"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Haberler yaşamayı unuttururken

Ali HAKKOYMAZ
23 Kasım 2019, Cumartesi
Haberlerin bunca tantanasında çok şey kaybediyoruz; ilk sırada kendimizi...

Zaten istedikleri de kıs kıs üstümüze güldükleri de bu... Hedef tamam, diyorlar; boşluğa düşmüşlerle kedi-fare misali oynuyorlar. Makamını yani kendi yerini sen tayin et. İstersen bu haber koşularından uzak durabiliyorsan; dur. Yoksa “yürütüyorlar” ha!

*

Bu haberleri yüz sene dinlemesen ne kaybedersin! 

Bak işte! 

Koskoca sonbahar gelmiş; yaz sessiz sedasız kaybolmuş. Güneş soğumuş. Üzümler, hünnaplar, ceviz, fındık, badem, alıç, iğde, nar, ayva, armut, elma, kızılcık, kuşburnu bahçeleri basmış; biz silâhların Cehenneme çevirdiği haberlerle nereye gitmeyi düşünüyoruz?!

*

Haberler çok gergin... Espri sıfır... Lirik anlatım var; kendinizden geçiren... Didaktik var; hımm... dedirten... Mizah var; yüzünüzü tebessüme büründüren...

Ey anlatımı hiçbir türe girmeyenler! 

Çok gerginsiniz. Hayat kavgadan ibaret değil... Kitaba inananlar; sulh ve sükûna yakın durur. Haydi rahatlatayım hayallerinizi: Dünya çok fani ve ölüm her köşe başında...

*

Dünyanın gözyaşını dindiremiyorsunuz.

Sizsiniz üstelik ağlatan...

Soluyor çocukların yüzü. 

Anneler hıçkırığa gömülmüş;

Ömer’ini bekliyor mazlumlar.

*

Bir de bu bol bol futbol haberleri ne; biliyor musunuz? Başarısızlıkları örtmek için iyi bir sığınak... Ama gerçeklerin attığı goller öylesine yırtıyor ki fileleri... Kartondan kalelerinizi yıkıp geçiyor. 

Saklanın ve saklayın; nereye kadar?!

*

Haberleri merak ediyorsun; geç!

“En son haber...” sensin;

“Nasılsın, ne haldesin?!...”

Haberlerin neresinde varsın?!...

Sokaklar ne kadar benziyor sana?!..

Hele meydanlar?!...

Gökyüzüyle, rüzgârla, kuşlarla konuşsana!

“Haber...” diyorsun ya:

Ölümü hatırlamak ya da unutmak...

O kadar!

*

Haberler can sıkıcı...

Haberler sanal...

Bir demli çay kadar kokusu yok!

Haberler paslanmış bir zaman gibi...

*

Bu ne kadar kanlı haber! Paylaşılamayan ne acaba! Bu hangi; nefsi Firavunlaşmışlar dünyayı ateşe atıyor! Gandi’nin, Said Nursî’nin “kavgasız” dilini yürürlüğe koymak gerekiyor. 

Dünya, nefsine tapanlara terk edilebilir mi!

*

Korkum şu: Bu, Habîr’den habersiz haberlere kendimizi kaptırırken... Haydi, dünya işiniz bitti, dendiğinde... şaşkınlığımızın ölçüsünün büyüklüğünü hesap edebilir miyiz!... 

Said Nursî siyasete, gündelik gevezeliklere dönüp bakmıyor.

Talebeleri bunu yeniden ve iyice düşünmeli... İçerde ve dışarda bu kadar meşhur biri siyasetle ilgilense; istediği makama gelebilirdi. Şöhrete, paraya, makama itibar etmedi. Sürüldü, hapsedildi, bütün bir ömrü -kendisinin de ifadesiyle- harp meydanlarında, esaret zindanlarında geçti. Dünya zevki namına bir şey bilmedi. 

Derdi; aklı, kalbi aç bu dünyayı doyurmak; insanı kendine duyurmaktı. İnsanı insandan kaçıran, yaşama ve yaşatma sevincinden uzak haberlerle Said Nursî’nin işi olmazdı; olmadı da. 

Bu haberler hayatı/yaşamayı unutturuyor. Hayata Esma penceresiyle bakmıyor, bakamıyor; bıktırıyor. Her gün her gün “ aynı” haber m’olur!

Okunma Sayısı: 900
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı