"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bütün yetkileri tek elde toplamak yanlış

Ali FERŞADOĞLU
11 Haziran 2022, Cumartesi
Bir futbol müsabakasını kaç hakem yönetiyor dersiniz?

Eskiden 4 hakem; şimdi ise, 3 video yardımcı olmak üzere 3 hakem daha eklendi. Yani ”22 kişiyi 7 hakem yönetiyor!” Video Asistan Hakemliği ilginç: Müsabaka sırasında orta hakemin verdiği ve yanlış sayılabilecek kararları, video ile izleyerek, orta hakeme iletmekle yükümlüymüş.  

• Bir gazeteyi genel yayın yönetmeni, genel yayın koordinatörü, yazı işleri müdürü, spor ve sair müdürler, Yayın Kurulu, genel müdür, personel, satış, pazarlama, dağıtım müdürleri, vs. 

• Bir okulu, bir fakülteyi, bir üniversiteyi kaç kişi yönetiyor? Bir fabrika, şirketi, holdingi-CIO'u (Chief Information Officer) dahil-kaç kişi yönetiyor?  

Peki, Türkiye’yi? Güçlendirilmiş ucûbe cumhurbaşkanlığı ile bir kişi! Böyle bir saçmalığı nasıl yaptık, nasıl göz yummaya devam ettik, hâlen kimler göz yumuyor? Üstelik sistem de dikta, riyaset-i şahsiye, tek kişiye dayalı. İşte baş idarecinin özellikleri: • Alt yöneticiler de müdür gibi ya da patron gibi düşünür, düşünmek zorunda. • Komuta zincirini takip eder, • Kararların çoğunu tek başına alır, • Bilgiyi saklar, • Pazarlama ya da finans gibi büyük bir disipline hâkim olmaya çalışır, • Uzun zaman talep eder. (Devamlı “bir 4 sene, bir 7 sene daha verin!..” der.) 

Şahsa dayalı yönetim, istibdat/diktatörlüktür. İşler, yukarıdan en alt kademe veya en alt kademeden en üst makama kadar emir-komuta zinciri içinde yürütülür. İşin ehliyle kurumsal meşveret, oylama yok! İşte sonuç, Türkiye’nin hal-i pürmelâli! Alt yöneticiler konuşmaz mı? Konuşur, hatta son sözü onlar söyler: Haklısınız müdürüm, haklısınız başkanım! Bunun için Bediüzzaman, “Riyaset-i şahsiyenin kat’iyen aleyhindeyim.” (ESDE, Nutuk, s. 196.) diyerek her kurumda meşvereti/demokrasiyi, meclisi, şurayı esas almıştır. Hatta, Kur’an‘ı bile bir kişinin tefsir edemeyeceğini, her ilim dalından uzmanların bir araya gelmesiyle yapılabileceğini söyler.  

İşte müstebit sistemin sonucu: “Hakikaten acib ve zevkli bir rüşvet-i umumîyi kanunlar perdesinde bazı memurlara” verir, “ubudiyetin noksaniyetiyle enaniyet kuvvet bulur, nemrutçuklar çoğalır. Bu benlik zamanında, memuriyet hakikatta bir hizmetkârlık olduğu halde; bir hakimiyet, bir ağalık, bir nemrutçuluk ile nefse gayet zevkli bir hakimiyet mertebesini bir kısım memurlara rüşvet olarak” verilir, “kuvvet kanunda olmazsa, şahsa geçer. İstibdad, mutlak keyfî olur. (Emirdağ Lâhikası, s. 386.) 

Ve işte yönetimde ihlâs ve idarecinin ihlâsı: “Hakikî, samimî bir ittifakta herbir fert, sair kardeşlerin gözüyle de bakabilir ve kulaklarıyla da işitebilir. Güya on hakikî müttehid adamın her biri yirmi gözle bakıyor, on akılla düşünüyor, yirmi kulakla işitiyor, yirmi elle çalışıyor bir tarzda mânevî kıymeti ve kuvvetleri vardır.”

(Lem’âlar, s. 165.)

Okunma Sayısı: 1075
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Bülent Bektaş

    11.6.2022 15:24:16

    Yazınızı sesli bir şekilde tüm misafirlerimize okudun çok memnun kaldılar Emeğinize sağlık Tüm misafirlerimizin ayrı ayrı selamlarını iletirim

  • Oğuz Yiğiter

    11.6.2022 10:17:39

    Şu makaleyi okuyup da, beli' ya ya ahi demiyecek bir insaf, vicdan ve iz'an sahibi bir insan tasavvur edemiyorum. Mesele o kadar net, berrak ve mukni ortaya konulmuş ki; daha ötesi hipnotizma ve tehir gücü gibi harikalıklara kalır. Kalemine yüreğine sağlık Ferşadoğlu Hocam... Bize düşen; Üstad'ın tabiriyle, "Tükürün o zamanın gayretsiz ve hamiyetsiz insanlarının yüzüne" diyen istkbal nesillerinin tükürükleri suratımıza gelmemesi için canhıraş bir gayretle ehl-imanı ikazdır. Gerisi; anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az. Tebrikler, dualar....

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı