"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Amellerimiz, niyetlerimize göre sonuçlanır

Ali FERŞADOĞLU
05 Ekim 2019, Cumartesi
Zaman zaman “İbadet ve duâlarımızın sonuçlarını alamıyoruz.

Bunun sebepleri ne olabilir?” şeklinde serzenişlerde bulunuruz. Bu durum, ibadet ve duâya olan şevkimizi kırıyor. Acaba bu meseleyi nasıl değerlendirmemiz gerekir? 

Hiç şüphesiz, ibadete biz muhtacız; hiçbir şeye muhtaç olmayan Allah, ibadetimize muhtaç değil. Allah Hakîm’dir; her şeyin en güzelini, en faydalısını, en mükemmelini yaratır. Namaz ve duâ gibi ibadetlere yüzlerce maddî-manevî, tıbbî, psiko-fizyolojik güzellik ve fayda koyduğunu biliyoruz. Meselâ, namaz ve duâda ruhumuz, kalbimiz ve aklımız gıdasını alıyor. Gerginlik, kaygı, sıkıntı, korku gibi stres sebebi durumlar ortadan kalkıyor, azalıyor. Ve bunlar da otomatik olarak fizyolojik yapımızı olumlu etkiliyor.  

Buna rağmen ibadetlerimizin sonuçlarını alamamamızın, faydalarını göremememizin sebepleri, püf noktaları vardır:

Bir kere, aceleci bir yapımız var ve ücretimizi peşin istiyoruz. Oysa ibadetler, verilmiş nimetlerin karşılığı bile değildir! 

İhlâssızlık ve niyetimizin bozukluğudur. Meselâ, yüz özelliği ve faydası bulunan Cevşenü’l-Kebîr’in  faydalarını gaye ve niyet ederek okuruz. Bu durumda o faydaları göremiyoruz, göremeyeceğiz ve görmeye de hakkımız yoktur. Çünkü o faydalar, o evratların (zikir ve duâların) sebebi olamaz. Onlar kasten ve bizzat istenilmeyecek. Çünkü onlar fazlî, lütfedilerek, o halis virde talepsiz terettüp eder. 1 Yani, bizzat istenilmeden Allah, o faydaları lütfediyor, güzel sonuçları otomatik olarak veriliyor. 

Niyetlerimizi yaratan Allah’tır. İbadet, kulluk da yalnız O’na yapılır. Niyetlerimizde de O’nun rızası maksat yapıldığı takdirde, faydalarını lütfeder. 

Bunu şöyle bir örnekle zihnimize yaklaştırabiliriz:

Anne/babamızı severiz. Bunun sebeplerinden birisi; sayısız fedakârlıklara katlanarak bize bakmaları, büyütmeleridir. Ancak, daha sonra, fakir düşer, bize yardım edemezlerse, bu durumda onlara duyduğumuz sevgimizi kesersek, ihlâssızlık etmiş oluruz.

Yağmur namazına ve duâsına da bu perspektiften bakabiliriz: Yağmur namazı ve duâsı bir ibadettir. Yağmursuzluk, o ibadetin vaktidir; yoksa o ibadet ve o duâ, yağmuru getirmek için değildir. Eğer sırf o niyet ile olsa, o duâ, o ibadet halis olmadığından, kabule lâyık olmaz. 2 

Dipnotlar

1- Bediüzzaman, Lem’alar, s. 136.        2- Sözler, s. 287.

Okunma Sayısı: 973
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı