememiş ve diyemez de zaten. Ya da “zaruret var”, “bu sebeple” ve “bu halde” caiz de dememiş. Hatta Diyanet bu fetvasında faizi bazı alt türlere ayırıp “bu faiz” caiz de dememiş. 

Diyanet sadece “bu işlem faiz değil ve dolayısıyla caiz” demiş. Ama dolaylı olarak.

Basına ne oluyor da “Diyanet faize fetva verdi” diyor?

Kavram kargaşasından dolayı. 

Diyanet şöyle deseydi galiba daha anlaşılır bir şey söylemiş olacaktı: 

- Faiz ödünç sözleşmesinde yani nakit kredide olur. Ödünç verilen şeyin reel değerine ilâve edilen reel fazlalık faizdir ve haramdır. 

- Vadeli “yüz” verip vade sonunda “yüz on” alan, şeklen “on” faiz almış olur. Ama enflasyon yüzde yirmi iken yüze on ilâve alanın gerçek bir “fazlalık” almadığı ya da alamadığı da açıktır. Bunun caiz olup olmadığı ise ayrı bir konudur. 

- Bir daireyi, üreticisi ile birlikte hareket ederek finanse eden ve sonra alıcısına satan finansman aracısı (banka vb.) “nakit ödünç” vermiş değil, “mal satmış”tır. Caiz bir malı, rayiç fiyatından, peşin satmak da vadeli satmak da caizdir. 

-Vadeli mal satanın, caiz malın peşin fiyatına yüzde (%) üzerinden fiyat farkı eklemesi, o işi “faizli akit” ve/veya o satışı “haram satış” yapmaya yetmez. Bu akit halen de satıştır ve caizdir. 

- Özel sektörün kâr amaçlı daire/dükkân/araç vs. üretip faizsiz finansman aracıları yardımıyla ve “bağlantılı/üç bacaklı sözleşmeler” yoluyla taksitle satması caizdir.

- Devletin (TOKİ’nin) sosyal amaçlı daire üretip ucuz vade farkı ile satması ise caiz olduğu gibi –hatta- lâzımdır. 

Bu bilgilerden sonra halen de kafa karıştıran ise şu olacaktır: Bu son satışta devletin taksitleri toplama ve ödeyemeyenleri icraya verme işlerinde kendi “faizli bankacılık” kurumlarından yararlanması caiz midir? 

Bunun cevabını Diyanet bilir ve umarız önümüzdeki günlerde söyleyecektir. 

Okunma Sayısı: 3760
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Fatih YOKUŞ

    19.1.2020 08:43:22

    A-Nesı` Rıba denilen; Ana sermaye yerinde kalmak şartıyla borçludan vadenin her defa uzatılmasına karşılık, artan bir fark paranın alınmasıB- Fadl Riba denilen; Kendi cinsiyle bir fazlalık karşılığında alınıp satılması ( Hanefi mezhebi. İslam fıkhı 3 cilt 339 sayfa C. Yıldırım)Şafii Mezhebine göre bunlara ilaveten birde Ribâ el-yed (ele geçirme faizi): İki (bedel)ın, yahut onlardan birisinin kabzının ertelenmesi ve vadenin söz konusu edilmemesi şeklindeki satıştır.(isl. fik.ans. Prof. Züheyli.) Kaynak: Diyanet ve faiz - Fatih Yokuş

  • Kenan Ayhan

    17.1.2020 18:52:36

    yeni asya okuyucusu olarak derim ki "Diyaneti temize çıkarıp savunmak size mı kaldı mehmet bey?Bu arzi olan ve talimatla verilen fetvanın İslamda yeri var mı?Alimlerin gölgesinde bile durmak caiz değildir dedikleri bankalarla faizli alış veriş yapmak ne zaman helal oldu?

  • Mehmet

    16.1.2020 13:13:08

    Faizin her türlüsü faizdir. Faiz de haram. “Helâl olan şeyler belli, harâm olan şeyler de bellidir. Bu ikisinin arasında, halkın birçoğunun helâl mi, harâm mı olduğunu bilmediği şüpheli şeyler vardır. Bunlardan sakınanlar, dinini ve ırzını korumuş olur. Sakınmayanlar ise zamanla harâma düşerler. Tıpkı, sürüsünü başkasına ait bir arâzinin etrafında otlatan çoban gibi ki, onun bu arâziye girme tehlikesi vardır. Dikkat edin! Her padişahın girilmesi yasak bir arâzisi vardır. Allâh'ın yasak arâzisi de harâm kıldığı şeylerdir.” (Buhârî, Îmân, 39; Müslim, Müsâkât, 107)

  • mahmut

    16.1.2020 13:02:26

    peki hocam tokinin evler yapmış olduğu caiz mi

  • Rauf Hakan

    16.1.2020 11:46:47

    Ahmet bey, Bilgi eksikligi var. TOKİ sattığı dairelerde kesin bir fiyat belirlese de her yıl fiyat(kişinin ödediği taksit) enflasyon oranında değişir. Bunu faiz olarak alır. Kesin ödeme planı yoktur, taksitli mal almaya veya satmaya benzemiyor.

  • Zubeyir

    16.1.2020 09:56:55

    Abi bir husus daha, yukarıda yaptığınızİşlemin helal dairesinde ticari iş yapan taraflar arasında olsa amenna. Peki bu taraflardan biri haram olarak addettiğimiz banka olunca yapılan iş helal olacak mı?

  • Zubeyir

    16.1.2020 09:36:10

    Selamlar. İşlem caiz olsa da bu “helal” işin haramın kabı ve kapılarından yapılması ne derece doğru ? Bu hususlara da değinseydiniz mesele daha da tavazzuh ederdi kanaatindeyim. Burada bu bankalar vasıtasıyla faizin ve bankaların meşrulaştırılması , üstelik bunun dini addedilen bir hükümet zamanında yapılması..

  • Kurshat Otaki

    16.1.2020 07:49:42

    Battal Bey, Ek açıklamalarınız için teşekkür ederim. Yurt dışında yaşıyorum ve bu gibi konular daha ehemmiyet kazanıyor. Özetlersek; herhangi bir şirket ürettiği mala satış şekline göre farklı fiyat koyabilir (Mesela; peşin 100 ise, 10 ay vadeli 120, vs) çünkü bu fiyatlar faiz değil enflasyonun vadeye yansıtılması diyorsunuz. Peki faiz nedir o zaman? Vaktinde ödenmeyen taksit enflasyon ve gecikmeden dolayı şirkete veya borç verene zarar veriyor ve bunu engellemek ödenmeyen miktara için eklenen ek miktar eklemek de (aynı mantıkla değerlendirilirse) faiz değildir. TOKİ güzel bir proje, iyi yönetilirse, ve devletin bunu ihtiyaç sahiplerine belli bir miktarını ilgili fonlardan karşılayarak daha az fiyata verebilir. System öyle bir hale gelmiş ki ihtiyaç sahibi değil torpili olan faydalanıyor ve TOKİ zengini oluyor. Belki diyanetin odaklanması gereken konulardan biri faiz değil genel ahlak kuralları, hak yemenin faiz yemeden daha vahim olduğunu açıklamaktır. Hürmetler Kurshat

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı