"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İnsanda ölüm düşüncesi

Ahmet ÖZDEMİR
24 Şubat 2026, Salı
Ölüm, İslâm inancı açısından hayatın sona ermesi değil; bilakis ebedî bir hayatın başlangıcıdır. Hayat yaratıldığı gibi ölüm de yaratılmıştır. Bu hususta Bediüzzaman şöyle demektedir:

“Mevt dahi hayat gibi mahlûktur; hem bir nimettir. Mevt, vazife-i hayattan bir terhistir, bir paydostur, bir tebdil-i mekândır, bir tahvil-i vücuttur, hayat-ı bâkiyeye bir davettir, bir mebdedir, bir hayat-ı bâkiyenin mukaddimesidir.” 1 

“Ölüm, ehl-i iman için bir terhistir. Ecel terhis tezkeresidir, bir tebdil-i mekândır, bir hayat-ı bâkiyenin mukaddimesi ve kapısıdır. Zindan-ı dünyadan çıkmak ve bağistan-ı cinâna bir uçmaktır. Hizmetinin ücretini almak için huzur-u Rahman’a girmeye bir nöbettir ve dâr-ı saadete gitmeye bir davettir.” 2

Kur’ân-ı Kerîm’de, “Her nefis (can) ölümü tadacaktır.” 3 ayetinden hareketle Bediüzzaman ölümde hayat gerçeğini şu ifadelerle açıklamaktadır:

“Nev-i insanî bir nefistir; dirilmek üzere ölecek. Ve küre-i arz dahi bir nefistir; bâkî bir surete girmek için o da ölecek. Dünya dahi bir nefistir; âhiret suretine girmek için o da ölecek” 4

Toprağa atılan tohumun çürüyüp açılması, hava âleminde sünbül olarak hayat bulmasını sonuç vermektedir. Tohum için bu şekilde bir çürüme yani ölüm, tohum olarak hayata devam etmekten daha değerli bir durumdur. Aynen onun gibi ölümle toprağa atılan insan da ebedî saadet sünbülünü verecektir. Bu görüşün ışığında ölüm, yeni bir hayatın başlangıç safhası olmaktadır. Said Nursî, bir başka ifadesinde ölümün mahiyetini şöyle değerlendirmektedir:

“Mevt idam değil, hiçlik değil, fenâ değil, inkıraz değil, sönmek değil, firak-ı ebedî değil, Âdem değil, tesadüf değil, fâilsiz bir in’idam değil. Belki, bir Fâil-i Hakîm-i Rahîm tarafından bir terhistir, bir tebdil-i mekândır. Saadet-i ebediye tarafına, vatan-ı aslîlerine bir sevkiyattır. Yüzde doksan dokuz ahbabın mecmaı olan âlem-i berzaha bir visal kapısıdır.” 5

Bu sözlerde de görüldüğü gibi ölüm, İslâm inancında bir sona erişin, bir bitişin ifadesi değildir. Tersine ölüm, ebedî ve yeni bir hayatın başlangıcıdır. Hayat vazifesinden bir paydostur. Ölümün insandan istediği şey, yaratılışın gayesini bilen bir insan olarak yaşamak ve kabirde başlayan hayatın gereklerine göre hazırlanmaktır. Ölüm hayat kadar değerli ve çok hikmetleri bulunmaktadır. İslâm’ın telkin ettiği ölüm düşüncesi hayata, akıl ve imanla bakmayı ders vermektedir. İnsana kabir kapısına kadar arkadaşlık edecek değerler, gerçek dost ve kurtarıcı değillerdir. Bitmek tükenmek bilmeyen emellerin ve hayallerin, beklenmedik bir anda ecelin ölüm darbesiyle yıkılabileceğini, “lezzetleri tahrip eden acılaştıran ölümü çok zikrediniz” mealindeki hadisin manası ışığında düşünmelidir.

İnsan bu madde âleminin ötesinde ebedî bir hayatın mutlak adayı durumundadır. İnsanın yaratılıştan getirdiği duygular ve manevî şahsiyetî, onun ceza ve mükâfat göreceği bir âleme gideceğinin kesin delilidir. Akıl, ruh, his, vicdan gibi bütün duygular, yaşadığımız şu âlemde eserlerini göstermekte ve sonuçlar vermektedir. Bu durumda insanın elle tutulamayan duyguları, bize maddî hayat gerçeğinden başka manevî bir hayatın varlığına delil olmaktadır.

Dipnotlar:

1- Mektubat, s. 18.

2- Şualar, s. 34.

3- Enbiya Suresi, 35.

4- Lem’alar, s. 518.

5- Mektubat, s. 380-381.

Okunma Sayısı: 149
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı