"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ankara’nın son “NATO kırılması”

Cevher İLHAN
07 Aralık 2019, Cumartesi
Özellikle dış politikadaki başarısızlıkların perdelenmesi hesâbına “iktidara ilişik medya”da her defasında propagandalarla kamuoyu yanıltılıyor; en son Cumhurbaşkanı’nın NATO’daki temaslarının övgülerle peşinen “büyük başarı!” ve “diplomatik zafer!” olarak propaganda edilmesinde olduğu gibi.

Oysa sonuçlara bakıldığında Türkiye’nin ortaya attığı teklif ve şartlarının hiçbirinin yerine getirilmediği görülüyor. En çarpıcısı da, Cumhurbaşkanı “çok iyi geçti” dese de zirve öncesi Londra’ya hareketi öncesinde koştuğu ‘NATO müttefiklerinin YPG’yi terör örgütü olarak kabul etmemeleri durumunda NATO’nun Rus saldırısına karşı askerî operasyonu ihtiva eden ‘Baltık plânı’nı kabul etmeyeceğiz, plâna karşı çıkmaya devam edeceğiz” şartından cayılmış olunması.

Zirve sonrası Litvanya Cumhurbaşkanlığı’nın “Türkiye Baltık plânı’na onay verdi açıklaması, “sonuç bildirgesi”nde “Türkiye, NATO’nun Baltık Plânı’nı kabul etti” ibâresi Ankara’nın veto hakkını kullanmadığını ortaya koyuyor. 

Bundandır ki Londra’da gazetecilere, “Türkiye’nin ‘savunma planı’na destek için kendilerinden bir talepte bulunmadığını” belirten Litvanya Cumhurbaşkanı Nauseda’nın “Kimse bizden bir şey istemedi, gösterdiği dayanışma için hepimiz Erdoğan’a teşekkür ettik” memnuniyeti ve NATO Genel Sekreteri Stoltenberg’in “plânda mutabık kaldık” ikrarı tam bir garabet olarak kayıtlara geçiyor. 

YPG, “TERÖR ÖRGÜTÜ” TANINMADI!

Özetle, Cumhurbaşkanı’nın Ankara’da “asla kabul etmeyiz” diye veryansın edip rest çekmesine karşı Londra’da kapalı kapılar arkasında bu konuda da “NATO üyelerinden bir şey istenmemiş”!

Bundandır ki Cumhurbaşkanı’nın “olmazsa olmaz” olarak ileri sürdüğü Suriye’de YPG’nin de terör örgütü” olarak tanımlanmasının “Londra Deklerasyonu”nda “terörizm bütün türleri ve tezâhürleriyle hepimiz için tehdit olmaya devam ediyor” cümlesiyle geçiştirilmiş.

Yine “Türkiye NATO üyesi olarak iyi işler yapıyor” diyen, tweetleriyle Amerikan Kongresi üzerinden hâlâ “yaptırım” tehditlerini savurmayı sürdüren Trump’un ifadesiyle ABD’nin PYD / YPG’ye her türlü silâh ve mühimmat desteğini verdiği, hâlen Amerikan askerlerinin militanlarla devriye gezerek bölgede işbirliğinin devam ettiğinin teyidi olurken, Fransa Devlet Başkanı Macron’un açıklamasıyla bu ülkenin de YPG’yi terör olarak görmemesi, Ankara’nın bu “kırmızı çizgisi”nde NATO üyelerini dahi ikna edemediğini; tam tersine Erdoğan’ın “ikna edildiği”ni gösteriyor.

Keza S- 400’ler konusunda da Türkiye’nin “entegre tezi” kabul görmemiş. NATO’nun “YPG’yi tanımlama” konusunun zirvede görüşülmediğini bildiren NATO Genel Sekreteri’nin “Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerinin NATO savunmasına hiçbir zaman entegre edilemeyeceğini” yüksünmeden söylemesi, Cumhurbaşkanı’nın bizzat yürüttüğü “Ankara’nın tezi”nin NATO mahfillerinde ne denli hafife alındığının göstergesi. 

Neticede, Türkiye’nin Türkiye’nin Fırat’ın doğusunda birlikte devriye gezdiği, doğalgaz boru hattı ve büyük enerji işbirliklerini yaptığı komşu Rusya’nın hâlâ “baş tehdit” görülmesi oy birliğiyle “onaylanmış.” Ve “YPG’nin terör örgütü” olarak kabul edilmesi teşebbüsü diplomatik dille geçiştirilirken, diğer yandan NATO Genel Sekreteri’nin “ilk kez ittifakın doğusuna güç konumlandırıyoruz” sözleri ise NATO’nun Suriye’ye müdahalesini sözkonusu ediyor.

“TÜRKİYE, NEDEN VETO HAKKI”NI KULLANMADI?

Ve bu vaziyet, Suriye krizinde, Türkiye’nin halen işbirliği yaptığı, ateşkesle barış ve istikrarı esas alan “siyasî çözüm”de garantör olan başta Rusya ve İran’ın rağmına “Astana ve Soçi mutâbakatları”nın tasfiyesi anlamına geliyor.

Dahası, Suriye’de iç savaş, kargaşa ve kaosun yeniden alevlendirilmesiyle Türkiye’nin ve komşu ülkelerin Adana mutâbakatı” zemininde “Astana mutâbakatı”yla ve bölgesel işbirliğiyle “Suriye’de siyasî çözüm”le barış ve istikrar perspektifini berhava ediyor. 

Bu arada Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki sondaj emrivakilerine karşı Libya’yla “Güvenlik ve Ekonomik İşbirliği”ne bigane kalınmakla belli ki örtülü olarak reddedilmesi diğer bir kırılganlık. 

Ve bütün bu kırılmalar, Ankara’dakilerin neden duruşlarından ve vaad ettiklerinden geri adım attıkları sorusunu sorduruyor. Gerçekten, NATO üyelerinden ne alındı ve neyin karşılığında “YPG’nin terör örgütü olarak tanımlanması”ndan vazgeçilip “veto hakkı”nı kullanılmadı?

Hülâsa, istifhamlarla biten NATO zirvesinde, siyasî iktidar sözcüleriyle “yandaş yorumcular”ın abartılı iddialarının aksine, Türkiye’nin beklentilerini karşılayacak hiçbir sonuç çıkmış değil.

Gerisi lâf-û güzaf…

Okunma Sayısı: 2315
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı