"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kedilerin mırmırları “Yâ Rahîm, yâ Rahîm” diyor

Cenk ÇALIK
26 Ekim 2019, Cumartesi
Bediüzzaman Hazretleri, kedilerin mırmırlarını, şu şekilde tercüme ediyor: “Evet, hazin mırmırlarını dikkatle dinlesen, “Yâ Rahîm, yâ Rahîm” çektiklerini anlarsın.’’ (Bediüzzaman Said Nursî, Şuâlar, s. 492-493)

Burada kedilerin bereketinden istifade ettiğini ifade ederken zikirlerini de deşifre ediyor. Bu deşifre çok ehemmiyetli olduğu gibi, başka yerde böyle bir keşfe, böyle bir bilgiye sahip olamadığımız düşünüldüğünde kıymeti bir kez daha anlaşılır.

Bu satırları okurken bizler “Yâ Rahîm, yâ Rahîm” mırıldanmalarını duymadığımızı içimizden geçiriyor olabiliriz. Bunun mantıklı izahatını nasıl yapabiliriz? 

İki sebebi olabilir diye düşünüyorum: 

İlki bu zikirlerden daha önce haberimiz olmadığı için çok fazla dikkat etmemiş olabiliriz.                 

Nitekim Yirmidördüncü Sözün haşiyesinde bu durum şu şekilde ifade edilir:

”Hattâ birgün kedilere baktım. Yalnız yemeklerini yediler, oynadılar, yattılar. 

Hatırıma geldi: ‘Nasıl bu vazifesiz canavarcıklara mübarek denilir?’ Sonra gece yatmak için uzandım. Baktım, o kedilerden birisi geldi, yastığıma dayandı, ağzını kulağıma getirdi, sarih bir surette “Yâ Rahîm, yâ Rahîm, yâ Rahîm, yâ Rahîm“ diyerek, güya hatırıma gelen itirazı ve tahkiri, taifesi namına reddedip yüzüme çarptı. 

Aklıma geldi: “Acaba şu zikir bu ferde mi mahsustur, yoksa taifesine mi âmmdır? Ve işitmek yalnız benim gibi haksız bir muterize mi münhasırdır, yoksa herkes dikkat etse bir derece işitebilir mi?” Sonra, sabahleyin başka kedileri dinledim. Çendan onun gibi sarih değil; fakat mütefavit derecede aynı zikri tekrar ediyorlar. Bidâyette hırhırları arkasında “Yâ Rahîm“ fark edilir. Git gide hırhırları, mırmırları aynı “Yâ Rahîm“ olur; mahreçsiz, fasih bir zikr-i hazîn olur. Ağzını kapar, güzel “Yâ Rahîm“ çeker. Yanıma gelen ihvanlara hikâye ettim. Onlar dahi dikkat ettiler, “Bir derece işitiyoruz” dediler…’’ (Bediüzzaman Said Nursî, Sözler, s. 372)

Görüldüğü üzere “Yâ Rahîm“ zikrini Üstad Hazretleri talebelerine anlatıp, dikkat ettiklerinde bir parça da olsa işittikleri anlaşılıyor. Demek ki, bu gözle bakmak, bu düşünceyle dinlemek bu zikri duymamıza vesile olabilir.

İkinci sebebi ise, gıdanın helâl olması gereğidir. Nitekim Üstad Hazretleri’nin ziyaretine gelen bazı talebeleri, sohbet esnasında kedisinin aşikâr bir şekilde “Yâ Rahîm“ zikrini duymuşlardır. Bu duruma şaşıran talebelerine Üstad Hazretleri “Sizin kediniz de böyle ‘Yâ Rahîm’ der mi mollalar? sorusu üzerine “Yok efendim’’ şeklinde olmuştur. 

Üstadın bu cevaba karşı: 

‘Der mollalar, der’ “Ama sizin kedilerin boğazından haram lokma geçtiği için ağzı gargur eder, Ya Rahim’i tam çıkaramaz.’’ (Necmeddin Şahiner, Son Şahitler 3. Cilt, s. 433)

Anlaşılan o ki haram lokma sadece insanları değil, hayvanların da kimyasını bozuyor, kulluğunu, ibadetini menfi yönde etkiliyor. Zira o haram lokma vücuda alındığında artık kanımızda dolaşmaya başlıyor ve bizim bir parçamız oluyor. Bu da maddî hayatımıza tesir ettiği gibi elbetteki manevî hayatımıza da olumsuz tesir bırakıyor.

Tam bu noktada yukarıda ifade edildiği gibi aklımıza gelen bir soruya açıklık getirilmesi son derece önemli: 

“Sonra kalbime geldi: “Acaba şu ismin vech-i tahsisi nedir? Ve niçin insan şivesiyle zikrederler, hayvan lisanıyla etmiyorlar?” Yani neden “Ya rahim’’ zikri ve neden kendine mahsus hayvan lisanıyla değil de insan diliyle bu zikir okunuyor?” (Bediüzzaman Said Nursî, Sözler, s. 372)

Cevabı şu şekilde veriliyor: “Kalbime geldi: Şu hayvanlar çocuk gibi çok nazdar ve nazik ve insana karışık bir arkadaş olduğundan, çok şefkat ve merhamete muhtaçtırlar. Okşandığı vakit, hoşlarına giden taltifleri gördükleri zaman, o nimete bir hamd olarak, kelbin hilâfına olarak esbabı bırakıp, yalnız kendi Hâlık-ı Rahîminin rahmetini kendi âleminde ilân ile, nevm-i gaflette olan insanları ikaz ve “Yâ Rahîm“ nidâsıyla, kimden medet gelir ve kimden rahmet beklenir, esbapperestlere ihtar ediyorlar.’’ (Bediüzzaman Said Nursî, Sözler, s. 372)

Evet, gaflette olan ve olayları sebeplere bağlayanlar var. Bu insanların bildikleri, anladıkları lisan ile ikaz ve ihtar edilmeleri gerekiyor. Kedilerin “Yâ Rahîm’’ demesi bu vazifenin ifa edilmesini sağlayarak da ciddî bir ibret levhası, etkili bir ikazcı hükmüne geçiyor.

Elbette, kedilerin sadece ibadetleri “Yâ Rahîm’’le sınırlı değil. 

Üstad Hazretleri Kastamonu Lâhikası’nda bu keyfiyetleri biraz daha açmaktadır:

“Re’fet Beyin bizi hayrete düşüren hayretli ve garip mektubunun baştaki kısmı, Lâhikaya, medâr-ı ibret olarak yazıyoruz. Ve bilhassa “Ene ve Zerre namındaki Otuzuncu Sözü her mü’minin ezber etmesi zarurîdir” demesi; ve o eserin kıraatinden sonra Barla’da Abdurrahim namını kazanan ve “yâ Rahîm, yâ Rahîm” zikrini bize işittiren mübarek kedinin bir kardeşi olarak diğer bir kedi, ezan-ı Muhammedîyi (asm) müştâkane, insan gibi dinlemesi, bize de sizin kadar hayret ve sürur verdi. Ve ezan-ı Muhammedîyi (asm) tam zuhuruna işaret müjdesi telâkki ettik.’’ (Bediüzzaman Said Nursî, Kastamonu Lâhikası, s. 247)

Görüldüğü üzere Üstad Hazretleri kedilerin hem zikirlerini, hem ezanı nasıl dinlediklerini keşfedip nazara veriyor ve hem de bu durumu nasıl yorumlamamız gerektiğinin yolunu gösteriyor, dersini veriyor, formülünü geliştiriyor! 

Bazı kediler Ezan-ı Muhammedîyi (asm) “istekli ‘’ve “insan’’ gibi dinliyorlar. Bu durumla da çok karşılaşılmadığı içinde ve daha önce bilmediğimiz bu gerçekleri öğrenmek de insanda Rabbimize karşı hayret ve muhabbet duygusunun artmasına vesile oluyor. Rabbimizin azametinin tecellilerini görmek tabiî olarak  bize müsbet yönde tesir ediyor. 

Dolayısıyla bir kedi ile karşılaştığımızda veya gördüğümüzde böyle bir müjdenin habercisi olduğunu anlamamız gerekiyor.

Not: Konunun detayını, Euronur.tv ve Yeni Asya sitelerinde yayınlanan “Bereketiyle gelen kediler” adlı video dersimizi izleyebilirsiniz.

Okunma Sayısı: 18156
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı