"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Cemaatler bu süreçten ders çıkarmalı

09 Kasım 2021, Salı
Bağımsız ve mesafeli duruşunuz ile var iseniz, bu bir kıymet ifade eder. Aksi takdirde siyasî iktidarların arka bahçesi olursunuz. Hizmetlerinizin samimiyeti de sorgulanır hale gelir.

Öncesi ve sonrasıyla 15-20 Temmuz süreci ve Yeni Asya -7-
Yeni Asya Araştırma Merkezi

***

Cemaatler siyasetin arka bahçesi olmamalı

Gazete Duvar’a röportaj veren gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni Kâzım Güleçyüz, son dönemlerde yaşanan hadiseleri değerlendirerek, “Cemaatler siyasetin arka bahçesi olmamalı” uyarısında bulundu. 

Genel Yayın Müdürümüz Kâzım Güleçyüz, Gazete Duvar muhabiri Sadık Güleç’e verdiği röportajda, Gülen Hareketiyle ilgili bir soruya “1974’ten beri ayrıyız. Çok güçlendikleri dönemde kendileri dışındaki herkesi dışlayan bir anlayış içinde oldular. Özellikle üst kademedekiler için söylüyorum. Tabiî söylenecek çok şey var, ama… Bizden kopan bir hareket aslında, 74 yılına kadar içimizde yer alan bir kişi. Gazetemizde yazıları çıkan hatta o dönem bir kitabını neşrettiğimiz bir isimdi Fethullah Gülen. Sonra yolunu ayırdı. Kendine göre bir yol tutturdu gitti. Ama bizim söyleyegeldiğimiz şudur. Şu anda yaşanan sıkıntılar neyse bunların altında bizim yaptığımız ikazlara kulak verilmemesi yatıyor” şeklinde cevap verdi. 

O zaman araç, amaç haline dönüşüyor

Güleçyüz şöyle devam etti; “İki tane örnek vereyim. Bir tanesi devlette kadrolaşma. Bu doğru bir şey değil. Özellikle kritik kurumlarda, askeriyedir, emniyettir, yargıdır. Bir yere gelmek için cemaat mensubiyeti değil, liyakat ve ehliyet esas olmalı. Ama burada o ölçü aşıldı. Tamamen tekelci bir kadrolaşma anlayışı güdüldü. Ve kendileri dışındakileri küçümseyen, dışlayan, bir yaklaşım sergilendi. İkincisi de Risale-i Nur hareketinin en önemli prensiplerinden bir tanesi ‘istiğna” diye ifade edilen kimseden bir şey istememektir. Bu Kur’ân’da peygamberlerin özelliği olarak da ifade edilir. Yani ben yaptığım tebliğ karşılığında hiçbir ücret istemem. Cemaat olarak varlık sebebiniz doğruları hakikatleri topluma anlatmak, inançlı nesiller yetiştirmek. Ama bunu finans boyutuyla devletten olsun bir başka yerden olsun, o himmet toplantıları denilen mekanizma ile, o istiğna düsturundan uzaklaşıp bir ticarete çevirirseniz, bugün yaşanılan sorunlar karşınıza çıkar. Bu ihlâsı da kırar. Çünkü bu hizmetlerin Allah için yapılması gerekiyor. O zaman araç amaç haline dönüşüyor. Kuruluş hedeflerinden varoluş hedeflerinden uzaklaşılıyor.”

Bu ilişki sağlıksız bir ilişki 

Güleçyüz açıklamalarına şöyle devam etti: “Gülen cemaatinin başına gelenler söylediğiniz yaklaşımın tam oturduğu bir örnek oluyor. Onlar da dindardı. Hani cemaatin üç kesimi, ibadet, ticaret, ihanet deniyor. Ama mağdur olanlar o ibadet kısmında olanlardı. İşten atıldılar, devletten çıkarıldılar vs. Yani dindar insanların, dindarlar eliyle baskıya maruz kalabileceğinin çok yakıcı örneklerini yaşadık. Cemaatler Cumhuriyet’le birlikte farklı bir yapıya büründü. Başlangıçta bir mesafe vardı. Daha sonra siyasî iktidarlara verdikleri destek oranında kazanımlar elde etmeye çalıştılar. Bu yaklaşımla CHP’ye destek veren cemaatleri de gördük. Daha çok belki sağ partilere destek verdiler. Ama onlarla olan ilişkiler bile belli bir mesafedeydi. İlk defa AKP iktidarının yanında ve büyük oranda arkasında durdular. Bu ilişki sağlıksız bir ilişki. Cemaatlerin bir siyasî parti ile bu kadar kendilerini bütünleştirmeleri kendilerine zarar veriyor. Kendi varlıklarını tartışılır hale getiriyor. Yine Gülen hareketi üzerinden örnek verecek olursak işler bu noktaya gelmezden evvel, iktidarla en çok iç içe olan gruptu. Ama ne hale geldiklerini gördük. Buradan diğer cemaatlerin de çıkarmaları gereken dersler var. Siz kendi bağımsız mesafeli duruşunuz ile var iseniz, bu bir kıymet ifade eder. Aksi takdirde siyasî iktidarların arka bahçesi olursunuz, oy deposu olursunuz. Yani bir takım imkânlar karşılığında bunu yapıyorsanız, hizmetlerinizin samimiyeti de sorgulanır hale gelir. Tamamen bağımsız olmaları lâzım.

Özgürlükler sadece başörtüsünden ibaret değil

28 Şubat’ın etkilerine de değinen Güleçyüz, “Özellikle 28 Şubat sürecinde yapılanlar o kesimde çok ciddî travmalar oluşturdu. Ondan hâlâ çıkılabilmiş değil. O psikoloji hâlâ etkili. Ama biz diyoruz ki, evet başörtüsü yasağı bir haksızlıktı. Zulüm yapıldı. Şimdi o zulüm ortadan kalktı. Ama özgürlükler sadece başörtüsünden ibaret değil. Bizim gibi düşünmeyen insanlar da özgürlüklerden istifade etmeli. Burada onlardan ayrılıyoruz. Sadece benim sıkıntımı gider ondan sonrası bizi ilgilendirmez anlayışı bizim kabul edebileceğimiz bir anlayış değil. Tabiî yeni sistemde yalnızca siyasal iktidar ya da mütedeyyin insanların dışındaki kesimler zorluk çekecek gibi bir yaklaşım da doğru değil. Sonuçta merkezi güçlü bir iktidar kendisinden farklı düşünen herkese müdahale edebilir. Farklılık denilen olgu mutlaka laik ya da seküler kesimleri kapsayan bir şey değil. Gülen cemaati de muhafazakâr dünyanın içindeydi. Ama yaşananlar ortada” ifadelerini kullandı. 12 Nisan 2017

Fetöcülük ithamı ahlâksızca bir iftira

Yasaklı kitaplar kavramının yeniden gündeme geldiği bu günlerde Yeni Asya Gazetesi Genel Yayın Müdürü Kâzım Güleçyüz Risale-i Nurlar hakkında geçmişte 2 binden fazla dâvâ açıldığını ve hiçbir zaman yasak kararının çıkmadığını vurguladı. 

15 Temmuz Darbe Girişimi’nin ardından çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) gözaltına alınan binlerce kişinin evlerinde ele geçirilen Fethullah Gülen’e ve bazı yayın evlerine ait kitaplar suç delili olarak kabul edildi. Yasaklanan kitaplar listesine alınan bu tür kitapları insanlar evlerinden çıkararak çöp konteynırları veya sokaklara bıraktı. Bazı illerde korkan ve endişe duyan vatandaşlar Risale-i Nurlar’ı bile sokaklara bırakmaya başladı. Yeni Asya Gazetesi Genel Yayın Müdürü Kâzım Güleçyüz KRT Televizyonuna telefonla bağlanarak yaşanan hadiseleri değerlendirdi. Yasak kitap kavramı tarihe gömülmüş olmalıydı diyen Güleçyüz, “yeniden yasak kitap uygulamasının birtakım insanları korkutması ciddî bir durum. Yazıldığı tarihten itibaren Türkiye’de yasaklanması için en çok uğraşılan kitap Risale-i Nur’dur. Fakat hiçbir zaman yasak olmadı. Tek parti dönemi daha sonraki dönemler, ihtilâller ve darbe dönemleri. 2 binden fazla dâvâ açıldı ve bunların hiçbirinden yasak kararı çıkmadı. Hiç bu noktaya gelinmedi” dedi. 

Yöneticiler kendilerini sorgulamalı

Sivas’ta yaşanan Risale-i Nurlar’ın sokağa bırakılmasını değerlendiren Güleçyüz, “yaşanan durum umut ediyorum ki bireysel ve evhama kapılan birtakım insanların psikolojisinden kaynaklanan bir şeydir. Büyük bir ekseriyet bu kitapları okuyan milyonlarca insanın böyle bir tedirginliği yaşadığını düşünmüyorum, fakat Türkiye’de bu psikolojinin oluşması sorgulanması gereken bir durum. Yöneticilerin ‘biz ne yaptıkta insanları böyle düşündürdük’ diye kendilerine sormaları gerekli bir konu” ifadelerini kullandı. Nurculuk Hareketi’nin mazisi Cumhuriyetin öncesine dayanır ve bu hareketin milyonlarca mensubu var diyen Güleçyüz,  “buna benzer bir ortamı buna benzer bir gerilimi şimdiye kadar hiç yaşamadık. Tek parti döneminde, ihtilâl dönemlerinde çeşitli baskılar oldu, ama böylesini hiç görmemiştik” şeklinde konuştu.

ESKİDEN BİZİ ELEŞTİRENLER BUGÜN ‘FETÖ’cülükLE itham EDİYOR

Gülen Hareketiyle Nurculuğun aynı görülmesine tepki gösteren Güleçyüz, “Risale-i Nur hareketinin devleti ele geçirmek devlette kadrolaşmak gibi şu anda Fethullah Gülen Hareketine isnat edilen darbe bağlantısı gibi ilişkilere girmek gibi bir gündemi hiçbir zaman olmamıştır, böyle bir suçlama da hiçbir zaman isnat edilmemiştir” dedi. Sosyal ağlarda isnat edilen ‘FETÖ’cü’, Kripto FETÖ’cü’ gibi suçlamaların sorulduğu Güleçyüz şu cevabı verdi: 

“Hedef göstermeler son derece temelsiz aşağılık iftiralardır. Ve bu  iftiraların sahipleri hiçbir şekilde ahlâkî bir standarda, ölçüye sahip olmadıklarını gösteriyorlar. Biz 1974’ten bu yana yani Fethullah Gülen’in ayrıldığı tarihten itibaren bu farklılıklarımızı vurgulayarak geldik. Hadiseler bu noktaya gelmeden önce, Fethullah Gülen Hareketiyle içli dışlı olup bize niye eleştiriyorsunuz diyenler, şunda bizi ‘FETÖ’cülükle suçluyorlar. Bu çelişki bu tuhaflık gözden kaçmaması gereken bir tuhaflıktır. Biz hiçbir zaman öyle bir beraberlik içinde olmadık. Bunu da kaç kere deklare ettik. Bu tamamen iftiradır.” 24 Eylül 2016

DEVAM EDECEK

Okunma Sayısı: 1401
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Mehmet Türeli

    9.11.2021 05:28:02

    Yeni Asya ve yazarlarını fetoculukla suçlayanlar özür dilemelidirler..

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı