Musafaha; selâm vermek ve sevgisini göstermek üzere birbirine el uzatma, el ele tutuşma, iki elle yapılan hususî selâmlaşma şekli, tokalaşma, iki kişinin selamlaşmak için birbirlerinin ellerini-avuç içleri birbirine yapışacak biçimde-tutuşmalarına ve yüz yüze gelmelerine denir.
Selâm verirken eğilmek yasaklanmıştır. Enes b. Malik Resûlallah’a, “Bazımız bazımıza (hürmeten) eğilebilir mi?” diye sordu. Resûlullah (asm), “Hayır!” buyurdu. Enes, “Öpüşelim mi?” dedi. Resul-i Ekrem (asm), “Hayır, öpüşmeyin!” buyurdu. Enes, “Musafaha edelim mi?” dedi. Resûlullah (asm), “Evet! Musafaha ediniz!” buyurdu.
Ebu Zer (ra) der ki: “Resul-i Ekrem (asm) ile ne zaman karşılaşsak musafaha ederdik. Hatta bir gün beni aradı, ben yoktum. Haber aldığımda doğruca ziyaretine gittim. Kendisi oturuyordu. Kucaklaştık. Kendisi çok sevinçli ve neşeli idi.”
Ebu Mes’ûd el-Ensârî, Resûlullah’ın (asm), “Müslümanlardan iki kişi karşılaşır da birisi öbür arkadaşına selâm verir ve elini tutarak musafaha yaparsa, Yüce Allah onların günahlarını-onlar daha birbirlerinden ayrılmadan önce- bağışlar” buyurduğunu rivayet etmiştir.
Küçük çocuklarla musafaha yerine onların üç kere başları sıvazlanır, okşanır, kendileri için “Allah sana bereket versin!” diyerek dua edilir. Erkeklerin kadınlarla musafaha yapmaları, el sıkışmaları caiz değildir.
Peygamber Efendimizin (asm) biat etmek isteyen Ensar kadınlarına, “Ben kadınlarla musafaha yapmam!” buyurduğunu; Hz. Âişe de, Peygamberimizin (asm) kadınlardan biat alırken bile elinin onlardan hiçbirinin eline, avucunun onlardan hiçbirinin avucuna değmediğini bildirmiş; “Biatını sözle aldığı her kadına ‘Git, senin biatını aldım’ buyururdu” demiştir. Enes (ra), Resul-i Ekrem’in (asm) şöyle dediğini rivayet etmiştir: “İki mü’min karşılaşıp musafaha ettikleri zaman, aralarında yetmiş günahları için mağfiret bölünür. Bunun altmış dokuzu güler yüzlü olanın, biri de diğerinindir.”
İslâm’da ilk topluca musafaha, Medine’ye geldikleri zaman, Yemenliler tarafından yapılmıştır.