"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Adalet ve demokrasi istemiyor muyuz?

Ali FERŞADOĞLU
08 Temmuz 2021, Perşembe
Pek çoğumuz söze, “Bu millet, bu ülke ancak hak ve hürriyetlerin ihyası, adalet, meşveret, demokrasi, şeffaflık ve sorgulamaya dayalı bir yönetim modeliyle kurtulur!” diye başlarız.

Ancak, “Bu millet ilim, hak ve hürriyetlere dayalı bir eğitim sistemiyle kurtulur; okumak gerekir!” diye iddiadan öteye gitmiyoruz! Bunlar mahza doğru iddialardır. Ne var ki, “İlim adamı, doktor yetiştirmemiz lâzım!” iddiasıyla sittin sene geçse âlim, doktor olunmaz! 

Şimdi gelelim insan hak, hürriyetleri, adalet, kurumsal meşveret, meşrûtiyet/demokrasi, şeffalık ve sorgulamanın nasıl yerleştirileceği meselesine: 

Suâl: “Biz me’yus olduk; (bunlar) daha ne vakit bize gelecektir?” 

Cevap: Yeis, aczden gelir. Yeis, mâni-i herkemâldir. Hamiyet ise, şiddet-i mevânia karşı şiddetle metânet etmektir. Halbuki şu zaman, mümteniât-ı âdiyeyi mümkün derecesine indiriyor. Çabuk yeise inkılâp eden hamiyet, hamiyet değildir. Ben, sizi tenbellikten kurtarmak için, kabahatlerinizi gösteririm. Ona çabuk gelmek istiyorsanız, işte mârifet ve fazîletten demiryolunu yapınız; tâ ki, meşrûtiyet, medeniyet denilen şimendifer-i kemâlâta binip ve terakkiyât tohumlarını bindirerek, kısa bir zamanda mânilerden kurtulup geçerek size selâm etsin. Siz ne kadar yolu acele ile yapsanız, o da o derece acele ile gelecektir.” (Bediüzzaman, Münâzarât, s. 30) 

Suâl: “İnşaallah, tâliimiz varsa biz de göreceğiz. Bize tevekkül kâfi değil midir?” 

Cevap: Bîçare tâliinize siz de yardım etmelisiniz. Bağdat tarrarları gibi olmayınız. Sizin atâlet bahanesi olan şu teşebbüssüz tevekkülünüz, nizâm-ı esbâbı reddettiğinden, kâinatı tanzîm eden meşîete karşı temerrüd demektir. Şu tevekkül döner, nefsini nakzeder.” (Bediüzzaman, Münâzarât, s. 30) 

İşte Bediüzzaman’ın 110 sene önce te’lif ettiği insan hak hürriyetleri, adalet, eğitim, demokrasi esaslarını taşıyan manifesto! Yabancı telâkki edilen bu mefhumların “kudsî me’hazlerini” göstermiştir. Hürriyetin, meşrûtiyetin Kur’ân, Sünnet-i Seniyye ve dört mezhepteki kaynaklarını ortaya koymuştur. Dolayısıyla bunları çok daha iyi anlar, kabul eder ve hazmederiz. Zira, hepsi âyet, hadis ve kıyas-ı fukahaya dayanıyorlar.  

Öyle ise, başta Nur Talebeleri, İlahiyatçılar, demokrat ehl-i ilim ve fikir, dindarlar ve dine hizmet etmek isteyen hamiyet sahipleri Münâzarât isimli eseri okumalı, müzakere, mütalâa etmeli, benimsemeli ve anlatmalı değil mi? 

Ehl-i insaf ve vicdan, ya buna uymalı veya bundan daha güzel bir yolunu bulmalı! 

Okunma Sayısı: 1045
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Oğuz Yiğiter

    8.7.2021 03:58:24

    Aklın yolu, ilmin yolu, dinin yolu. Daha ne desin, Ferşadoğlu Hoca? Yoksa Bağdat tarrarlığı yapmaya devam... Allah akîbetimizi hayreylesin! İllâ teşebbüs, illâ teşebbüs. Yattığın yerden birşey olmuyor. Gayret lâzım, hakta sebat lâzım. Hakikati ısrarla ve sebatla haykırmaya ve vesilelere sarılmaya devam. Ehl-i hamiyete güç veYâ Râb..! Tebrik ve dualar....

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı