"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İnsanlık ülkesi’nin anahtarı

Ali HAKKOYMAZ
17 Ocak 2026, Cumartesi
Dünya bir kandil, bir nur, bir aydınlık, bir kurtuluş, bir huzur, bir bahar bekliyor. Denemediğimiz yol kalmadı.

Bütün yollar, bir saadetli yola/medeniyete çıksın istiyorsak Medine'deki misafirin kimliğini kimliğimiz eylemeliyiz. Yoksa kim'liğimize kimse bakmayacak; bakmıyorlar zaten. Dönelim o zaman Medine'ye... Medenîliğe yani...

Şöyle tertemiz… Anadan yeni doğmuş gibi… Çocuklar gibi (yalansız, riyasız, hırssız, hasetsiz, gıybetsiz, mert, cömert, hesapsız) olabiliriz. Hazır gelmişken kandil; ser dua mendilini de…

İste de iste!

Mi’rac; sonsuz bir ilâç... Her derde devâ...

Bildik ki fakirliğimiz; zenginliğimiz... Bu çok zor... Bu çok kolay bulmaca! Mi’rac; sonsuz taç...

Kandil benim mendilim… Gecelerimi serdiğim... Dualarımı derdiğim... Terk ettiğim dünyayı... Ne de hızlıymış her şey dediğim... Koca koca binaları görmediğim... Gecelerin aydınlık olduğunu bildiğim... Yıldız yıldız güldüğüm... Kış  gibi öldüğüm... Bahar gibi dirildiğim... Aynalarda kendimi gördüğüm... Hafiflediğim...

Mi’rac; insanlığın başına takılan bu ulu taç... Secdeler, secdeler, secdeler... Alnıma sürdüğüm sonsuz ilaç...

Ruhum her daim O Sonsuz'a aç... Bu âciz, bu fakir hep O'na muhtaç...

Ettehiyyatülillah...

Mi’rac; er ân açık o kapı… Anahtarı? İçinde bir yerde… Her derde deva orası…Âb-ı hayat… Âb-ı Kevser… Daya kalbini…

Kana kana iç. Sonsuz durak burası…Artık, sevincin zirvesi… Aşkın ötesi… Duy/dun o sesi. Mi’rac… Bu ben ki sonsuz aç… Bu ben işte sana muhtaç…

Mi’rac; sonsuz yükselişin yolu, adresi, neşesi... Dostluğun zirvelendiği en nurlu zaman... Mülakatın, görüşmenin, muhatap olmanın, buluşmanın ta kendisi... Sunulmuş/sunulacak bütün hediyeler için teşekkürün; her şeyin sahibine iletildiğini bilmek saadeti... Ötesi bana kalmış; yol açıldı ya... Secdeleri ne kadar cilalarsak; alnımız o kadar ak olacak.

Bana mı öyle geliyor; ortalık kandil sükûneti... Ne kadar ihtiyacımız varmış meğer; kendimizi dinlemeye! Çok yorulduk; çok! Kafamız ambale oldu. Kalbimiz katılaştı. Ah, şu dünyayı ebedî sanmalar ve ebedî yanılmalar... Eskiye dönemeyiz de geldiğimiz yerde de fakirimiz perişan, zenginimiz şaşkın... Bu kadar huzursuzluğa ancak büyük gayretlerle gelinirdi; geldik. Böyle bukalemun günlere geleceğimiz; aklıma gelmezdi.

SEYR Ü SÜLÛK

Zamanları mekânları aşıp…

Yaklaşıp yaklaşıp yaklaşıp…

Hayretin sonsuz duraksızlığında…

«

Ötelerin ötesine, ötesine…

Bütün isimlerin harmanında…

Daha yok böyle bir seyr ü sülûk…

«

Yol bu demek yolculuk bu…

Görünen görünmeyen ne varsa… Perdelerin 

önünde ve arkasında…

«

Gitmek bu demek gelmek bu…Karanlıkların 

aydınlığa büründüğü…

Ve bir anahtar elinde bütün kapıları açan…

«

Kapanıp kalmıştım içime bir zaman.

Bir “hayat” vardı ne olduğunu bilmediğim…

Hele bir “ölüm” ki önümde; ürperdiğim…

«

Bir hüzne düşmüştü yüreğin…

Birer birer gidenlerin derin acısından

Fânîlik yarasının yaraladığı gönlün..

«

Nasıl bir istekti ki sendeki; sonsuz el…Elinden 

tutup gözünün gönlünün sonsuz açıldığı…

Bu yüzden (mi) yüzündeki o bitmeyen tebessüm!

«

O sonsuz yoldan, o seyr ü sülûktan…

Açlığıma, susuzluğuma, aşksızlığıma…

Getirdiğin o âb-ı hayatın, o bitmeyen 

aşkın sermestiyim.

«

Anladım; bilmediğim beni bana getirdin.

Kendini unutup O’na uçtuğun kanatlardan…

Bana da taktığın için selâm sana ey en insan!

Okunma Sayısı: 137
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı